
KCK Eşbaşkanlığı, PKK ile KDP’nin üst düzey görüşmeler gerçekleştirdiğini ve önemli konularda mutabakata varıldığını duyurmuştu. Ardından Rojava Halk Meclisi üyeleri Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani ile bir araya gelmişti. Bundan sonra da Demokratik Birlik Partisi (PYD) ile Suriye Kürt Ulusal Cephesi (ENKS) toplandı. Yaşanan bu gelişmeleri, mutabakatın detaylarını, Kürdistan’ın dört parçasında nasıl yansıma bulacağını, Cenevre-2 öncesi Kürtlerin hazırlık düzeyini ve Kürt Ulusal Kongresi çalışmalarını KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu’ya sorduk.
Eşbaşkanlığınız KDP ile PKK’nin üst düzey görüşmeler gerçekleştirdiğini ve bir mutabakata varıldığını duyurdu. Bize biraz detay verebilir misiniz?
Aslında PKK-KDP görüşmeleri aylardır planlanan bir görüşmeydi. Sadece PYD ile ilgili bir görüşme değildi. Bu görüşmede PKK ile KDP ilişkilerini, Güney ve Kuzey’in durumunu tartışarak genel bir görüş alışverişi planlanıyordu. Ama önce Güney’deki seçimler araya girdi daha sonra Ulusal Kongre’nin geliştirilememesi gibi nedenlerle gecikti. Biz kendi açımızdan yaşanan bu gerilimin daha fazla sürmesinin faydalı olmayacağını düşündük. Bunun için de özellikle gerilimin arttığı bir ortamda üst düzde görüşme gerçekleştirdik. Bu görüşmenin gerçekleşmesi ile birlikte doğal olarak Rojava sorunu da gündeme geldi.
Bu görüşmede hangi konuları konuştunuz?
Görüşmemiz 4 temel başlık altında gerçekleşti:
* KDP-PKK ilişkileri,
* Rojava’da yaşanan gelişmeler,
* Kuzey’de Önderliğimizin başlattığı demokratik çözüm süreci ve Güney Kürdistan’ın durumu,
* Kürt Ulusal Kongresi.
Hangilerinde mutabakata varıldı?
Bu dört konuda da belli bir mutabakata varıldı. Bu mutabakatların başında Rojava’da yaşanan sıkıntıların giderilmesi, bir ulusal birlik çerçevesinde çözüm bulunması, Cenevre’ye ortak tutum ile gidilmesi yer aldı. Rojava’daki örgütlerin kendi aralarındaki ilişkilerini düzeltmesi, bu konuda PKK ve KDP’nin yardımcı olması çerçevesinde bir mutabakat ortaya çıktı. İşte şu anda Rojava’daki Kürt örgütlerin gelip Güney’de toplantılar yapması tamamen bu mutabakat gereğidir.
Bu mutabakatta PKK kendi görüşlerini söyledi. KDP de öyle. Kimse birileri adına konuşmadı. PYD adına ne bizim ne de KDP’nin konuşması doğru da olmaz zaten. Bizler sorunların çözümünde yardımcı olma ve teşvik etme temelinde yaklaştık. Sorunları çözecek olan asıl güç Rojavalı güçlerdir. Görüşmeyi genel olarak olumlu buluyoruz.
Bu mutabakatın Kuzey Kürdistan’a yansıması nasıl olacak, ya da olacak mı?
Mutabakatın önemli ayağı Rojava’dır. Eğer Rojava’da Kürtler ulusal birliklerini sağlamaz, bu çerçevede genel Kürt hareketleri arasındaki ilişkilerde yumuşama olmaz ve sağlıklı bir durum açığa çıkmazsa diğer alanlarda da gerilimi beraberinde getirir. Çünkü geçen dönemde durumun böyle olduğunu gördük. Rojava, Kürtlerin Filistin’i gibidir. Kürt halkının moral değeridir. Biz Rojava’ya öyle yaklaşıyoruz. Küçük ama tüm parçalara güç vermiştir. Rojava küçük parça olduğu için de diğer parçaların ona karşı sorumluluğu var, yalnız bırakamazlar. Bu bakımdan Rojava konusunda ortak noktada buluşma diğer konularda da olumlu bir etki yaratacaktır.
Bu mutabakat, örneğin Türkiye’deki seçimleri etkiler mi?
AKP, süreci demokratik bir doğrultuda değerlendirmek yerine, seçimlere kurban etmeye çalışıyor. Bunun KDP tarafından da görülüp eleştirilmesini istiyoruz.
KDP, AKP’yi zorlayan değil AKP’yi mevcut çözüm getirmeyen politikalarında güçlendiren, ekonomik ve siyasi anlamda destek veren bir yaklaşım içindedir. Bu açıdan KDP ile Türkiye siyaseti konusunda görüş faklılıklarımız var. O nedenle şu anki haliyle bu mutabakatın Kuzey Kürdistan’daki özgürlük ve demokrasi mücadelesine, Kürt halkının statü kazanması mücadelesine direkt bir etkisi olmayabilir.
Bu mutabakatın ulusal birlik çalışmalarını hızlandıracağını düşünüyor musunuz?
