Kültürel değerler, bir milletin ortak yaşam kodlarıdır. Bu alana ilişkin en önemli unsurlar; gelenek, görenek, inanç ve dolayısıyla bütünlükçü etnonim kalıtlardır. Her milletin tarihinde sahip olduğu bu değerlerin, sosyal yaşama yansıyan göreceli kutlamaları, bayramları, festivalleri vardır. Kürtler, tarihsel süreci içerisinde yaşanılmış önemli olayları, dini inançlarını, örf ve adetlerini anmak için özel günler vücuda getirmişlerdir. Bunların çoğu unutulmuşsa da, halen yaşatılanları arasında şunları sayabiliriz: Sersal (27 ya da 13 Aralık), Kalê Xızır/Hıdırellez (5-6 Mayıs), Vartavar/Berxvan (15 Temmuz), Beran Berdan (24 Ekim), Hijdehî (28-31 Mart), Kosegelî (20-30 Mayıs), Heftemal (2 Mart), Drindêz (Hıristiyan Kürtlerce kilisede yapılan ayinler), Cejna Civatê (6 Ekim, Êzdai Kürtler), Ciwgur (11-18 Mart), Mîregan (3 Ekim, Gül festivali) ve benzeri bayramlardır.

Bütün bu kültürel artıların anası ise tartışmasız Newroz'dur. Kendisi de bir Ehl-i Haq mensubu olan Ömer Hayyam'ın (1048-1131), Medleri ele aldığı eserinin adı 'Newrozname'dir. Yine Batıni felsefede; İhvan'ul Sefa ve Karmatilerin (946-1055), felsefik yapısında ve ilgili yazılı kuramlarında Newroz, 'başkaldırı günü' olarak yer almıştır. Yani "Ayaklanıp, başkaldırılacak ve savaş meydanlarına çıkılacaksa, mutlaka Newroz günü seçilmelidir" disturu bulunmaktadır. Kürt klanları arasında Newroz; Cejna Serê Salê, Sala Nû, Nevrow, Sersal, Cejna Tolan, Êzîdîlerde Serîsal, Îda Sersalê ve Seîsalî benzeri yerel isimlerle de anılır.

Kürt antikitesi içerisinde Newroz'un derinlikli ögeleri, özellikle Kürt klanlarının bağlı oldukları Batıni Aleviliğinin (İtiqat ê Rêya Heq) temel taşlarına işaret etmektedir. Alevi literatürüne ait çoğu temel deyimlerin ve ritlerin, yol erenleri tarafından Newroz eksenli geliştirildiği görülmektedir. Birazdan da gösterileceği gibi Newroz meydanı, adeta batıni Alevilerin Ayin-i Cem meydanı gibidir. Yerimizin darlığından ötürü, maalesef bunlardan sadece birkaçını nazarı dikkate sunacağız!

Antik Mezopotamya'da Kürtçe ve Farsça bir kavram olan Newru(o)z iki ayrı kelimeden terkip edilmiştir. New; 'yeni', ru(o)z; 'gün'; yani 'yeni gün' demektir. Dolayısıyla yılbaşının bu ilk gününe, 'yeni gün' anlamında Newroz veya Newruz denmiştir. Kürt, Fars antikitesinde Newroz'un yazılı mitik aktarısı Firdevsi'nin (940-1020),  977-1010 yılları arasında, Avesta metinlerinde ve sözlü gelenekte derlediği bilgilerle tamamladığı  60 bin beyitten oluşan Şahname'sinde, Kral Cemşid babında yer almıştır. "Buyruk sahibi padişah o tahtın üzerinde, havanın ortasında parlayan güneş gibi otururdu. Herkes tahtının etrafında toplandı. Dünya, onun talihindeki parlaklığa hayran oldu. Cemşid'in üzerine mücevherler saçtılar ve bugüne 'Nevruz' adını verdiler" (Firdevsi, 1992: 42). Cemşid, M.Ö. 1896-1176 yıllarında, bir rivayete göre 700 yıl yaşayan Guti'lerin (M.Ö.3000) bir uzantısı olan Kürt Kassitlerin kralıdır (Bender, 1991:135). 

