“Bir tanrı buyruğu gibi sarılmak gerek
Şimdi/ Narin kabzasına tüfeğin
Bırakmamak asla bırakmamak gerek
Zulmün sarayı yer ile yeksan oluncaya
değin…” (Ali Haydar Kaytan)
Zulmün sarayı yer ile yeksan olduktan sonra acaba nasıl bir dünya, nasıl bir yaşamla karşılaşacağız? Erdoğan’sız bir dünyanın daha güzel olacağından kuşku yok.
Demokrasi önündeki engel sadece Erdoğan değilse de onunla sembolize edilmektedir. Bu minvalde Erdoğan’sız bir yaşamın nasıl olacağını düşünmek ve bunun için antifaşist cepheyi her alanda genişleterek sonuç almak gerekiyor. Bu durumda nasıl bir tabloyla karşılaşacağımıza bir bakalım.
Erdoğan olmayınca: Hapishanelerdeki devrimci, demokrat, aydın herkes dışarı çıkacaktır.
- Kapatılan tüm televizyon kanalı, dergi, gazete ve sivil toplum örgütleri yeniden açılacaktır.
- Çeteler istediği gibi cirit atamayacak, su içer gibi kan içemeyecektir.
- Keşif uçakları sadece film çevirmek, bağ-bahçe işlerini düzenlemek için kullanılacaktır.
- Çocuklar ve kadınlar öldürülmeyecektir.
- Taciz ve tecavüzler bitecek; tüm taciz ve tecavüz mağdurları için Beştepe Sarayı “AKP utanç müzesi”ne dönüştürülecektir.
- Herkes kendi dilini, dinini, inancını ve kültürünü bir başkasına zarar vermeden özgürce yaşayacaktır.
- İşsizlik bitecektir.
- Emekçiler sokaklarda coplanmayacak, sürgün edilmeyecek, işten kovulmayacak, açlık grevine girmek zorunda kalmayacaktır.
- Karadeniz’in derelerine kelepçe vurulamayacak; Sur, Dicle, Munzur, Hasankeyf ölüm döşeğinden çıkarılıp insanlığa kazandırılacaktır.
- Hevsel Bahçelerinde halaylar çekilecek.
- Muradiye şelalesi katil HES’ten kurtulacak, balıklar tersine yüzmeye devam edecek.
- “Kitabın içindeki, balığın karnındaki” Mahsuni Şerif rahatsız edilmeyecek.
- Gönülden gönüle giden yollar açılacak, “karaçalılar” sökülecek.
- Saz çalınacak, akşamları cem olacak.
- Türkiye’nin her iline her gün tabut gitmeyecek.
- Rojava halkı hak ettiği güvenli yaşama kavuşacak.
- Soykırım ve onursuzluk abidesi olan sömürge valisi “Kayyumlar” kovulacak, halk kendi iradesine kavuşacaktır.
- Başsız kalan faşist, dinci, milliyetçi sermaye ya yurt dışına kaçacak ya da Trump’la anlaşarak kendilerine verilecek paya razı olacaktır.
- Cumhurbaşkanına eleştiri serbest olacak; hırsızlık yapan vekil, paşa, reis kim olursa olsun hesap sorulacaktır.
- İnternetten mesaj attı diye kimse tutuklanmayacak.
- Muhtarlar Ankara yolunu arşınlamaktan kurtulacak.
- Futbolcular gol atacak ama asker selamı vermek zorunda kalmayacak.
- “Çarşı” karşı olmaya devam edecek.
- Üçüncü sayfa olayları ve kişileri değil düşünceler konuşulacak.
- Ormanlar yanmayacak, hayvanlara işkence yapılmayacak.
- Kız çocukları evlendirilmeyecek, baba-oğul birbirine düşman olmayacak.
- Sanat eserleri “ucube” muamelesi görmeyecek.
- Hatalı sollamalar olmayacak, rüşvetçi trafik polisleri kovulacak, otobüsler gecikmeyecek, yollar parasız olacak.
- Kılıçdaroğlu atletli resminden dolayı küçümsenmeyecek.
- Ne Beyaz ne de Cem Yılmaz korkmayacak. Aydın Doğan yağcılıktan kurtulacak.
- Avrupa’lı Başbakanlar suikast tehdidine uğramayacak.
- DAİŞ babasız kalacak.
- Süleyman’ın mührü kırılacak .
- Sedat Peker kaçacak delik arayacak.
- Google’a “son faşist diktatör” yazınca direkt Erdoğan çıkacak.
- Her insanın yüzüne mutluluk ışıkları düşecek, gülmek serbest olacak.
- Sıkılı yumruklar, gergin ve çatık kaşlar düşecek, insanlar birbirini dinleyecek.
- Cin’ler şişeden çıkacak, herkes yeteneğini konuşturacak.
- Banane ve sanane sözcükleri tedavülden kaldırılacaktır.
Bu listenin sonu gelmez. Çünkü şu anda faşizm yüzünden hayata dair her şey yasaklı, her şey korku objesi haline getirilmiş, herkes şüpheli, kelimeler bile çok tehlikeli…
Özcesi Erdoğan’ın gidişi tüm ezilenlerin bayramı olacak,
Kanayan yaralar sarılacak,
Giden Kuşlar geri dönecek…
Bunlar olacak. Çünkü Erdoğan’ın temsil ettiği faşizm yapacağını yaptı şimdi çöküştedir. Şimdi halkların zamanıdır…Dişleri döktüler, harfleri söktüler, aslında zincirlerden başka bir şey bırakmadılar.
Şimdi “onlar korksunlar!”
Çünkü “özgürlük kazanacak!”