Kürt Halk Abdullah Öcalan’ın her yıl 4 Nisan’da kutlanan doğum günü için bu yıl da Halfeti’nin Amara köyünde buluşulması bekleniyor.  

Özgür Kadın Hareketi (TJA) öncülüğünde 5 Ağustos 2016’da Öcalan için başlatılan “Önderliğime, toprağıma, özgürlüğüme sahip çıkıyorum” kampanyası devam ediyor. HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, bu çerçevede yapacakları Amara yürüyüşünde Öcalan üzerinde devam eden tecridin kaldırılması talebinde bulunacaklarının altını çizdi. “Kadınların özgürlüğü Öcalan’ın özgürlüğüne bağlıdır” diyen Başaran, tüm kadınları Amara yürüyüşüne davet ederek Öcalan’ın özgürlüğünü haykırmaya çağırdı. 

Sadece doğum günü değil

Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan ise Kürt, Türk, Arap tüm halkları o gün Amara’da (Ömerli) konuk edeceklerini ifade etti. 68’inci doğum günü için Amara’da olmanın önemli olduğunu belirten Öcalan, şunları söyledi: „4 Nisan sadece doğum günü değil, ağır bir sorun var ortada. Günde ortalama 10 kişi ölüyor. Halkların buluşması, büyük bir sorunun çözümü için önemlidir. Öcalan, Ortadoğu’da bir güçtür ve halkın üzerinde büyük bir etkisi vardır. Türk, Kürt, Arap halkları ona inanıyor. Öcalan bu sorunun dü çözüm gücüdür. Bütün halklara çağrımız, 4 Nisan’da Amara’da olmalarıdır. Uygulanan tecrit haksızlıktır. 5 yıldır avukatlarıyla görüştürülmüyor. Aile de 6 aydır göremiyor. İmralı’nın kapıları açılsın.“

PAJK’tan 4 Nisan mesajı

Kürdistan Özgür Kadın Partisi (PAJK) da dün 4 Nisan için yazılı mesaj yayımladı. Öcalan’ın yürüttüğü özgür yaşam mücadelesine, Kürt halkının ulusal uyanışına yaptığı öncülüğe işaret eden PAJK, „Önderliğimizin yarattığı kesintisiz mücadele ile yediden yetmişe özgürlük arayışı net, somut ve yaşamsal çizgiye kavuşmuştur“ dedi.

PAJK, Öcalan’ın kendi anlatımlarına da dayanarak, birbirini tamamlayan üç doğuşun altını çizdi:

* Urfa’nın bereketli kutsal topraklarında doğmasıyla kendi toplumsallığını yaratması, 

* Kürt halkını sömürgeciliğin üzerin attığı ölü toprağını kaldırıp uyandırma ve doğal sosyalizmi Kürdistan topraklarına uyarlaması,

* Demokratik moderniteyi tüm insanlığa armağan etmesi. 

Her üç doğuşu aynı zamanda kadının doğuşu olarak değerlendiren PAJK, „Yoksa en zayıf halka olarak tanımlanan kadından öncülük düzeyi bu kadar açığa çıkabilir miydi?“ diye sordu. Burada artık mücadele ettikçe ve savaştıkça kendisi olan, çoğalan, güzelleşen, sevilen ve saygı duyulan kadın gerçeğiyle karşılaşıldığını vurgulayan PAJK, Öcalan’ın durumuna dikkat çekerek, şunları kaydetti: „Kişiye özel hukuk dışı yasalarla yönetilen İmralı’da ağır tecrit, baskı, izolasyon, tehdit politikaları üst düzeyde uygulanmaktadır. Önderliğimizin esaretini biz kadınların ve halkımızın esareti olarak gördüğümüz gibi hepimizin özgürlüğünü de özgürlüğünde görüyoruz. Esaretine hiç bir zaman alışmadık asla da alışmayacağız. Esareti sonlandırmak için gücümüzü katlayarak sonsuz bir çaba içinde olacağız.“

Gerillalar konuştu

Gerillalar da Öcalan’ın doğum günü olan 4 Nisan vesilesiyle ANF’ye konuştu.

Öcalan’ın tutsak düşmesini kabul etmeyip gerilla saflarına katılan Xebat Serhat, „Esaretini kabul edemezdim. Benim de esaretim demekti. O yüzden mücadele saflarına katıldım. Bunun için özgürlük savaşımı, Önderliğim ve halkım özgürleşene kadar sürdüreceğim“ dedi.

