
HDP Eşbaşkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş, Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi’ne (CTP) Öcalan’ın durumu için harekete geçmesini talep etti.
Eşbaşkanlar tarafından önceki gün CPT Başkanı Mykola Gnatovsky’e gönderilen mektupta, Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi’nden 2 Nisan 2015 tarihinden bu yana tecritte tutulan ve 15 Temmuz’da yaşanan darbe girişiminin ardından avukatları ve ailesi dahil olmak üzere hiç kimseyle görüştürülmeyen Öcalan’ı derhal ziyaret etmesi; sağlığıve kişisel güvenliği hakkındaki bilgileri kamuoyu ile paylaşması istendi.
Nöbet eylemleri devam ediyor
Kongreya Jinên Azad (KJA) Amed bileşenleri, önceki akşam AZC Plaza önünden bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. “Önderliğimizin özgürlüğü için alanlardayız” pankartının açıldığı eylemde açıklamayı KJA Koordinasyon Üyesi Halime Işıkçı yaptı. Işıkçı, “Öcalan’ın sağlığının ne durumda olduğu hatta güvenliğinin ne derece sağlandığı konusunda ciddi kaygılarımız var” dedi.
Amed kent merkezinde yer alan Koşuyolu Parkı’nda başlatılan ‘Özgürlük Nöbeti’ dördüncü gününde sürdü. Eylem sırasında, sinevizyondan Öcalan’ın geçmiş dönemlerde yaptığı konuşmaların yayınlanması üzerine parka giren polisler, ses cihazlarına ve asılan pankartlara el koymak istedi. Yurttaşların bu duruma engel olmaya çalıştı. Parkın yanı başındaki Sunay Caddesi’ni trafiğe kapatan yurttaşlar, saldırıyı “Bê serok jiyan nabe” sloganları atarak tepki göstermeye başladı.
Nöbet eylemi Öcalan’ın memleketi olan Riha’da da başlandı. Kent merkezinin yanı sıra Wêranşar (Viranşehir), Pirsus (Suruç), Xelfeti (Halfeti) ve Hewag (Bozova) ilçelerinde DBP ve HDP il ve ilçe örgütleri tarafından başlatılan nöbetlere yüzlerce yurttaş katıldı.
Can güvenliğinden emin değiliz
Asrın Hukuk Bürosu, Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD), Tutuklu Aileleri İle Dayanışma Derneği (TUAD) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP), İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde yaptıkları ortak basın açıklaması ile Öcalan üzerinde 5 yıldır ağırlaşarak devam eden tecride ve darbe girişiminin ardından oluşan kaygılara dikkat çekti.
Kurumlar adına basın açıklamasını okuyan Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Cengiz Çiçek, 27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana avukatları olarak Öcalan ile görüşmelerinin engellendiğini söyledi. Çiçek, Öcalan’ın var olan koşullarının yanı sıra avukat, aile, ziyaretçi ve iletişim haklarından mahrum bırakılmasını işkence olarak tanımladı.
Hükümet bu oyundan vazgeçmeli
Çiçek, iktidarın Öcalan üzerindeki uygulamalarının, kendileri tarafından kabul edilebilir bir durum olmaktan çıktığını vurgulayarak, “17 yıllık İmralı tecrit uygulamalarıyla görüldü ki, müvekkilimiz devletin elinde yasalar bağlamında bir mahpus değil, her anı intikam almaya, yakınları ve sevdiklerine ceza çektirmeye dayalı ve politik tercihlere göre kendisine davranılan bir rehindir. Artık siyasi iktidarın bu açık gerçeği sağa sola bükmeden ya açıktan ilan etmesi ya da derhal bu hukuk oyunundan vazgeçmesi gerekmektedir. İmralı’da hukuk; insan hakları, insanlık onuru askıdadır” dedi.
Kritik bir hal aldı
Var olan tablonun 15 Temmuz darbe girişiminden sonra adaya her türlü erişim yasağının kaygı verici ve kritik bir hal aldığını belirten Çiçek, “Darbe girişiminin sistem içerisinde yarattığı tehdit düzeyini hesapladığımızda, benzer riskin İmralı’da Sayın Abdullah Öcalan ve diğer müvekkillerimiz şahsında gerçekleşmemesinin bir garantisi var mıdır? Soruyoruz; ülkenin Cumhurbaşkanının bile can güvenliğinin hedef alındığı bir gözü karalık ortamında Sayın Öcalan’ın can güvenliği var mıdır? Nitekim darbe sonrası medyada ‘darbecilerin hedeflerinden birinin de İmralı Cezaevi’ndeki PKK Lideri Abdullah Öcalan olduğu’ yönünde haberler yapıldı” diye konuştu.
