Bu iki isim, İngiliz solu için oldukça önemli. Öyle ki, İngiltere'de 1 Mayıs 2014, Benn ve Crow'a adanmıştı. 1 Mayıs'a katılan on binler, ikiliyi selamlamış; İngiltere İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn de o gün kortejin en önüne Crow ve Benn'in fotoğraflarının olduğu pankartı taşımıştı.

İkilinin geleneklerini Rojava'da yaşatan ve DAİŞ'e karşı Kürdistanlılarla birlikte direnen Bob Crow Tugayı, İngiliz ve İrlandalı savaşçılardan oluşuyor. Crow ve Benn'in İngiltere için önemiyle birlikte düşünüldüğünde bu tugayın tarihsel değeri daha iyi anlaşılabilir. Bu nedenle, İngiliz solunun bu iki isminin yaşamını araştırdık.


Tony Benn: Bir geleneğin sembol ismi

Tony Benn, İngiliz solunun tarihinde bir sol geleneğin sembol ismi olarak yerini alıyor. Tony Benn'in yaşamı boyunca ortaya koyduğu öngörüleri ve barışçıl politikaları, İngiliz sol oluşumları her zaman rota belirleyicisi oldu. Tony Benn, İngiltere toplumlarının yanı sıra tüm dünyada da toplumsal olaylara hassasiyeti ve eşitlikçi dünya görüşü ile tanınıyordu. Milletvekilliği görevini İngiltere Parlamentosu'nda tam 47 yıl sürdüren ve iki farklı dönemde de bakanlık görevlerinde bulunan Tony Benn, ayrıca Stop the War Coalition'un da (Savaş Karşıtı Koalisyon) hem kurucularındandı hem de yaşamını yitirmeden önceki son 10 yıl boyunca başkanlığını yaptı. 


Herkesten saygı gördü

1925 yılında Londra'nın Marylebone semtinde doğan Tony Benn, 1960-70 yılları arasında İngiliz işçi ve öğrenci hareketlerinin öncülerinden birine dönüştü. Yaşamının 51 yılını milletvekili ve son 10 yılını protestocu olarak geçirdi. Dava arkadaşlarıyla her zaman omuz omuza, daha iyi bir dünya, savaşsız bir dünya için mücadele etti. 

İngiliz siyasetinde her kesimden saygı gören ve özellikle Irak savaşında İngiltere'yi durdurmak için topladığı son mitingi ile de toplumun her kesiminden saygı gören bir isim... O mitingde yaklaşık 1 milyon kişilik bir kitleyi Trafalgar Meydanı'na toplayan Tonny Benn, ayrıca İngiliz tarihindeki en büyük mitinglerden birine de imza atarak İngiltere'yi savaşa gitmemeye çağırmıştı.


Yılmaz bir savaş karşıtıydı

Benn, Falkland ve Kosova savaşlarının ardından Afganistan ve Irak'ın işgallerine şiddetle karşı çıktı. Dönemin İngiltere Başbakanı Tony Blair'in, Irak'ın işgali ile ilgili olarak Avam Kamarası'nı yanlış yönlendirerek "savaş suçu" işlediğini söyledi. Yazdığı günlüklerle İngiltere siyasetinin önemli bir dönemine ayna tutan Benn, Lordlar Kamarası'nın lağvedilmesini, İrlanda'nın birleşmesini ve İngiltere'de monarşinin son bulmasını önermişti.

Benn, BBC'nin 2007 yılında yaptırdığı bir ankette 11 yıl başbakanlık yapan Margaret Thatcher'ı geride bırakarak "İngiltere'nin Siyasi Kahramanı" seçilmişti. Mart 2014'te hayatını kaybetti.


Corbyn de onu takip etti

Bugün İngiliz solunun başını çeken ve gündemden düşmeyen İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn'in de Tony Benn geleneğinden geldiği, Benn tarafından düzenlenen hiçbir eylem ve toplantıyı da yaşantısında kaçırmadığı biliniyor. Bugün Benn hayatta olmadığı için İngiliz solunda ve İşçi Partisi'nde çatlak seslerin de giderek yükseldiği, İngiliz solunu iyi tanıyan siyasiler tarafından ısrarla vurgulanıyor. Benn'in yokluğu, İngiltere'nin savaş politikalarına karşı tepkinin de eskiye göre cılızlaşmasına yol açıyor. Yani Tonny Benn, İngiltere'de fikirleri ve yokluğunun etkileriyle, hâlâ yaşıyor. Ayrıca onu tanıyan, geleneğini yakından takip eden birçok solcu, "Benn bugün hayatta olsaydı, Kürtlerle omuz omuza olurdu" diyor.


Bob Crow: İnanç, motivasyon, kararlılık

Uzun yıllar İngiltere'de Demiryolu, Denizcilik ve Ulaşım İşçileri Sendikası'nın (National Union of Rail, Maritime and Transport Workers – RMT) genel sekreterliğini yapan Bob Crow ise, ayrıca sendikal mücadele ve savaş karşıtı politikalarda üretkenliği ile tarihe adını yazdıran bir solcu. Britanya'da İşçi Partisi yanı sıra sendikaların da ülkenin en güçlü ve işlevsel demokratik hareketleri olarak yer bulmasında yaşantısının son 20 yılındaki çalışmaları ile Bob Crow'un ciddi katkısı var.


Ardılı Hoyle: Omuz omuza...

