Kürdistan’ın Nisêbîn ile Qamişlo kenti arasında bulunan sınır hattında örülen utanç duvarına karşı 9 günlük ölüm orucu eylemi gerçekleştiren Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan, 7 Kasım yürüyüşünden sonra hükümetin verdiği güvencelerle ölüm orucunu sona erdirmişti. Gökkan, 9 günlük ölüm orucu döneminde yaşadığı duyguları ve oradaki atmosferi anlattı.

Grev eylemine nasıl başladığını anlatan Gökkan, “Rojava’daki durumu araştırma heyetindeydim ve bu amaçla Federal Kürdistan Bölgesi’nde bulunuyordum. Haberi ilk orada, basından duydum. Apar topar yetkililerle görüşmek için Nusaybin’e geldim. Fakat buna karar veren yetkililerin kim olduğu ve kimlerle irtibata geçeceğimiz konusunda bize bilgi verilmiyordu. Daha sonraki ilk görüşmemizde çalışmalara ara verilse bile, gün geçtikçe taleplerimizi dikkate almadılar. Makineler her gün çalışıyordu. Bu yüzden ben de oradan ayrılmadım ve eylemime başladım” dedi.

Çocuklar nöbet tutuyordu

Eylem günlerinde orada oluşan atmosferin kendisini çok etkilediğini belirten Gökkan şöyle dedi: “Halkın grevime desteği ve duygusal bağı çok önemliydi. Nusaybin tarafından beni ziyarete gelenlerin yanı sıra Rojava tarafından TEVDEM, sağlık heyeti, kadın meclisleri, halk meclisi ve çocuklar beni sık sık ziyaret ediyordu. Çocuklar beni onların geleceğini bekleyen biri olarak görüyorlardı ve benim etrafımda nöbet tutuyordu. Her iki saatte bir kendi aralarında nöbet değişikliği yapıyorlardı. Bir nevi bana ‘Yanındayız’ mesajını veriyorlardı. 9 gün boyunca bana nöbetçi olan çocuklar, hükümet tarafından çekilen brandayla beraber çıldırdılar. Rojava çocukları direnişçi bir yapıya sahip. Askerlerle pazarlık yapıyorlardı. ‘brandayı çekin ve onu görmemize izin verin. Yoksa brandayı parçalarız’ diyorlardı. Bu çok önemli bir olguydu. Bu durum çok duygusaldı.”

‘Yıldızlar’ arkadaşı oldu

Hiç yalnız kalmadığını söyleyen Gökkan, “Kadınlar yanıma enstrümanlarıyla geliyor, sınırın öte tarafından türküler söyleyerek eylemime eşlik ediyorlardı. Zindanlardan gelen mektuplar benim için çok anlamlıydı. Mektuplarda, ‘Yıldızları kendine arkadaş olarak al ve kendini yalnız hissetme’ deniliyordu. Bu ifade benim için çok anlamlıydı. Çünkü Kürtlerin literatüründe yıldızların her biri birer şehit olarak anılır. Ben de onları kendime arkadaş bildim ve hiç yalnız kalmadım.

Polis-asker tacizine uğradı

Grev esnasında birçok tacize uğradığını anlatan Gökkan, “Etrafımı polis ve askerler sarmıştı. Erkekler her yerde aynı. Onların yaptığı her hareket cinsel tacizdir. Beni ölümle tehdit ediyorlardı. Grev esnasında seslerin bile bana ulaşmasını engelliyorlardı. Eylemimle alay ediyorlardı. Rant sağlama amaçlı, belediye başkanlığına tekrar adaylığımı koyabileyim diye eylem yaptığımı söylüyorlardı. Bu durum çaresiz, güçsüz kaldıklarının göstergesiydi aslında. Psikolojik işkenceydi. Hiç takmadım bile” dedi.
Gökkan, açlık grevi esnasında hem Bakur hem de Rojava tarafının ortak eylem yaptığını hatırlatarak, “Hiçbir şey halklar arasına örülen utanç duvarı kadar zor değildir” dedi.

En büyük tecrit örneği

Sınırların ne demek olduğunu kadınların çok iyi bildiğini ifade eden Gökkan, “Sınırlar nefreti, ötekiyi doğurur ve toplumun yüzkarasıdır” sözlerini ifade etti.
Kürt Kadın Hareketi olarak utanç sınırlarının ortadan kaldırılması için çağrıda bulunduklarını kaydeden Ayşe Gökkan, “Sınırlar en büyük tecrit örneğidir. Akrabalar arasında örülen bu sınır, halk üzerindeki en ağır tecrit anlamına geliyordu. Ben grevimi bu yüzden yaptım” dedi.
İlk günlerde soğuğa dayanamayarak eylemine son vereceği beklentisinde olan kaymakam ve valinin kendisine telefon yoluyla, bir yandan kadın olarak zor koşullarda yaşamaması gerektiğini, diğer yandan ise kimsenin dahi kendisine yaklaşmasına dahi izin vermeyerek, ambargo ve tecrit uyguladığını anlatan Gökkan, devletin grevden vazgeçmesi için elinden geleni yaptığını söyledi. 


DÖKH’ün mücadelesi halkta etki bırakıyor
Demokratik Özgür Kadın Hareketi’nin (DÖKH) daha ilk günden kendisini yanlız bırakmamasıyla, halkın gün geçtikçe eylemin ciddiyetinin farkına vardığını ifade eden Gökkan, “Halk bu eylemin sadece benim eylemimin olmadığını, aynı zamanda DÖKH’ün eylemi olduğunu bildiğinden, kararlı olduğumu da iyi biliyordu. Bu yüzden beni ilk günden desteklediler ve yalnız bırakmadılar. Kürt kadının direngen yapısını, soğuktan kaçmayacağını, mücadele edeceğini çok iyi biliyorlardı. DÖKH’lü kadınların mücadelesi halkta çok önemli bir etki yaratıyor zaten. Fakat benim eylemimle ilgili PAJK’ın yaptığı açıklamayla halk, önemli bir sinerji aldı. Çünkü halk için gerillaya katılan kadınlar, çok kutsaldır ve onların kararlı azimli duruşları büyük saygı uyandırır” diye konuştu.
Utanç duvarı eyleminin bu açıdan önemli olduğunu dile getiren Belediye Başkanı Gökkan, kadınların asla sınırları istemediğini şu sözlerle ifade etti: “Erkekler arasında cetvelle ölçülüp parçalara ayrılan sınırları kadınlar istemiyor. Bir parça daha büyük sınıra sahip olmak isteyen erkekler, bu amaçla savaşlar başlatır, kadınlara tecavüz eder, hayatları sömürür. Erkekler sınırlar için, mal mülk için, ben egosu için savaşları başlatır. Kadınlar bu yüzden sınırları asla istemez.”

JINHA/MERDÎN