Uzun bir dönemden sonra bütçe açığı konusu yeniden Türkiye’nin gündemine girdi. Aslında ekonomik parametreler uzun süredir kriz sinyali veriyordu. Ancak hükümet ve AKP’li bakanlar halkı kandırmayı sürdürüyor “işler tıkırında” mesajları veriyordu. Açığa çıktı ki işler hiç de tıkırında değilmiş. 8 milyarlık bir bütçe açığından bahsediliyor şimdi. Bakan Babacan “90’lı yıllardaki gibi devalüasyon olmasın diye zam yapmak zorunda kaldık” diyor.
Peki; ne oldu, nasıl oldu da böyle bir bütçe açığı çıktı? Hesapta olmayan ne vardı? Bütçe açığının Kürdistan’da savaşın tırmanışa geçtiği bir dönemde gelişmesi tesadüf mü?
Veriler, bu durumun tesadüf olmadığını gösteriyor. Gerillaların harekat başlattığı Temmuz ayından bu yana, askeri harcamaların kat be kat arttığı resmi rakamlarla da ortaya çıktı.
Türk ordusunun Kürdistan’da kullandığı bombaların haddi hesabı yok. Dünyanın neresinde bir bomba icat edilse, parası neyse verip alarak Kürdistan dağlarına yağdırıyor. Son iki ayda Kürdistan dağlarına F16’lardan, kobra tipi helikopterlerden atılan roketlerin, güdümlü füzelerin, kazan bombalarının, tankların ve topçu bataryalarının kullandığı mühimmatın, polisin kullandığı gaz bombalarının hesabını tutan var mı acaba? Doğru ya, artık Mehmetçik de para olmadan şuradan şuraya adım atmıyor. Malum, artık askerler para karşılığı savaşıyor. Para yoksa operasyona gitmiyor.
AKP, özel paralı askerlerini para ile motive ederek Kürdistan’a gerillaların üstüne salarken; Türkiye halkına bunun karşılığı zamlar ve yüklü vergiler oluyor. AKP, 2012 yılı bütçesini yaparken ya bir şeyleri göz ardı etti, ya da bazı şeyleri hesaplamadı. Veya başka bir şey…
Göz ardı etme veya hesaplamama ihtimali bana çok mantıklı gelmiyor. Çünkü AKP, geçen yıl savaş kararı aldı ve bütün her şeyini savaşa göre hazırladı. Ancak yaşanan savaşın boyutları, AKP’nin tahminlerini de aştı. Erdoğan kesenin ağzını açtıkça açtı, elinin ayarı kaçtı böylece. İşte bütün bunların sonucunda da 8 milyar TL’lik bütçe açığı çıktı.
İşin ilginç yanı ise TBMM’de Sayıştay diye bir kurum, Maliye- Ekonomi bakanlıkları ve Hazine müsteşarlığı da dahil hiç kimse ne bu harcamaları denetliyor ne de hükümet bu açığın nedenini izah ediyor. ‘Savaş giderleri’ diyorlar da başka bir söz demiyorlar…
Gerillaların bir eylemden sonra ele geçirdiği ve yayınladığı özel ordu mensuplarına ait maaş bordroları ve banka belgeleri örtülü ödenek konusunu yeniden gündeme getirdi. Öyle ki Erdoğan’ın kendisi “bu askerler yüksek ücret alacak demişti” ve bu maliyetin yılda yaklaşık 3 milyar TL olacağı maliye bakanlığı tarafından açıklanmıştı. Bütçe açığı tartışmaları başlayınca bu belgeleri yeniden inceleme ihtiyacı duydum. Bakanlığın özel ordu mensuplarına ödenecek ücretler ile gerillaların yayınladığı belgeleri karşılaştırıyorum. Daha önce gözden kaçırdığımız bir bilgi dikkatimi çekiyor. Daha doğrusu paralı askerlerin maaş bordroları ile maliye bakanlığının kamuoyuna açıkladığı rakamların birbirini tutmadığını fark ediyorum.
Nasıl mı? 2010 yılında maliye bakanlığınca hazırlanan özel ordu mensuplarına ödenecek ücretler ve görev sürelerine ilişkin madde aynen şöyle: “…sözleşmeli erler en az 3, en fazla 7 yıl görev yapacak. 2 yılda bir üst rütbeye yükselerek sırasıyla sözleşmeli onbaşı, sözleşmeli çavuş olacak. 1 yılını dolduran sözleşmeliler 1500 TL, 7 yılını dolduranlar ise 1750 TL maaş alacak…” Kanun böyle diyor. ancak özel ordu belgeleri hiç de öyle demiyor. Öyle ki; Piyade Uzman Onbaşı Mehmet Suay ile Piyade Uzman Çavuş İbrahim Yıldız’ın bindokuzyüzonsekiz (1.918,59) TL aylık net ücret aldığı ortaya çıkıyor. Maliye bakanlığına göre sözleşmeli onbaşılar 1500 TL alacaklar. Ancak belgelere göre piyade Uzman Onbaşı Mehmet Suay 2 bin TL aylık maaş alıyor.
