12 Mart Qamişlo Katliamına neden olan olaylar genel anlamda biliniyor. Qamişlo’nun Cihad ve Dera Zor’un Fetva takımları arasında oynanan maçta fitili ateşlenen provokasyon, yaşamını yitiren Kürt gençlerinin cenaze törenlerinde açık bir katliama dönüşmüştü. Rojava Kürdistan’ı ve Kürtlerin yoğun olduğu bölgelerde yapılan gösteri/protestolar ve BAAS rejiminin vahşi müdahalesi kaçınılması zorlaşan devrimin ilk kıvılcımlarını oluşturmuştu.
Rejimin özellikle Kürdistan Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkması ardından yoğunlaştırdığı baskı politikaları bu müdahaleyle açık bir savaşa dönüşmüştü. TC dostluğunun Kürtlerin bedel olarak ödendiği bir çıkar pazarlığından geçtiğinin farkında olan BAAS yönetimi bu katliam girişimiyle önemli bir gelişmeyi de tetikleyeceğini belki de hiç hesaba katmamıştı.
Öcalan’ın Suriye’den çıkışı ardından rejim birçok yurtsever Kürdü tutuklayarak TC devletine teslim etmişti. Yine keyfi tutuklamalar, gözaltında işkence ve siyasi cinayetlerle Kürtlerin örgütlü yapısını darbelemek ve Öcalan’ın yarattığı zemini kurutma uygulamalarına başlamıştı. Bu inkar ve imha politikalarına karşı Rojava Kürtleri 2003 Eylül’ünde PYD’yi kurarak kazanımlarını korumaya alarak halk örgütlülüğünü güçlendirmeye başladı. PYD’nin kuruluşuyla birlikte parti yöneticileri ve sempatizanlarına baskılar da yoğunlaştı. 2004 başlarında tüm Rojava’da kurumsallaşmasını tamamlayan PYD kısa sürede halk nezdinde de karşılık bulmuş ve önemli bir zemin oluşturmuştu.
Öcalan’ın uluslararası bir komployla Suriye’den çıkarılmasıyla önlenmesi öngörülen güç yeniden filizlenmişti. Arap Kemeri politikasıyla Kürt bölgelerinde provokasyon ve çatışma zemini oluşturmak düşüncesindeki BAAS rejiminin politikaları da zaten Arap ve Kürt halklarının sağduyulu yaklaşımlarıyla boşa çıkartılmıştı. Dera Zor gibi Arap milliyetçiliğinin yoğun olarak yaşandığı bir kentten özel olarak seçilip Qamişlo’ya getirtilen gruplar olmadan bir çatışma devşiremeyeceğini Beşar Esad yönetimi de gayet iyi biliyordu.
12 Mart olaylarının böyle bir arka perdesi de var.
Bu katliam girişimi karşısında Kürtlerin attığı en önemli adım bir özsavunma gücü oluşturma kararı almaktı. YPG’nin kuruluşu da bu karara dayanıyordu; “... 12 Mart 2004’te Baas rejimi ve yanlıları Qamişlo kentinde sivil halka saldırdı ve büyük bir katliam gerçekleştirdi. Katliamdan sonra bir grup genç bir araya gelerek askeri bir ordu oluşturmaya karar verdi. Grup meşru savunma temelinde hareket etme kararı aldı. Şu an YPG adıyla bir savunma gücü olarak Suriye’nin her yerinde Kürt halkını savunabilecek düzeye geldik. Bu vesileyle 12 Mart şehitlerine verdiğimiz sözü yeniliyor ve anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.”
Kısacası birçok girişimde yaşandığı gibi yine Kürtleri bastırmaya yönelik atılan bir adım büyük bir kalkışın da ilk adımı olmuştu. Özgürlüğe duyduğu derin özlem ve haksızlıklara karşı biriktirdiği büyük öfkeyle Kürtler, tarihi bir değişime, Suriye ve Ortadoğu’nun demokratikleştirilmesi sürecine öncülüğüne soyunmuş oldu.
Yeni bir yıldönümünde 12 Mart olaylarını tekrardan ele almak oldukça önemli. Özellikle de yeniden yapılanmaya çalışan Suriye yönetimi bu konuda ciddi bir özeleştiri yapmak zorunda. TC ve Kürdistan’ı sömürge olarak tutma ısrarındaki diğer statükocu devletlerin Kürt/Kürdistan politikalarında ısrar etmesi durumunda ne denli büyük bir direnişle karşılaşacağı ortada. Fakat yaşanan büyük yıkıma rağmen, halklar ve özgürlükler lehine yeni ve güçlü bir Suriye yaratmak amacıyla demokratik federal bir yapılanma perspektifine ulaşmak da mümkün.