Kimyasallar rüzgarla da yayılarak canlılar ve doğaya nüfuz edebiliyor. Kimyasal-biyolojik silahların kullanımı etnik temizlik ve savaş kazanmak için I. ve II. Dünya Savaşı ve sonrası arttı, etkisi nesillerdir sürüyor. Almanlar iki savaşta Yahudilere, Romanlara, müttefiklere karşı Zyklon-B, klorin, difenil klorasil, Difenilkloroarsin-Hardal gibi kimyasalları kullandı. Savaşta Fransa da fosgen kullanır. Japonya 1932’de Çin ve Mançurya’da, Birkaç yıl sonra İtalya yönetimi Etiopya’da, Irak 1980’lerde İran’a karşı, Saddam Hüseyin, Enfal-Halepçe soykırımında Kürtlere karşı kullandı.
Ermeni soykırımı sırasında Ermenilere karşı kullanıldı. Örneğin Trabzon-Erzincan hattında yaşayan Ermenilere karşı ilaç denemeleri veya gaz odalarına kapatma şeklindeki yöntemler kullanılır. Yine Dersim’de Kürtlere karşı kullanılır. Bunu Kürtlerin idamında görev alan polislerden, daha sonra Valilik, Dışişleri Bakanlığı, Cumhuriyet Senatosu Başkanlığı ve 1980’de Cumhurbaşkanı Vekiliği yapan İhsan Sabri Çağlayangil’in sesinden dinleyin:
“Mağaralara iltica etmişlerdi. Ordu zehirli gaz kullandı. Mağaraların kapısının içerisinden bunları fare gibi zehirledi. Ve yediden yetmişe o Dersim Kürtlerini kestiler. Kanlı bir harekat oldu. Dersim davası da bitti. Hükümet otoritesi de köye ve Dersim’e girdi” diyordu. (İtirafın kaydı buradan dinlenebilir: http://www.facebook.com/video/video.php?v=187991601240279)
İspanyollar, Latin yerlilerine karşı, Britanya kuzey yerlilerine karşı kullandı. Kızılderililere yönelik etnik temizlik için bulaşıcı hastalık mikrobuyla enfekte edilmiş battaniyeler kullanan ABD Vietnam’da suçüstü oldu.
Ve Suriye:
Suriye’deki iç savaşın yarattığı insanlık trajedisi sonucu iki yılda neredeyse nüfusun üçte biri yerlerinden oldu. Öldürülenlerin sayısı net olarak belirlenemese de 100 bine yaklaştığı kaydediliyor. Nisanın üçüncü hafatsı BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Valerie Amos’un 4,5 milyon insanın ülke içinde başka bölgelere geçmek zorunda kaldığını, 1,3 milyon kişinin de komşu ülkelerde mülteci durumuna düştüğünü açıklaması karşı karşıya olduğumuz dramın boyutlarını gösteriyor. Gelinen aşamda kimyasal silahlar da kullanılıyor. İngiltere ve Fransa; bazı kentlerde (Halep, Humus, Şam gibi) kimyasal silahlar kullandığına yönelik güvenilir kanıtlar bulunduğuna dikkat çekerken Baas rejimi kimyasal konuda kendi kurduğu tuzağa düşüyor.
Esad, önce BM’ye başvurarak HSO’nun Han El-Assal’da (Halep) kimyasal silah kullandığını belirtip BM soruşturması istedi. BM bütün kimyasal kullanıldığı kaydedilen bütün yerlerde araştırma yapmak üzere ekip görevlendirip Kıbrıs üzerinden Suriye’ye gönderme kararı verdiğinde Baas afalladı. İran desteğiyle herşeyi yapabileceğini gösteren Esad, BM Sekreteri Ban Ki-moon’un, ekibin araştırma yapmasına izin vermesi çağrısını kulak ardı edip İsveçli Prof. Ake Sellström başkanlığındaki ekibi ülkeye sokmadı. Şam’ın arzusuna göre BM ekibi Esad’ın çektiği şeritler arasında araştırma yapıp toz olacaktı. Çünkü kameralara yansıyan görüntülerde insanların ağzından, burnundan nasıl köpük aktığını, nasıl vücutlarının yandığı görülüyordu. Doktorlar kimyasala rastladıklarına dikkat çekerken insan ve topraktan alınacak numuneler herşeyi ifşa edecekti.
“Ellerindeki tüm delillerin rejimin Suriye halkına karşı kimyasal silah kullandığı yönünde” olduğunu vurgulayan SMDK “Uluslararası yasalara göre kimyasal silah kullanılamaz. Fotoğraf ve görüntüler insanlık suçu işlenerek kimyasal silah kullanıldığını doğruluyor” diyor. Kürdistan Ulusal Kongresi-KNK kritik aşamaya dikkat çekiyor: “Kimyasal silahların kullanılması insanlık suçudur. Kürdistan’ı işgal eden güçler her dönem kimyasal silahları Kütlere karşı denemiştir. Ne yazık ki dünya kamuoyu da her seferinde sessiz kalmıştır... Beşar Esad da 21. yüzyılın bir diktatörü olarak Kürtlere karşı kimyasal kullandı. Bilinmesi gerekir ki, Kürt halkı devrim mücadelesi ile dört işgalci devletin 20. yüzyıldaki diktatörlerini yendi. Kürdistan’ı işgal edenler arasındaki anti-Kürt ittifakını da bu mücadele bozdu. Kürt halkı Batı Kürdistan’da ve tüm Suriye’de de, Başar El Esad diktatörlüğünü yıkacak ve yüzyılın suçlusu olarak tarih mahkemesinde mahkum edecek güce sahiptir.”
İmza ve insanlık suçu:
Nürnberg Uluslararası Mahkemesi 1945-1946 duruşmalarında yakalanabilen Nazileri yargılayarak cezalandırdı. ABD, Guatemala’da 1946-1948 arasında bulaşıcı hastalık mikrobu kullandığı için 2010’da özür diledi. Dersim soykırımı Kasım 2012’de Hollanda’nın Lahey kentinde bulunan Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) taşındı. 1925 Cenevre Protokolü geliştirilerek 1992 Cenevre konferansında Kimyasal Silahlar Konvansiyonu’na (Chemical Weapon Convention) dönüştürüldü. Kararlar 1993’te imzaya açılıp 1997’de yürürlüğe girdi.
Kimyasal Silahların Üretimi, Geliştirilmesi ve Kullanımını Yasaklayan Konvansiyonu 188 ülke imzalamışken Suriye imzalamıyor. İmzalamasa da kimyasal-biyolojik saldırılar insanlık/savaş suçu kapsamında değerlendiriliyor. UCM kimyasal saldırılar daha yoğun ve kapsam alanı genişletilerek kullanılmadan Esad ve kurmaylarını hakkında neden bir karar alamıyor? Ve Baas yönetimine kitle imha silahları temin edenlerin teşhir edilerek cezalandırılmaması şart. Aksi UCM kimyasal-biyolojik silahların başka yerde başka yönetimlerce kullanılmasına yol vermiş olur.
Esad ve UCM