Ergenekon masalını bilirsiniz. İddiaya göre Tatarların hanı Sevinç Han Moğol ilinde Oğuz Han soyundan olan İl Han’a savaş açtı. Tatarlar, Oğuzları yendiler. İl Han’ın soyundan iki kişi hariç hepsini öldürdüler. Sağ kalan İl Han’ın küçük oğlu Kıyan, eşi ve yeğeni koyuların yolunu takip ederek etrafı sarp dağlarla çevrili bir vadiye geldiler. Burada 400 yıl kaldılar.
Ergenekon (maden yeri) Kıyan’ın çocuklarına ve onların sürülerine dar gelmeye başlayınca buradan çıkmaya karar verdiler. Dağları eriterek dişi kurt Asena’nın yol göstermesi ile Ergenekon’dan çıkıp dünyaya yayıldılar.  Tarihi kaynaklara göre bu efsanenin aslı Moğollara aittir. Kimilerine göre ise Göktürklerin yaradılış efsanesidir. Türkiye’deki ırkçılar için Ergenekon çok önemlidir. Türklere ait bir efsanedir. Türkçüler efsaneye göre Kıyan’ın torunlarına yol gösteren dişi kurt Asena’yı kendileri için önemli bir figür olarak kabul ederler.
Türkiye’de 2007 yılından beri devam eden bir Ergenekon davası var. Özel Yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılaması yapıldı. Aralarında Tuncay Özkan, Doğu Perinçek, Veli Küçük, Yalçın Küçük, Hasan Iğsız, Şener Uygur, Levent Göktaş, Kemal Kerinçsiz, Sedat Peker, Alpaslan Alpaslan vs. gibi her meslek ve kademeden kişilerin bulunduğu sanıklar 8 yıldan, ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına kadar hapis cezalarına çarptırıldılar. 13. Ağır Ceza Mahkemesi 7 aydan beridir gerekçeli kararını yazamadı. Gerekçe olarakta 1 milyondan fazla belgenin kararının yazılmasının 2 yıldan fazla bir sürede yazılacağı idi.
17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk krizinden sonra AKP ile Gülen Cemaati arasındaki makasın bir daha kapanmamak üzere açılması üzerine, AKP iktidarı kendi eliyle DGM’lerin yerine oluşturduğu Özel Yetkili Mahkemelerin (ÖYM) kaldırılmasının yollarını aradılar. 7 Şubat 2013 tarihinde MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a yönelik soruşturmada tehlikenin bir gün kendi kapısına da geleceğini fark eden Erdoğan 17 Aralık krizinden sonra bu mahkemelerin savcılarının kendi kapısının eşiğine kadar dayandığını görünce hemen yeni bir torba yasa hazırlattı. Bu yasanın içerisine TMK 10 maddesininin iptalini de koyarak ÇYM kaldırılmasının yolunu açtı. İlginçtir TMK’nın tümü değil, kendisi ve çevresi için bir yıldan beridir tehlikeli olmaya başlayan ÖYM kaldırılmasını sağlayan 6526 sayılı Torba Yasa’nın TBMM’de kabul edilmesi ve bu yasanın C. Başkanı tarafından onaylanması üzerine ÖYM’lerin yargılama yetkisi ortadan kalkmış oldu. İlker Başbuğ hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararından sonra tahliye edilmesi Ergenekoncuların yolunu açmış oldu. Nitekim dün itibarı ile 20 Ergenekon sanığı torba yasa ile devlete karşı işlenen suçlarda 5 yıla indirilen tutuklama süresi dikkate alınarak tahliye edildiler. Bunların yanında Hrant Dink davasında Yargıtay’ın kararı gereğince azmettici olarak suçlandığı için yeniden tutuklanan Erhan Tuncel ve Malatya katliamı sanıkları da tahliye edildiler. Kürt kasapları Veli Küçük ve Levent Ersöz’ün tahliye talepleri ise reddedildi.
Tutuklamanın uzun sürmesi şüphesiz ki modern Ceza Yargılama Hukuku’nun temel ilkelerine aykırıdır. Vede bir mahkeme gerekçeli kararın yazılmasını uzun bir süreçe erteleyemez. Ancak KCK davasından henüz bir haber gelmedi. Bu yazının yazıldığı sırada avukatların D. Bekir’de 91 kişi için yaptıkları toplu tahliye başvurusunun geri çekildiği internet sayfalarına yansıdı.  Bekleyip göreceğiz 6526 sayılı torba yasanın tutukluluk süresini beş yıla indiren maddesi acaba Kürtler için nasıl uygulanacak?
Erdoğan’ın çabaları sonucu ulusalcılar, ırkçılar, kemalistler, Kürt katilleri Ergenokon’dan yeniden çıkış yolunu buldular. Ergenokoncular hiç kimseye kin duymadıklarını söylüyorlar. Bunu söylerken yüzleri yalan söyledikleri için kırmızılaşıyor. Ergenokoncular ulusalcı Perinçek’in dediği gibi “kınından çıkmış kılınç gibi dimdik ayakta”lar. Tam da seçim sürecine girildiği bu dönemde Türkiye, Kürt halkı ve çözüm süreci yeni provokasyonlara gebedir. Erdoğan’ın sayesinde etraf provokatörlerle dolup taştı. Ergenekondan yeni çıkışın sonuçlarını hep birlikte göreceğiz. 


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:

* 12 Mart 1994 tarihinde  Özgür Gündem gazetesi muhabiri Nazım Babaoğlu Siverek’te korucular tarafından kaçırılıp JİTEM’e teslim edildi. Kendisinden bu güne kadar haber alınamadı.
* 12 Mart 2004 tarihinde G. Batı Kürdistan’ın Qamişlo kentinde bir futbol müsabakasında çıkan olaylarda onlarca Kürt Baas paramiliterlerinin açtığı ateş sonucu yaşamlarını yitirdiler. G. Batı Kürdistan’da başlayan Serhildanlarda binlerce Kürt gözaltına alındı.
* 12 Mart 2004 tarihinde Kürt siyasetçi ve dil bilimcisi Faqi Hüseyin Sağnıç aramızdan ayrıldı.
* 13 Mart 1991’de Güney Kürdistan’da Akre ve Zaxo kentleri sömürgeci işgalden kurtarıldı.
* 14 Mart 1991’de Niseybin’de Kamuran Dündar’ın cenazesinin defn edilmesi sonrasında serhildan başladı. Serhildanlar daha sonra Cizre, Silopi, Mardin, Diyarbekir, Kızıltepe ve tüm Kürdistan’a yayıldı
* 16 Mart 1988 tarihinde İstanbul Üniversitesi Beyazıt kampüsünün önünde okuldan toplu olarak çıkan öğrencilerin üzerine el bombası atıldı. Aralarında DDKD’li Hamit Akıl’ın da bulunduğu 7 öğrenci yaşamını yitirdi, onlarcası yaralandı.
* 16 Mart 1988 de sömürgeci, faşist Saddam rejimi Halepçe’yi kimyasal silahlarla bombaladı. 5 bini aşkın sivil Kürt yaşamını yitirdi, onbinlerce Kürt yaralandı. Halepçe’yi bombalama emrini veren Hasan Ali Mecid daha sonra yargılanarak idam edildi. Halepçe Katliamı 184 bin sivil Kürdün imha edildiği Enfal jenosidinin bir parçası idi.