Kime, nasıl güvenelim
“Her ne kadar müvekkilimizin sağlık durumunun iyi olduğu yönünde haberler servis edilse de bu türden dolaylı bilgilerle tatmin olmamızı kimse bizlerden beklememelidir” diyen Çiçek, şöyle devam etti: “İktidar yetkililerinin ağzından ifade edecek olursak bu kadar ‘ihanet şebekelerinin’ kol gezdiği bir ortamda kime nasıl güvenelim? Beştepe’nin, Genelkurmay Karargâhı’nın merkezine sızma kabiliyeti gösterenlerin İmralı’ya sızma olasılığı olmadığını düşünmek mümkün müdür? Dolayısıyla defalarca belirttiğimiz gibi müvekkilimiz Sayın Abdullah Öcalan ve diğer müvekkillerimizin can güvenliğinden emin olabilmemiz için biz avukatlarının, aile üyelerinin ya da bağımsız bir heyetin ivedilikle İmralı adasını ziyaretine izin verilmelidir.”
‘Harekete geçmeye çağırıyoruz’
Çiçek, açıklamanın devamında şunları söyledi: “Bugün İmralı’ya dair kaygılarımıza kulak tıkayanlar unutmamalıdır ki, tam da İmralı’da vücut bulan bu ve benzeri antidemokratik tutum ve uygulamalar kurumsallaştıkça, ülkede en istikrarlı yürüyen iş, darbeler ve darbe mekaniği olacaktır. Korsanlığın adı hukuk, kuralsızlığın adı kural oldukça, demokrasiyi değil, ancak günü kurtarabilirsiniz. Sonuç itibariyle içinden geçtiğimiz kaotik süreç, bizlere tekrardan şunu göstermiştir: Sayın Öcalan’ın da belirttiği gibi Türkiye’nin önünde iki seçenek vardır: ‘Ya çözüm ya darbe!’Ya Kürt sorunu başta olmak üzere temel sorunlarımıza bir demokratikleşme hamlesiyle cevap olacağız ya da kendisini yıllar içerisinde tekrar eden statükocu ve çözümsüz siyaset anlayışıyla darbeler ortamında debelenip duracağız. Bu vesileyle İmralı hakkında sesimizi yükseltmenin demokratik taleplerimizi de yüksek sesle dillendirmek anlamına geleceğini belirtiyor; ulusal ve uluslararası hukuk çevreleri başta olmak üzere, çözümden yana olan her birey ve kurumu, yarın daha da geç olmadan Sayın Öcalan hakkında sağlıklı bilgi alınıncaya kadar harekete geçmeye çağırıyoruz. Kazanan her türden darbe ve darbeciler değil; halkların, inançların demokratik birliğini savunanlar olacaktır”.
Bu bir darbedir
Çiçek’in ardından söz alan HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Doğan Erbaş da Bursa 1. İnfaz Hakimliği’nin OHAL süresince İmralı’da görüşmeleri yasaklayan kararını bir darbe olarak değerlendirdi. Erbaş, devlet yetkililerinden Öcalan’ın durumuna ilişkin yapılan açıklamaların kaygılarını gidermediğini dile getirerek, Öcalan ile acil görüşme gerçekleştirilmesi çağrısı yaptı.
TUAD yöneticisi Avukat Şule Recepoğlu da, Erdoğan’ın “halkımız ne talep ederse değerlendirilir” yönündeki açıklamasına atıfta bulunarak, Kürt halkın barış ve demokrasi taleplerinin de değerlendirilmesini istedi. Recepoğlu, Kürt halkının Öcalan ile müzakerelerin başlaması talebinin de olduğunu hatırlatarak, bu taleplerin dikkate alınmasını istedi.
Fiziksel yönelim mi var?
ÖHD yöneticisi Avukat Veysi Eski ise Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile darbe öncesi İmralı‘da devrede olan politikaların diğer cezaevlerine de uygulamaya geçtiğini dile getirdi. KHK düzenlemesi ile İmralı’da bugüne kadar OHAL kararlarının uygulandığını ortaya çıktığını söyleyen Eski, “İmralı ile ilgili yapılan haberler kaygılarımızı arttırıyor. Sayın Öcalan’a fiziksel yönelim olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu.
Yine reddedildi
Öcalan’ın ailesi ve avukatlarının, İmralı’ya gitmek için yaptıkları son başvuru da Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından reddedildi. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine Bursa 1. İnfaz Hakimliği aldığı karar ile 20 Temmuz’dan başlayarak OHAL süresince Öcalan ve adadaki diğer tutsaklara dair görüş, ziyaretçi, telefon ve posta yasağı getirdi.
DİHA/ ANKARA/İSTANBUL/AMED/URFA