Tayyip Erdoğan’ın C planı da devreye girdi. Erdoğan’ın 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri öncesindeki A planı şuydu: HDP baraj altında bırakılacak. Bunun için "çözüm süreci" bitirilecek. Metropollerde HDP’ye yönelik ırkçı saldırılar tırmandırılacak, Kürdistan’da şiddet ortamı yaratılacaktı. Ki öyle de oldu. Ama Erdoğan’ın A planı başarısız oldu. Çünkü HDP yüzde 13.1 oy alarak 80 milletvekili çıkararak Meclise girdi. Erdoğan ise başkan olacak siyasal ve sayısal çoğunluğu sağlayamadı.

Erdoğan’ın '7 Haziran kırılma noktasıdır’ sözünden sonra ise B planını devreye soktu. Bu plana göre sadece Türkiye ve Kuzey Kürdistan değil Rojava’yı ve Güney Kürdistanı da içine alan provokasyonlar süreci başlatıldı. Gerillaya yönelik kapsamlı askeri operasyonlarla imha hareketi, Rojava’da DAİŞ eli ile kanlı katliamlar, Kuzey Kürdistan’da siyasi soykırım operasyonları ve askeri yasak bölgeler geliştirilecek; Türkiye’de ise milliyetçi atmosfer geliştirilerek HDP’nin gelişmesinin önü alınacaktı. Erdoğan’ın B planı A planından daha kanlı ve kaotikti. Ve son 40 gündür can alıyor, anaların yüreğini yakıyor. Ama mevcut durumda Tayyip Erdoğan’ın B Planı da çökmüş durumda. 

Çünkü Erdoğan’ın gerillaya yönelik imha operasyonları fiyasko ile sonuçlandı. Gerillanın etkili eylemleri asker ve polisin saldırı taktiklerini alt üst etti. Kürdistan’daki siyasi soykırım operasyonları ile halkın iradesine vurulmak istenen darbe ise öz yönetim ilanları ile boşa çıktı. Rojava’daki kanlı katliamlarla Kürt kazanımlarını yok etmek isteyen Erdoğan ve Türk devleti burada da bataklığın içine girdi. Rojava Devrimi ise daha fazla gelişme gösterdi. Türkiye’de asker ve polis cenazeleri üzerinden geliştirmek istediği milliyetçi dalga ise AKP’yi ve Erdoğan’ı temelden vurdu. HDP ise 7 Haziran seçimlerindeki başarısını daha da büyütecek bir düzeye geldi. 

Bütün bunlara ek olarak Erdoğan B planı içinde bölgesel ve uluslararası ittifaklarını tazeleme çabası gösterdi. Ama ne ABD ile ne NATO ile ne de Avrupa Birliği’nden istediğini alamadı. Hatta Arap Birliği bile Türkiye’yi kınadı. Erdoğan’ın bölgesel ittifakı Kürdistan’da sadece KDP bölgede ise DAİŞ çeteleri ile sınırlı oldu. Yani Erdoğan’ın B planı da büyük ölçüde çökmüş durumda.

Erdoğan bütün planları başarısız oldukça daha fazla azgınlaşıp, yeni planlarını devreye sokarak önceki dönemde aldığı yenilgileri gidereceğini sanıyor. Etrafındaki danışman takımı da Erdoğan’a gaz verince Erdoğan’da C planını devreye sokuyor. Erdoğan’ın C planı ise erken seçime gitmek. Bu plan şimdi yürürlükte. 

7 Haziran öncesi ve sonrasındaki planları, taktikleri ve hesapları boşa çıkan Erdoğan daha fazla saldırgan olan bir psikoloji ile şimdi pratiğe geçiyor. Planı şu; Kürdistan’a askeri sevkiyatlar daha da artacak. Kent ve kır bölgelerinde askeri yasak bölgeler genişleyecek. Askeri ve polisiye operasyonlar tam hız devam edecek. Yani ölümler artacak, tutuklama ve gözaltılar tırmandırılacak. Bunun için Kayseri ve Bolu Jandarma taburları yeniden Kürdistan’a götürülüyor. Valiler düzenleniyor. Yani Kürdistan’da savaşı boyutlandırarak sonuca gitmek isteyen bir Erdoğan planı var. 

Türkiye kentlerinde milliyetçi ve ırkçı gruplar ile HDP’yi çatıştırma taktiği de bu planın içinde. Ayrıca HDP ve PKK üzerinden yaratacağı algı operasyonları ile siyasal ve örgütsel yarılmayı hedefleyecek. Kara propaganda ve özel savaş taktikleri ile HDP’yi baskılama çabalarına girişecek. Erdoğan gladyosu suikast girişimlerinde bulunacak, kentlerde provokasyonlar yapacak. Gerillaya yönelik ezme eylemi başarısız kalınca, gerillayı sürecin dışına itecek taktikler geliştirecek. 

Peki bu plan başarılı olur mu? Şimdi A ve B planının sonuçları Tayyip Erdoğan ve AKP açısından ortada. Yenile yenile faşistleşen bir AKP gerçeği var. Bunun karşısında direne direne kazanan bir halk hareketi gerçekliği var. Erdoğan’ın C planına karşı Kürt Özgürlük Hareketi ve Türkiye toplumu daha fazla yakınlaşarak büyük bir direnişi örecektir. Bu ister seçim zemini üzerinden olsun isterse de direnişin farklı katmanları içinden olsun. Sosyolojik olarak Kürdistan Özgürlük Hareketi ile Türkiye halk gerçekliği yeni bir ifadeye kavuşacaktır. 

Bu şu demektir: 12 Eylül 1980 faşist askeri darbesi 1982 Büyük Ölüm Orucu Direnişi eylemi ile işlevsiz kalmış, 15 Ağustos 1984 gerilla hareketi ile yenilmiş, 1990 serhildanları ile toz duman olmuş ve 2015 yılında ölünce cenazesine sahip çıkacak kimse kalmamıştı. 

İşte Tayyip Erdoğan daha hayatta iken terk edilmiş ve faşist bir yalnızlığı yaşamak zorunda kalacaktır. Kobanê direnişi ruhu ile halklar Tayyip Erdoğan ve soytarılarının saltanatına yani faşizmine geçit vermeyecektir.