YJA Star gerillası Şevin Dijle, Öcalan’ın geliştirdiği kadın özgürlük hareketinin kadınlar için hayatiyetinin farkında olduğunu ifade ederek, „Önderliğimize ve halkımıza layık birer militan olma mücadelesini veriyoruz. Önderliğimiz nasıl ki ‘kadın özgürleşmeden toplum özgürleşemez’ diyorsa, biz özgürlük mücadelesi yürüten kadınlar da ‘Önderliğimizin özgürlüğü hepimizin özgürlüğüdür’ diyoruz. Bunun kanımızın son damlasına kadar savaşacağız” diye konuştu.

HPG gerillası Xebat Cudi de 4 Nisan’ı kutlayarak, şunları kaydetti:“Önderliğimizin İmralı ağır tecrit koşullarında ortaya koyduğu Demokratik, Ekolojik, Kadın Özgürlükçü Toplum Paradigması tüm insanlığa umut oldu. 4 Nisan’ı Kürdistan dağlarında mücadele içerisinde karşılamak benim için onurdur. İmralı Adası’nda ağır tecrit koşulları altında tutulmasını ise kabul edemiyorum. Fedai bir ruhla mücadele etme sözüm var.“

YJA Star gerillası Amara Viyan: „Önderliğin fiziki anlamda da özgürleşmesi savaşma nedenlerimizdendir.“

YJA Star gerillası Ruken Zilan: „Her zaman halkımızın fedai gücü olarak yaşayacağız. Halkımızı ve Önderliğimizi özgürleştireceğiz.”

YJA Star gerillası Zilan Derik: „Önderlikle dağlara gelerek kendi varlığımızı ve gücümüzü daha iyi tanıdık. Özgürlüğe giden yolda büyük bir adım attık. Kürt kadınının gerçekliğini daha iyi gördük. Her zaman Önderlik ve şehitlerin yaratmış olduğu bu yolda yürüyeceğiz.“

Şengal’deki gerillalar

Şengal’deki gerillalar da Öcalan’ın doğum gününe ilişkin konuştu.

4 Nisan’ı karşılamanın heyecanını yaşadığını söyleyen gerilla Bager Cudî, şunları belirtti: “Önderliğimizin 18 yıldır esaret altında olmasının burukluğunu yaşıyoruz. Önder Apo’nun özgürlüğünün, Kürdistan ve ezilen halkların özgürleşmesi anlamına geldiğinin farkındayız.”

Öcalan’ın doğumunun, sıradan olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Çekdar Tolhildan, “4 Nisan günü Kürt halkı için milattır ve yeni bir aşamadır” dedi.

Kadın özgürlüğü farkı

YPJ Halep Komutanı Rihan Efrin ise ANHA’ya yaptığı açıklamada, 4 Nisan’ın YPJ savaşçıları için önemini anlatırken şunları söyledi: “Öcalan kadın özgürlüğü için direnen tek kişidir. Öcalan’ın fikir ve felsefesi sayesinde Rojava Devrimi, aynı zamanda kadın devrimi oldu. YPJ, bütün kadınları kucaklayan tek güç konumundadır. Şimdi Kürt, Arap, Süryani, Asuri ve Türkmen kadınlar tüm kadınları ataerkil zihniyet ve zulümden kurtarmak için aynı safta yer alarak savaşıyor.”


Öcalan ilke sahibidir


İmralı’daki devlet politikalarını Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Emran Emekçi değerlendirdi. 

İmralı’daki tecridin hukuk ve yasalarla izah edilemeyeceğini dile getiren Emekçi, tecridin uluslararası, Türkiye yasaları ve hukukuna aykırı olduğunu vurguladı. Emekçi, “Uygulanan tam bir tecrittir. Sayın Öcalan da zaten buna ‘mutlak tecrit’ dedi. Mutlak tecrit, dış dünyayla bütün bağların koparılmasıdır. Haberleşme de dahil. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 18 Mart 2014 tarihli kararında İmralı’da yaşananlara sözleşmenin 3. maddesinde sözü edilen işkence, kötü muamele olduğuna hükmetti. Mutlak tecrit, işkencenin de ötesinde diri diri gömmektir. Suçtur. Keyfi bir infaz rejimidir. AİHM de bunu tespit etmiş. İşkence kurallarını ihlal ettiği CPT raporlarında var. OHAL süreci de ne zaman biteceği belli olmadığına göre mutlak tecrit kalıcı hale geliyor” dedi. 