Yeni günün başlangıcı olan Newroz'un ilk günü, 21 Mart'tır. Bu vesileyle Mart ayı, antik Kürt tarihinde Zerdüşt inancının da kutsanan simgesi olan Adar/Ateş ayıdır. Kürtçe bir deyim olan 'Ateş' yani Atar, aynı zamanda Avesta'daki Yazata'dır. 'Yazata', günümüz literatüründe 'yaratıcı melek, yaradan' Yezda, Yezdan'dır.  Batıni manada kalpteki ateşi simgeler. Bu vesileyle batıni Alevi süreginde Ali için 'Allah'ın Arslanı' anlamına gelen  Kürtçedeki 'Yezdan Şer' ya da 'Şer-i Yezdan' denilerek, bir antik Ari kültü olan baş melek 'Yezdan' Ali örtüsü altında böylece gizlenmiştir. Ayin-i Cemler'de 'cerax uyandırma' deyimiyle yakılan çıra/ateş, bir nevi Cem'in Cemşid'ini temsil etmektedir. Eskiden Newroz gününe (21 Mart) has bağlanan Ayin-i Cemlerde Rêberler, Pirler, Mürşidler tarafından 'Newroziye gılvankları/gulbankları (gırtlaktan çıkan kutsal nefes, doğaçlama dua)' verilirdi. İmam Ali'nin doğum günü miladi Temmuz 598 olduğu halde, 21 Mart olarak değiştirilip  bu antik Newroz geleneği, İmam Ali'nin doğum günü kılıfı altında gizlenmiştir.

Aslında Newroz adının kaynağı, antik Ari dini olan Zerdüşt geleneğindeki 'Navjote'ye dayanmaktadır. Navjote; 'din'e giriş' töreni olarak bilinen 'yeni doğum' anlamına gelmektedir. Bu günde ayinler eşliğinde Zerdüşti ergen (7-15 yaş) çocuklar; beyaz yakasız gömlek/sudre (iyi yol) giyer ve yıldızlı kutsal kuşak (kutsi) bağlayıp yeni doğuma, Zerdüştlüğe; yani yol'a (iyi düşünmeye, iyi konuşmaya ve iyi iş yapmaya) erişirler (Taraporewala, 2002: 24, 79, 80). Buradaki 'Navjote/ Newroz'; yani 'yeni doğum', batıni Alevilerin toplanarak kadın erkekli ölü girip diri çıktıkları ayin/cemlerine işaret eder.

Cem-i Civat'ta cezbe içinde tewt/ zikr'e düşen can için, "hat eşqê (aşka geldi)" ya da “darandin bû (tutuştu)“ tamlamaları kullanılır. Zira ol demde, Newroz ateşine düşmek ve tutuşarak yeniden doğmak gerekir! İşte bu etap, yeni bir doğumdur. Bu kuşak, 72 iple örüldüğünden, itikat süreğindeki 72 millet felsefesiyle aynışır. Zira batıni Alevilikteki 'kemerbest' olayı aynen yukarıda aktarıldığı gibidir. Ergenlik çağındakiler Ayn-i Cem merasimiyle bellerine üç defa dolayarak taktıkları bu kuşağı, hakka yürüyene kadar çıkarmazlar. Sudre/gömleğe gelince; özellikle yola giren Musahipler, özel olarak yapılan bu beyaz gömleğe girerler. Bunun manası; o andan itibaren hakka yürüyene kadar bu dört can bir nefes olmuştur. Aynı zamanda bu canlar, 'birayê axret (ahiret kardeşi)' olmuşlardır. Bu izlek, Êzîdî Kürtlerin teolojik geleneğinde de aynen vardır.