İngiltere'nin en büyük sendikalarından biri olan RMT'nin (Demiryolu İşçileri Sendikası) Başkanı Sean Hoyle, dosyamız için Bob Crow'u şöyle anlattı: “Bob, İspanya savaşında enternasyonal dayanışmanın en büyük destekçilerinden biriydi. İnanıyorum ki aynı inanç ve aynı kararlılık, motivasyon, bugün birçok yoldaşımıza IŞİD ile savaşma noktasında yol gösteriyor. Kürt halkına yoldaşımız Bob Crow'un çok ünlü bir sözü ile mesaj vermek istiyorum. Crow derdi ki, 'Eğer savaşırsan belki kaybedersin fakat savaşmazsan kaybedeceğin kesindir.' Mevcut düzende düşünce özgürlüğü ve eşitlik haklar ayaklar altına alınırken, biz RMT olarak Türkiye'de yaşayan ve ezilen her kesimle dayanışma içerisinde, omuz omuza mücadele edeceğimizi belirtmek istiyoruz. Dayanışmayla...” 


Gezi'ye de destek vermişti

Bob Crow, işçi sınıfına sadıklığı, gece gündüz çalışması ve dünyanın neresinde olursa olsun işçi hareketlerine destek vermesiyle biliniyordu. Komünist Parti üyesi de olan Crow, Lenin ve Stalin'i İngiltere'de savunanlardan biriydi. Yaşamını yitirmeden önce, İngiltere sendikal mücadelesinin son 20 yıldaki öncü isimlerinden biri oldu. Çalışmaları ve politik çizgisiyle Tony Benn geleneğinden kopmayan Crow, savaş karşıtı gösterilerde sendikal hareketin büyük kitlesel destekler vermesinin de önünü açan isimlerden oldu. İngiltere toplumlarının her kesiminden saygınlığı ve dik duruşu ile takdir gören Crow, 2001 yılında ölen RMT Genel Sekreteri Jimmy Knapp'ın yardımcılığını yaptığı dönemde öne çıkmasına ve sermaye basını tarafından hedef gösterilmesine rağmen 2002 yılında genel sekreter oldu.

İstanbul'da, Haziran 2013'te gelişen Gezi Direnişi'ni yakından takip ederek açıklamalar yapan Crow, o dönemde İngiltere'den Türkiye'ye giden heyet içinde iki RMT gözlemcisini de göndermiş ve hazırlanan raporları kamuoyuna sunmaya çalışmıştı. 


Patronların korkulu rüyası!

Londra Metrosu'nda yaptığı grevler ve elde ettiği başarılar karşısında onunla yüz yüze gelmeye tahammül edemeyen Muhafazakar Partili Londra Büyükşehir Belediye Başkanı Boris Johnson da Crow'un ölümünün ardından, "Üyeleri için çok çalıştı, başarılı işler yaptı" demişti. 

İngiltere'de sermayenin ve özellikle RMT'nin örgütlü olduğu alanlardaki patronların korkulu rüyası Crow, ölümünün ardından şu sözleri ile hatırlanıyor: "Sözünün eri olacaksın, sınıfın için mücadele edeceksin, sosyalizmi kuracaksın."

Uzun yıllar Demiryolu, Denizcilik ve Taşımacılık Sendikası (RMT) Genel Başkanlığı yapan Bob Crow da Tony Benn gibi 2014'ün Mart ayında bir sabah geçirdiği bir kalp krizi sonucu 52 yaşında hayatını kaybetti.


Bob Crow Tugayı Rojava'da

Rojava'da DAİŞ'e karşı YPG saflarında savaşmakta olan İngiliz ve İrlandalı gönüllülerden oluşan Bob Crow Tugayı, Enternasyonal Özgürlük Taburu'na bağlı mücadelesine devam ediyor. 

Bob Crow Tugayı, Uluslararası Özgürlük Taburu'nun (UÖT) İngiliz ve İrlandalı birimi olarak örgütlenmiş. UÖT ise 1930'larda İspanya'da faşist darbeye karşı direnen İspanyol devriminin yanında savaşan uluslararası gönüllülerden esinlenilerek DAİŞ tehdidi altındaki Rojava Devrimi'ni savunmak için kuruldu. 

Geçtiğimiz günlerde Bob Crow Tugayı, İngiltere'de güney demiryolları ve Eurostar'da Demiryolları Denizcilik ve Taşımacılık İşçileri Ulusal Sendikası'nın (RMT) sürdürdüğü grevi selamladı. Bob Crow Tugayı savaşçıları, "Kondüktörlere zafer, RMT'ye zafer" ve "Adaletsizliğe karşı bir mücadeleden diğerine" yazılamaları ile birlikte çektirdikleri fotoğrafla İngiliz işçilere destek verdi.


Kürtlere destek OLMALIYIZ

Bob Crow Tugayı'na dair görüşüne başvurduğumuz RMT Genel Sekreter Yardımcısı Steve Hedley, şu mesajı paylaştı:

"Rojava'da Bob Crow Tugayı'nın oluşturulması ve bu çatı altında enternasyonal dayanışma gösteren İrlandalı-İngiliz solcu yoldaşlarımızın mücadelesi gurur verici.

YPG-YPJ hüçleri, faşizme karşı savaşıyor. Unutmayalım ki faşizm, İspanya'da da gördüğümüz gibi, çirkin ve eli kanlı bir şeydir.

Bob Crow, enternasyonal dayanışma içinde olan tüm tugayların yaşamı boyunca destekçisi oldu. Sadece IŞİD'e karşı değil, birçok devrimci mücadelede Crow'un izinden giden genç İngiliz solcular yer aldı. Bob Crow, devrimci mücadele fedakarlığı ön plana koyarak, belirleyici çizgilerden olmayı her zaman başardı.

Kürtler, yürüttükleri mücadelede sadece kendi toplumlarını değil Ortadoğu'daki Êzîdî, Müslüman ve Hristiyan birçok topluluğu özgürleştirme amacı taşıyor. Biz Kürt halkına yürüttükleri bu mücadelede destek olmalı ve imkânlar yaratmalıyız."