Öcalan’ın 18 yıl boyunca ortaya koyduğu çözüm perspektifleri, önerileri, yol haritaları, Dolmabahçe Mutabakatı’nı anımsatan Av. Emekçi, şöyle devam etti: „Mesele Türkiye’deki bir siyasi iradenin, demokratik çözüme karar veren bir siyasi iradenin ortaya çıkmasıdır ki, bu irade yok. Mesela Sayın Öcalan son 11 Eylül’deki görüşmesinde ‘Bizim çözüm projelerimiz var. Hükümet samimiyse, gelirlerse ben rolümü oynarım. 6 ayda bu sorunu çözeriz. Projelerimiz var’ demişti. Ama bu projelerin bile kamuoyuna açıklanmasına izin verilmedi. Tecrit devam ettirildi yani. Daha bunun ötesi var mı? Zaten Abdulkadir Selvi de köşesinde yazmıştı ‘hükümet savaş kararı vermiş’ diye. Yani çözüme gidileceği düşünülmüyor. Demek ki Kürtlere karşı bir konsept var. Bu konsept süresinde öyle görünüyor ki tecrit devam edecek.”

Özgür Kürtlüğü temsil ediyor

Öcalan’ın “özgür Kürtlüğü” temsil ettiğini söyleyen Emekçi, şunları söyledi: “Öcalan’ın biliyoruz ki özgürlükçü ve barışçıl bir çizgisi vardı. Özgür Kürtlüğü temsil ediyor. Kürtleri aktör haline getiren bir duruşu vardı. O yüzden İmralı işkence sistemi devreye konuldu. Sağlığını bozarak, dayanma gücünü ve iradesini kırarak kendi politikalarına çekme çabasıdır. Öcalan da buna karşı direniyor. Bir duruşu var, kendi önerileri var. Basına da yansımıştı. ‘Bizim politikalarımıza gelseydin oltayla balık tutacaktın deniz kenarında’ denmiş. Sayın Öcalan’ın da onlara cevabı ‘Ben bu kadar basit bir insan mıyım? Ben bir ilke adamıyım. Ben bir çizginin yürütücüsüyüm. Böyle basit şeylere gelmem’ şeklinde olmuştu. Karşı tarafın iradesine saygı gösterirsin, sen de kendi iradeni koyarsın. İki irade karşılıklı müzakere eder. İşi sonuca götürür. Ama tek taraflı olmaz. Maalesef durum bu. Sayın Öcalan tek taraflı dayatma altındadır.” 

Politik oyunlara gelmez

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İmralı da Hayır diyor” sözlerine ilişkin ise Emekçi, “Onların politik oyunları. Seçim sürecinde milliyetçi kesimi motive etmeye dönük, onların oylarını almaya dönük işi götürüyor Erdoğan. Öcalan, öyle günlük kavgalara, politik oyunlara gelmeyecek kadar ilke sahibi biri. Devlet heyetiyle yıllarca görüşmüş. Her şeyi kayıtlıdır. Duruşu, belgelidir.” diye konuştu. 

Öcalan’ın “Ben doğmadım, doğduysam yaşamadım, yaşadıysam özgürlük için yaşadım” sözlerini hatırlatan Emekçi, son olarak şunları vurguladı: “Sayın Öcalan bütün hayatını saçının teline kadar kendi deyimiyle Kürt halkının özgürlüğüne adamış bir insan. Doğum gününü de bu politik eksende ele alıyor. Bütün yaşamının 24 saatini Kürt özgürlüğüne adama gerçeğidir. Doğum günü de bu çerçevede ele alıyor. Bu aşamaları zaten birinci doğumum ana doğumu, sonra politik doğum, sonra İmralı doğuşu şeklinde sıralaması vardı. Sayın Öcalan gerçekten İmralı’daki bütün çabası şuydu; Türkiye hükümetini, devletini de demokratik çözüme ikna ederek bu sorunu halkların gönüllü birliği, demokratik birliği ekseninde çözerek, çözüme getirerek doğum gününü bir bayramla taçlandırmak istiyordu. Bütün sabrı, bütün mücadelesi, bütün çabası buna dönüktü. Ama buna yaklaşım gösterilmedi. Artık Sayın Öcalan’ın doğum gününü bu bağlamda şöyle değerlendirmemiz gerekir; demokratik modernite sisteminin inşa görevlerinin başarısı için çalışmaktır. Bu şekilde anlam kazanır” değerlendirmesinde bulundu.


Çocukluğundan yansıyanlar

Öcalan’ı ilkokuldan tanıyan Sevim Çapan ve çocukluk arkadaşı Mehmet Tarhan, dihaber’e konuştular.

Öcalan’ın ilkokula gittiği Türkmen köyü Cibin’de (Saylakkaya) bıraktığı izler, hatıralarla anımsanıyor. Öcalan’ın ağabeyi ile aynı sınıfta okuduğunu ve kendilerine misafirliğe geldiğini anlatan Sevim Çapan, o yılların hatıralarını paylaştı. 

Okuma hevesi

Öcalan’ın kalem alabilmek için babasının fıstıklarını gözden çıkardığını belirten Çapan, “Okuma hevesinden Amara’dan Cibin’e yürüyerek geliyordu. Ayakkabısı eskimesin diye yürürken ayakkabılarını koltuk altında taşırdı” dedi. 

