Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esad, Kuzey-Doğu Suriye’deki durumun özgünlüğüne işaret ederek, devlet yokluğunda ortaya çıkan kamu gerçekliğini ve somut gerçekleri göz önünde bulunduracaklarını söyledi.
Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esad, Suriye ve el İhbariye televizyonlarının sorularını yanıtladı. Esad’ın uzun söyleşide söylediklerinden bazı bölümler özetle şöyle:
Rusya-Türkiye mutabakatı
Rusya ve Türkiye arasındaki mutabakat, geçicidir. Türk emellerini engelledi, dizginledi. Diğer yandan ise Almanya’nın uluslararası güç önerisinin önünü kesti, öne sürdüğü müdahale yolunun da önünü kesti.
Türkiye oradan çıkmazsa
Şu anda Erdoğan ve grubu düşmandır ama Türkiye’yi bir düşmana dönüştürmemeye özen göstermeliyiz ki burada Rusya ve İran’ın rolü var. Eğer çıkmayı düşünüyor olsaydı İdlib’den çıkardı. Her şeye rağmen çıkmazsa savaştan başka bir seçenek kalmayacaktır.
Ruslar, gerçekler üzere işbirliği yapıyor. Suriye’den çıkmak için bütün siyasi koşulları yaratmaya, Türk azgınlığını veya zararlarını dizginleştirmeye çalışıyor. Rusya’nın hem bizim ile Kürtler hem de Türkiye ile ilişkileri açıktır.
Kuzey-Doğu Suriye’deki durum
Rusya aracılığıyla Kürtler (QSD) ile yapılan anlaşma, Suriye ordusuna katılmalarına ilişkindir. Suriye ordusunun o bölgeye girmesi, devletin girmesi, tüm hizmetleri sunması demektir. Türk tarafının girmesinden çok önce bu gruplarla doğrudan ve uzun süreli ilişkilerimiz var. Bazen bir yerde cevap alıyoruz ama başka bir yerde bu cevabı alamıyoruz, ancak kesinlikle hizmetlerin tamamının geçişi yani devletin tam otoritesinin geri dönüşüne eş zamanlı olarak Suriye’nin veya Suriye Arap Ordusu’nun girişi olacaktır.
Ortada somut gerçekler var
Tekrar tekrar söylüyorum; bu aşamalı bir şekilde olacaktır. İkincisi bizler otoriteyi eskiden olduğu gibi doğrudan iade etmiyoruz. Ortada somut gerçekler vardır. Bunların ele alınması zaman alır. Devletin yokluğu esnasında ortaya çıkan kamu gerçekleri vardır. Ortada silahlı gruplar bulunuyor. Bunlardan silahlarını derhal bırakmalarını bekleyemeyiz. Bizler bunu kendilerinden istemeyeceğiz. Bizlerin de politikasının aşamalı ve akilane olması gerekiyor. Ayrıca gerçekleri de hesaba katması gerekiyor. Lakin nihai hedef, devletin tam otoritesidir.
Kürtler, çoğunluk olarak her zaman Suriye devletiyle iyi ilişkiler içerisindeydi. Bizimle her zaman iletişimde olup, gerçek fikirler öne sürüyorlardı. Girdiğimiz bazı bölgelerdeki Kürtlerin sevinci diğer kesimlerden insanların sevincinden az değildi. Kolaylıkla diyebilirim ki; yeniden aynı çatı altında yaşayabiliriz. Eğer cevap hayır olursa, bu Suriye’nin hiç bir zaman istikrara kavuşmayacağı anlamına gelir.
İdlib’deki çeteler ve Türkiye
İdlib’de savaşanların adları her ne kadar, “Kaide, Ahrarul Şam vb” olsa da Türk ordusu olduklarını unuttuk. Ben, onların Erdoğan’ın kalbine Türk askerlerinden daha yakın olduklarını kesinlikle söyleyebilirim. Erdoğan karşıtı açıklamalarım sürüyor. Onun “hırsız” olduğunu söyledim. Bu ilk günlerde Suriye’yi çalmasıyla başladı ki o bir hırsızdır. Ben sövmedim, ben vasıflandırdım. Bu bir sıfattır ve bu sıfat gerçektir. Fabrikaları, mahsülleri ve son olarak toprağı çalanlara ne diyeyim? Hayırsever mi?! Başka bir adlandırma yoktur. Daha önce de Halk Meclisi konuşmamda onu “politik kapkaççı” olarak nitelendirdim ki o bu politikayı güdüyor. Herkese yalan söylüyor ve herkesi tehdit ediyor. Alenen nifak ekiyor. Biz sıfat icat etmiyoruz. Kendisi gerçek sıfatlarını ilan ediyor ben de nitelendirme eylemi yaptım."
Lavrov: Kürt sorunundan kaçamazsınız
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, "Kürt sorunundan kaçamazsınız. Sorun, Suriye krizinin parçası olmaktan çok, çok daha geniş bir problem" dedi.
Lavrov, Rossiya-24 televizyonuna demecinde Rusya ile Türkiye'nin vardıkları mutabakata ilişkin olarak, "Suriye'deki Kürtlerin geleceği hususunu askeri eylemler arasında konuşmak yerine, bu konuda sakin bir biçimde anlaşmaya varılmasını olanaklı yapan koşulları yaratmış olduk" dedi. Lavrov şöyle devam etti: "Kürt sorunundan kaçamazsınız. Söz konusu sorun, Suriye krizinin parçası olmaktan çok, çok daha geniş bir problem. Irak'ta yaşayan Kürtler var, İran'da yaşayan Kürtler var, tabii ki Türkiye'de de çok sayıda Kürt yaşıyor. Kimse bu ülkelerin, bu bölgenin Kürt sorunu nedeniyle yaşanan bir gerginlik sebebiyle infilak etmesini istemez. Hiç kimse Kürtlerin kendilerini ikinci sınıf insanlar olarak hissetmelerini de istemez."