BERİTAN CANÖZER / JINNEWS/AMED

Tevgera Jinên Azad’ın (TJA) “Değişim ve Özgürlük için Sen de Ayağa Kalk” şiarı ile 19 Temmuz’da başlattığı kampanya kapsamında “Erkeğin değişimi ve dönüşümü”, “Erkeği öldürmek” başlıkları ile erkeklerle toplantılar ve eğitimler düzenlemeye başlandı. Verilen eğitimlere ilişkin konuşan TJA aktivisti Figen Aras, “Eşini dövmüyorsa, biraz demokratsa, çocuk bakıyorsa, biraz ev işi yapmakla erkekliği aşmış varsayılıyor” gibi genel bir algının olduğunu söyledi.

Kadına yardım etmesi dönüşümü ifade etmez

Sözkonusu kampanyayla ilk aşamada erkeği değiştirme ve dönüştürmeyi hedeflediklerini belirten Figen Aras, amaçlarının bütün erkeklere ulaşarak, erkeklik kimliğini, erkeklik rollerini, erkeklik yaklaşımlarını tartışmak ve farkına varmalarını sağlamak olduğunu dile getirdi. Aras, toplumda “eşini dövmüyorsa, biraz demokratsa, çocuk bakıyorsa, biraz ev işi yapmakla erkekliği aşmış varsayılıyor” gibi genel bir algının olduğundan söz ederek, böyle bir algının doğru olmadığını söyledi. Aras şöyle devam etti: “Bugün erkeklik dediğimiz şey efendi ile köle ilişkisinin bir karşılığıdır. Efendi olan erkektir, köle olan kadındır. Tıpkı insanın doğaya yaklaşımı gibi erkeğin de kadına yaklaşımı ‘benimsin, benim malımsın, ben ne istersem onu yapacaksın, sen benden yaratılmışsan bana tabii olacaksın’ mantığıdır. Bu nedenle erkeklerin önce bunun farkına varmasını sağlamak istiyoruz.”

Kurnaz erkek yaklaşımıdır

“Erkeğe biçilen roller nelerdir, bu rolleri nasıl hayata geçiriyoruz” gibi sorularla erkeklerin kime hizmet ettiğini sorgulaması gerektiğini vurgulayan Aras, “Bu kampanya ile beraber farkındalık yaratma ilk hedefimiz. ‘Ben erkekliği ne kadar yaşıyorum, erkeklikle mücadele etmeye hazır mıyım?’ diye sormalılar. Ardından ise farkına varmayla birlikte sorgulamaya geçilecek. Yani, ‘ben sistemin bana verdiği bu erkeklik rollerini kabul ediyor muyum? Kabul etmiyorsam ne kadar mücadele ediyorum? Mücadele etmiyorsam neden mücadele etmiyorum’ diye sormalılar. Bu temelde çok yaygın, yanlış anlaşılan bazı teorileri de tartışmamız gerekiyor. Biyolojik olarak erkek olmakta sorun yok. Elbette insanlar ya dişi ya da eril olarak dünyaya gelirler ama bütün mesele biyolojik olarak dünyaya gelen erkek çocuğu üzerinden bir egemen zihniyeti şekillendirmek” diye belirtti.

Erkeği düşman kılmak, erkeği karşıya almak, hiçbir şekilde yaşamda ortaklaşmamak gibi bir yaklaşımlarının olmayacağını söyleyen TJA aktivisti, devamında şunları kaydetti: “Birlikte yaşayacaksak, birlikte mücadele edeceksek, birlikte yemek yiyeceksek, birlikte okuyacaksak benim özgür bir iradem olduğunu, özgür kadın kimliğini taşıdığımı kabul etmek zorundasın. Şunu da kabul etmek zorundasın: Sen erkek egemen kimliğinle bana tahakküm kuramazsın, sen bununla zaten sistemi yürütüyorsun. O yüzden ‘ben evde ev işine yardım ediyorum, çocuğumun altını temizliyorum, eşimi dövmüyorum zaten, eşim istediği yere gidebiliyor’ gibi yaklaşımlar aslında tam da kurnaz erkek tipi yaklaşımlardır.”

Erkek, ‘kadınla yoldaş olacağım’ demeli

Zihniyette değişim ve dönüşümden bahsettiklerini yineleyen Figen Aras, erkekliğin zihniyette aşılmasından söz ettiklerini vurguladı. Aras, “Yani bir kadına anne, evlat, iş, sevgili olarak değil, bir kadına yoldaş olarak, arkadaş olarak yaklaşmaktan bahsediyoruz. Bütün erkeklerin kadın kimliğine, kadın kültürüne saygı duymasını hem kendini sorgulamasını hem de özgün kadın örgütlenmesi mücadelesini dikkatle takip edip, saygı duymasını bu kampanya aracılığı ile dile getirip, bunun mekanizmalarını da oluşturmaya çalışacağız” diye belirtti.

Kampanya kapsamında “erkekliği öldürmek” gibi bir söylemde de bulunacaklarını kaydeden Aras, “Bu, bazı kesimleri çok korkutan bir söylem. Gerçekten ‘fiziki olarak mı erkekleri öldüreceğiz’ gibi bir algı oluşuyor ve espriler de yapılıyor. Bahsettiğimiz şey sistemin, toplumun erkek bedenine uyguladığı rolleri, kalıpları aşması için o bireyin içinde beslediği erkeklik, egemenlik duygularını kırması, bu rolleri reddetmesi ve ‘ben kadınla yoldaş olacağım’ demesidir” diye vurguladı.

Kendisiyle mücadele eden erkekler de oldu

Erkeklik sistemini aşmanın ve aslında özgür eş yaşam sistemini kurabilmenin kolay olmayacağını belirten Aras, “Neden kolay olmayacak? Çünkü binlerce yıllık bir birikim var,  öğretilmiş şeyler var. Bu öğretilmişlikler üzerinden ‘kadın lanetlidir, duygusaldır, kadınla yola çıkılmaz, kadın yalnızca anne ve eş olmalıdır, erkekten yaratılmıştır, kadın özgür bırakılırsa nereye gideceği belli olmaz’ gibi ‘bilgiler’ öğretilmiş. Bu bilgiler, üstüne üstlük bir bebek doğduğu günden itibaren ona uygulanan politikalar ile birlikte muazzam zihniyet kalıpları gelişmiştir. Ancak şunu çok iyi biliyoruz, tarihte de son 40 yıllık mücadelede de kendi içindeki erkekliği kırmak isteyen, bunun mücadelesini veren birçok erkek arkadaş da olmuştur” ifadelerini kullandı.

Aras, 40 yılın birikimi, binlerce yıllık kadın mücadelesinin deneyiminden yola çıkarak, önce bir zihniyet aydınlanması, bununla birlikte kurumsallaşma, mücadelemizi yükseltme, eşitliği sağlama, erkekliği öldürme iddialarının bulunduğunu söyledi.