Kalemini bile böldü

Öcalan’ı siyah pardösü ile hatırlayan Çapan, bir başka anısını da şu sözlerle anlattı: „Bir gün kar yağmış, Amara’ya gidememişti. Ağabeyim ve bir arkadaşıyla bize geldi. Kalemleri yoktu. Ağabeyimle ders çalışıyorlardı. Tek kalem onda vardı. O, kalemi üçe böldü, öyle ders çalıştılar.“

Namazını aksatmazdı

Öcalan’ın bir gün babasının fıstığını cebine doldurup getirdiğini ve kendisinin de o fıstıkları köyün bakkalı olan „Kör Nuri“ye kurşun kalem karşılığında verdiğini anlatan Çapan, Öcalan’ı sürekli namaz vaktinde evlerinde abdest alıp namaz kıldığını söyledi. Çapan, Öcalan’ı ilkokul bittikten sonra bir daha göremediğini ifade etti.

Engel tanımıyordu

„Ben engel tanımam’, diyerek herkes düz yüzerken o ters yüzüyordu. O zamanlar onun ne demek istediğini anlamıyorduk“ sözleriyle kendisinden 9 yaş büyük çocukluk arkadaşı Abdullah Öcalan’ı anlatan Mehmet Tarhan, Öcalan’ı dürüstlük karakteri ile hatırlıyor. 

Çocukluğunda Öcalan’la komşu olduklarını, birlikte gezdiklerini, arkadaş olduklarını söyleyen Tarhan, „Babam muhtardı. Bu sebeple onun babası hep babamın yanına geliyordu. Köye yakın bir su akıntısı vardı. Başkanla birlikte oraya yüzmeye gidiyorduk. Dürüst ve temiz bir çocuktu. Sırt üstü yüzer ‘Ben engel tanımam’ derdi. Onun ne demek istediğini anlamıyorduk“ şeklinde konuştu.

Özellikle Öcalan ile aralarında geçen diyalogları unutmadığını söyleyen Tarhan, Öcalan’ın sık sık „Bir gün gelecek, buralar değişecek“ sözlerinin hafızasında canlı olduğunu söyledi. Öcalan’ın köyün imamı olan amcasının yanında Kuran-ı Kerim öğrendiğini dile getiren Tarhan, 4 Nisan’da Öcalan’ın doğum gününde köye gelecek ziyaretçiler için ellerinden geleni yapacaklarını ifade etti. 


KCK sözünü tekrarladı

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, „Bu doğumu, özgür ve demokratik Kürdistan’la taçlandıracağımız sözünü bir kez daha veriyoruz’’ dedi.

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, 4 Nisan mesajı yayımladı. Öcalan’ın Kürt halkını soykırım girdabından çıkaran, özgürlüğü için mücadele eden bir halk haline getirdiğini kaydeden Eşbaşkanlık, bu doğumu özgür ve demokratik Kürdistan’la taçlandırma sözünü bir kez daha verdi. Öcalan’ın her zaman anasının ve Kürdistan’ın hayırlı evladı olma sorumluluğuyla hareket ettiğinin altını çizen Eşbaşkanlık, „Tüm ömrünü Kürt halkının kendini var edecek bilinç, örgüt ve mücadeleyi geliştirmesine vermiştir. Yaşamının her anında Kürt’ün özgür ve demokratik yaşamını kazanması için olağanüstü bir çaba ve mücadele içinde olmuştur“ dedi.

Mesajda, şunlar ifade edildi: „Kürt’ün yaşama yeniden gözünü açmasını sağladığı gibi, Kürt kadını şahsında tüm kadınların da yaşama gözünü açmasını sağlamıştır. Bu nedenle Önder Apo’ya en başta da kadınlar sahip çıkmakta, Önder Apo’nun özgürlüğünü kadın özgürlüğü olarak görüp mücadelenin en önünde yer almaktadırlar. Önder Apo’nun doğum gününü kutlamak Kürt halkı ve kadınlar için kendi doğumlarını kutlamaktır. Soykırıma uğratılmak istenen Kürt halkının ve Kürt kadınının var olma bilincine varması özgür ve demokratik yaşam mücadelesinin yükselişini beraberinde getirmiştir. Önder Apo’nun doğuşunun Kürtler ve kadınlar için ne anlama geldiği bilincine varıldığında, bu bilinç mutlaka Kürt halkını kadın özgürlük çizgisinde özgür ve demokratik yaşama kavuşturacaktır. Bu temelde Önder Apo’nun doğuşunun Kürtlere ve kadınlara kazandırdığı değerleri görerek bu doğum gününü başta Amara olmak üzere her yerde kutlamaya çağırıyoruz.“



HABER MERKEZİ