Eğer burada bir gelişme yaşanırsa Ulusal Kongre konusunda belli bir ilerlem yaratır. Mutabakatın kongre çalışmalarına hız kazandırması ve destek vermesi gerektiğini düşünüyoruz. Beklentimiz budur. Yapılan üst düzey görüşmede bu yönlü karşılıklı bir temenni ve beklentide ortaya konuldu.
Rojavalı güçlerin Hewlêr’deki toplantılarından beklentiniz nedir?
Kürt Yüksek Konseyi deneyimini yeniden canlandırmak gerekiyor. Görüşmeler nasıl oluyor, içeriği nedir, nasıl sonuçlanacak? Şu anda net bir şey söylemek mümkün değil. Çünkü görüşmeler devem ediyor ve henüz sonuçları açıklanmış değil. Ama görüşmelerden olumlu sonucun çıkacağına inanıyoruz. Mutlaka olumlu bir sonucun çıkması gerekiyor. Olumsuz sonuç çıkarsa Kürtler kaybeder. Güney Kürdistan da kaybeder. Kürtler bundan böyle hem Suriye’de hem de uluslararası alanda birlik olarak hareket etmelidir.
Bu görüşmeler ve sağladığınız mutabakat Cenevre 2’ye sizce nasıl yansır? Kürtler Cenevre 2’ye ortak taleplerle gidebilecek mi?
Önemli olan Kürtlerin ortak hareket etmesi, ortak bir temsil ile Cenevre’ye giderek bir statü talep etmesidir. Federasyon mu olur, Demokratik Özerklik mi olur bu çok önemli değil. Bizim açımızdan özgürlük esastır. Biçiminin nasıl olduğu önemli değil, özü önemlidir. Bu konuda Kürtler anlaşabilir. Statü talebinin muhaliflere, devlete ve uluslararası güçlere kabul ettirilmesi gerekiyor. Bu açıdan Desteya Bilind’in canlandırılması Kürtleri Cenevre’ye giderken daha da güçlendirecektir.
Kürt halkının özgür ve demokratik yaşamını kabul eden bir Cenevre, demokratik Suriye’yi yaratan bir Cenevre olur. Yeni Suriye demokratik temelde gerçekleşir. Bunu özelikle vurgulamak istiyorum. Suriye’nin demokratikleşmesi kesinlikle Kürt sorunun çözülmesi ve statülerinin kabul edilmesine bağlıdır. Kürtler statüleri ile Suriye’nin içinde yer aldıkları takdirde Suriye demokratikleşmek mecburiyetindedir. Çünkü artık Rojava demokratik bir ülkedir. Özgür bir ülkedir.
Cenevre’ye Kürtler birlik halinde gittiği zaman oraya gelen herkes değişmek zorundadır. Rojava, Ortadoğu’da da yeni bir demokratik ufuk açar, zemin sunar, ivme kazandırır. Kürtlerin birlik içinde gittiği bir Cenevre’nin böylesi sonuçları olacağını düşünüyoruz.
Ortadoğu’nun yeniden şekillendiği bu dönemde, sizce Kürtler bu sefer hazırlıklı mı?
21. yy’daki gibi hazırlıksızlar demek doğru olmaz. Tamamen hazırlıklılar demek de doğru olmaz. Kürtler 21. yy’daki gibi örgütsüz değiller ama diğer yandan Kürtlerin sömürge statüsü çok ağırdır. İran, Irak, Suriye ve Türk devletleri ile her birinin arkasında uluslararası güçler var. Bu devletlere karşı çıkmak aynı zamanda o güçlerle de karşı karşıya gelmek anlamına geliyor. Bu çok ağır bir durumdur. Bu durum karşısında sadece Kürtlerin belirli bir örgütünün olması, halkın özgürlüğü ve demokrasisi için mücadele etmesi yetmez.
Bu açıdan işte Ulusal Kongre ve Kürtler arası birlik çok önemlidir. Rojava gibi küçük bir parça konusunda bile ortak hareket edemeyen Kürtler karşısında Ortadoğu’da Kürt düşmanları birlikte hareket ediyor. Kürtlerin bunu görmesi gerekiyor. Kürtlerin bu düzeyde parçalı olması büyük bir zafiyet ortaya çıkarıyor. Bu açıdan tam hazırlıklı olduğumuzu söyleyemeyiz. Bu, Kürtlerin büyük zaafıdır.
Ulusal birliğin önünde başka ne tür engellerin olduğunu düşünüyorsunuz?
Engel açıktır. Çeşitli bölgesel ve uluslararası güçler Kürtlerin birliğini istemiyor. Kürtlerin parçalanmışlığı üzerinden hem Kürtleri kullanmak hem de diğer ülkeleri kendilerine bağlamak istiyorlar.
Umuyoruz ki bütün Kürt örgütleri bu durumun bilincine vararak şu anki örgütlenme düzeylerini, halkın özgürlük özlemini, halkımızın özgür ve demokratik yaşam için mücadele isteğini daha örgütlü hale getirirler. Kendi birliklerini güçlendirerek 21. yy’da özgür ve demokratik yaşama kavuşmuş olurlar. Umudumuz ve beklentimiz de budur.
CİHAN ÖZGÜR/ANF/BEHDİNAN