Tekrar kral Cemşid'e dönecek olursak; Ateşler yakılarak kutsanan bu olağanüstü günde; Pehlevce'de 'ışık' anlamına gelen 'şid' kelimesini de ekleyerek, kral Cem'in adını Cemşid'e çevirmişlerdir (Firdevsi, 1992. 422, 423). Antik Kürt aşiretlerinden 'Pêşdadiyan' (İlk yasa koyan, ilk adaletçiler) (Yar-Yalgın, 2014) kralı Cemşid; Avesta'da Çoban (Yima) olarak da betimlenmiştir. Cemşid'in adına yeminler, dualar yapılır. Onun nurdan bir güneş parçası olduğu betimlenir (Avesta, 2012:145, 200, 476, 479; Taraporewala, 2002: 130). Batıni Alevilerin ocak evliyalarının mitik aktarılarında da hep 'çoban' figürü göze çarpmaktadır. Newroz'a vesile olan Kral Cemşid'in, kök ismi 'güneş' karşılığı olan 'Cem', Batıni Alevilikteki  'Ayin-i Cem' adına kaynaklık etmiştir. Cemşid'in, tahta çıktığı bu Newroz gününde yapılan toplu kutlamalara 'Bezm-i Cem' adı da verilmiştir. Cemşid'in 'Şid'i; 'ışıklar ışığı, güneşin şahı', anlamına gelen itikat süreğindeki 'Pîrêpîran' manasındaki 'ay ve güneş'; Mirşid/Mürşid kavramında hayat bulmuştur. 'Işığı, nuru ve güneşi' anıştıran 'şid', aynı zamanda, 'tanrısal ışık' olarak ve aynı paralelde 'kadın güneşten huri' manasına gelen Hu(r)şid'dir. İtikat süreğinde eskiden kullanılan 'Raşid' ise 'yolun güneşi'ne işarettir. En son kertede Şid; yaradılışın nurani 'Naci' mitiyle kendisini ölümsüzleştirmiştir. Bundandır ki; özellikle Osmanlı döneminde Batıni Alevilerin katline 'Işıkçılar' tanımıyla fetvalar yazılmıştır. 

Cemşid'in tahta çıktığı bu Newroz gününde toplananlar, kutsal ateşler etrafında coşku içindeydiler. Bu konuda Firdevsi şunları yazmaktadır: "İleri gelenler, bugünü sevinçle kutlamak için şarap ve çalgı getirttiler, çalgıcılar topladılar. İşte Nevruz denilen bu mesut gün o zamandan, o padişahtan yadigar kalmıştır“ (Firdevsi, 1992: 38). Bu alıntıdaki 'şarap ve çalgı' batıni Aleviliğin antik kökenine bir referanstır. Çalgı denilen 'tenbur/saz' günümüzde de Ayin-i Cemlerde 'Telli Kur'an' olarak telakki edilir. 'Şarap' ise başlangıcının en azından Kürt serdarı Ebu Müslim-i Horasani (718-755) ya da Ebu'l Vefa-i Kurdî (924-1017) döneminde ayin-i cemlerde 'dem' niyetine kullanıldığı bilinmektedir. Bu dem, Avesta'daki ölümsüzlük simgesi olan kutsal Homa'ya tekabül etmektedir. Sümerlerdeki Gılgamêş'in ve Xızır'ın arayıp da bulduğu, işte sözü edilen bu ölümsüzlük iksiridir. Newroz; kötülük planlayanlara karşı, iyilik üreten ölümsüz gücün bir parçasıdır.


Bibliyografya

Avesta/Zerdüşt,(2012) Avesta Yay, İst.

Bender, Cemşid, (1991) “Kürt Tarihi ve Uygarlığı“ Kaynak Yay. İst.

Firdevsi, (1992),“Şehname I“, Çeviren: Necati Lugal, Kenan Akyüz  M.E.B Yayınları, İst.

Yar, Erkan & Yalgın, Erdoğan, (2014) “Şeyh Dilo Belincân'ın  بلنجان دلو الشيخ Şeceresinin Kısa Bir Analizi” Tunceli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Dergisi Cilt 2, Sayı 4, Bahar, Sayfa 7- 32

Irach J.I. Taraporewala, (2002)“ Zerdüşt Dini / Zerdüşt'ün Gathaları Üç Unutulmuş Din: Mitraizm, Maniheizm, Mazdakizm“ Avesta Basın Yayın, İst.