Belgelerle ispatlı bu bilgi bile tek başına, her özel ordu mensubuna maliye bakanlığının belirlediği ücretten her ay için en az 500 TL fazladan ücret ödendiğini belgeliyor.
Örtülü para akışı bununla da sınırlı değil…
Özel ordu mensuplarının Anadolu Hayat Sigortası Mehmetçik Yaşam Sigortası Tanıtım Kartı ve AK Bank maaş bildirim belgelerinde yer alan ‘Hizmete özel’, ‘göreve özel’, ‘ek ücretler’, ‘özel ücretler’ gibi muğlak ifadeler, kayıt dışı para akışına işaret ediyor.
Paralı askerlerin ölmesi veya maluliyet durumunda ise yakınlarına 22 bin 500 TL tutarında sigorta ücreti ödeniyor.
Alın size “Erdoğan’ın örtülü ödeneği”…
Türkiye örtülü ödenek konusuyla ve devalüasyon(paranın değer kaybı) ile Çiller döneminde tanıştı.
Çiller-Güreş-Ağar çeteciliği Susurluk’ta kamyona toslayınca, aydınlar tarafından “sürekli aydınlık için bir dakika karanlık” eylemi başlatıldı. Bu eylem toplumun geniş kesimlerince benimsendi. Susurluk olayı devletin kirli ilişkiler ağını bir nebze de olsa gözler önüne serdi. Kan emici Çiller-Özel harekatçı Şahin- ülkücü çete Abdullah Çatlı-Mehmet Ağar- dolandırıcı Selçuk Parsadan- JİTEM’ci Veli Küçük- kontr-gerilla Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve diğerleri… Demirel bu olaylar için “devlet bazen rutinden çıkar” diyerek kanun dışılığı meşrulaştırırken aslında olanların devletin bir planı olduğunu ifade etmiş oluyordu.
Susurluk olayının hala aydınlatılamamasının nedeni de bu zaten. Susurluk’ta deşifre olan devlet çeteciliğinin ve örtülü ödeneğin kirli yüzü, Şam komplosunda da göstermişti yüzünü. 6 Mayıs 1996’da Şam’da, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın kaldığı evin yakınında yarım ton patlayıcı yüklü bir araç patlatıldı. Bu komplonun dönemin başbakanı Tansu Çiller tarafından örtülü ödenekten 50 milyon Dolarla finanse edildiği ortaya çıktı.
Susurluk çetesi diye tabir edilenlerle Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın, Suriyeli bir Kürt aileden bazı kişilerin ve dönemin Viranşehir Belediye Başkanının da bu komplonun içinde olduğu basına yansıdı. Bu çete deşifre oldu.
Daha sonra Selçuk Parsadan’ın da ifadelerinde gün yüzüne çıkan örtülü ödenek meselesi, PKK’ye ve PKK Önderliğine yönelik tezgahlanan komploların Türkiye halkına maliyetini gözler önüne serdi.
Bütün bunların vatandaşa yansıması ise faizler, yüksek vergiler, esnafın iflası, intiharlar, yaşam kalitesinin ve alım gücünün düşmesi oldu. 90’lı yıllarda tırmanış gösteren savaştan kaynaklı fakirleşme, iflas eden bir esnafın dönemin Başbakanı merhum Ecevit’e yazar kasa fırlatmasına kadar varmıştı.
Deşifre olan özel paralı ordu belgeleri ile bütçede oluşan gedik, Erdoğan’ın iyi çocuklarına örtülü ödenekten yasa dışı ve kanunsuz yollarla ne kadar para aktığını gösteriyor.
AKP, özel ordudan ve Fethullahçı polislerden ‘yeşil Ergenekonu’ inşa ederken; kendi Parsadanlarını, Veli Küçüklerini, Ağarlarını, Çatlılarını ve Yeşillerini yaratıyor, besliyor. Bunları büyük paralarla beslerken de; halk daha da yoksullaşıyor, zamlar geliyor, halkın alım gücü düşüyor, Türkiye toplumunun yaşam kalitesi düşüyor.
‘Erdoğan Çillerleşti’ tanımı, böylece yerini bulmuş oluyor.
Erdoğan’ın örtülü ödeneği