
Türkiye'de ilk defa BDP'li belediyelerin uyguladığı eşbaşkanlık sistemine karşı siyasi iktidar tarafından bugüne kadar siyasi söylem düzeyinde dile getirilen rahatsızlık, valilik ve kaymakamlıkların tek merkezden alınmış bir kararla açtığı davalarla yönelime dönüştü. Geçtiğimiz Temmuz ayında "eşbaşkanlık yönetmeliği"nin belediye meclislerince kabul edilmesinin ardından Ağustos ayı içerisinde BDP'nin belediye başkanlığını kazandığı 90'a yakın il ve ilçede, valilik ve kaymakamlıklar Bölge İdare Mahkemeleri'ne başvurarak eşbaşkanlık sisteminin iptal edilmesini istedi. Eşbaşkanlık sisteminin yürütülmesi için BDP'li belediye meclislerinin hazırladığı "Belediye Eşbaşkanları Çalışma Yönetmeliği"nin kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle açılan davalarda, eşbaşkanların görevlerini usulsüz bir şekilde üstlendiği ve yapacakları idari işlemlerin hukuken geçersiz olduğu ileri sürüldü.
Eşbaşkanlık devam edecek
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı olan Av. Fırat Anlı, yerel seçimlerde yaklaşık 3 milyon kişinin oy vererek kabul ettiği ve Temmuz ayında resmileşen bu modele ilişkin açılan davaları DİHA'ya değerlendirdi. Eşbaşkanlık modelinin seçimlerde halk tarafından verilmiş bir görev olduğunu belirten Anlı, bu görev ve sorumlulukları sonuna kadar yerine getirmeye devam edeceklerini söyledi. Devletin yeni, değişik, halkın talebine ve farklılıklara uygun olan tüm talep ve işlemlere karşı ceberrut devlet anlayışı ile "olmaz" diyerek yaklaştığını belritti. Eşbaşkanlık modeline açılan davaya işaret eden Anlı, "Kürtler uzunca bir süreden beridir yasal sınırları çoktan aştılar. Meşru ve demokratik bir alan yarattılar ve bu alanda sadece kendileri için değil, bütün bu ülkede yaşayan herkes için çok önemli, solunabilecek oksijeni bol bir alan yarattılar" dedi.
Vazgeçilmez bir modeldir
Eşbaşkanlık sisteminin dünyada ilk defa Kürt halkı tarafından uygulanmadığını ancak en ciddi şekilde ele alıp en kararlı şekilde uygulayan ve en yaygın şekilde de yaşama geçirenlerin Kürtler olduğunun altını çizen Anlı, Türkiye'de eşbaşkanlığın 2006 yılında demokratik toplum hareketiyle başlatıldığını hatırlattı ve ekledi: "O zaman da yasada karşılığı yoktur, 'kabul etmeyiz' şeklinde cevaplar verildi. Ama Kürtlerin ısrarlı fikri takibi sonucunda anlaşıldı ki bu vazgeçilmez bir modeldir. Sonrasında da buna uygun yasal düzenlemeler yapıldı."
Türkiye için kazanım
Dava gerekçesinin de çok teknik olarak ele alındığına vurgu yapan Anlı, bunların artık kendileri tarafından aşılmış durumlar olduğunu söyledi. Eşbaşkanlığın bir toplumsal karşılığının olduğunu belirten yüz binlerce yurttaşın sandıkta oy kullanarak bu modeli desteklediğini belirtti. Kürt sorunun demokratik çözümü ve kadın kurtuluş mücadelesi açısından da önemli bir model olduğunu kaydeden Anlı, "Kadın mücadelesinin aslına Türkiye açısında da bence özenle üzerinde durulması ve örnek alınması gereken bir modeldir. Bütün belediyelerimiz de bugün bir tane kadın eşbaşkan varsa bu Türkiye için bir kazanımdır" dedi.
Halkın temsilcisiyiz
Türkiye'de belediyelere mali, idari çalışma sistemi, teşkilat yapısı ve faaliyetleri konusunda belli özerkliklerin tanındığını söyleyen Anlı, davalarla birlikte bunun ortadan kaldırılmak istenildiğini belirtti. Bunun belediyelere ciddi bir vesayet denetimi olduğunu kaydeden Anlı, devamında ise şunları söyledi: "Belediyelerin çalışma sistemine çok ağır bir müdahaledir. Bu bizim kabul edebileceğimiz bir boyut olmanın ötesinde kurumsal olarak da kabul edilmemesi gereken bir durumdur. Bizler valilik ve kaymakamlıkların memurları değiliz. Bizler Ankara'daki hükümetin temsilcisi değiliz. Biz halk tarafından seçilmiş ve burada bire bir halkın talep ve beklentileriyle halkın istemleri doğrultusunda çalışma yürüten ona göre kendisini konumlandıran, ona göre sorunlara çözüm üreten bir mekanizmayız. Bu açıdan biz haklıyız, doğruyuz ve meşru bir noktadayız. Bunu da sürdüreceğiz. Buna karşı çıkışların da geçmişte örnekleri olduğu gibi Kürtçe'ye karşı çıkan anadilini kullanmaya karşı çıkan, insanların kimlik ve kültürel haklarına karşı çıkan yaklaşımlar gibi eninde sonunda terk edilecek alışkanlıklar listesinde girecektir."
Tahammülsüzlük
Bir hukukçu olarak da kararı değerlendiren Anlı, yasada 'eşbaşkanlığı uygulayabilirsiniz' diye bir hüküm olmamakla birlikte bunu yüzde yüz yasaklayan, asla olmaması gerektiğine vurgu yapan bir düzenlemenin olmadığını da dikkat çekti. Yasaya karşı bir pozisyon içerisinde olduklarını düşünmediklerini belirten Anlı, "Kaldı ki biz fiili meşru ve demokratik bir mücadeleyi esas alıyoruz. Belki norm kadro karşılığı yoktur. Belki belediyenin teknik işleyişi içerisinde bugüne kadar düşünülmemiştir ama geçmişte de birçok şey düşünülmemişti. Diyarbakır'daki 1 milyon 607 bin insan adına karar alan yerel parlamento işlevi gören ve bu kararlarından dolayı topluma tarihe, siyasete, yerele karşı sorumlu olan bir parlamento var. Burada bir krallık veya diktatörlüğün olmadığını iki eşbaşkanın da hangi usul ve esaslara göre çalışması gerektiğini meclis kararlaştırmıştır." Davanın aynı zamanda yerel parlamento tarafından alınan karara bir tahammülsüzlük olduğunu belirten Anlı, "Modeli her şeye rağmen sürdürmede hiçbir tereddüdümüz yok. Bu konuda biz bunun eninde sonunda düşündüğümüz çerçevede bir yasal düzenlemeyle noktalanacağına inanıyoruz" diye konuştu.
HAYRİ DEMİR/DİHA/AMED
Vali yargıyı bekleyecek
Diyarbakır Valiliği, "eşbaşkanlık yönetmeliği"nin iptali için Diyarbakır 3. İdare Mahkemesi'ne yaptıkları başvuruya ilişkin, yargı kararını bekleyeceğini duyurdu. Yönetmeliğin incelendiği belirtilen Valilik duyurusunda, "Yargı süreci tamamlanana kadar, kişi ve kurum mağduriyetine sebep olmamak ve ileride oluşabilecek muhtemel hukuki yaptırımlarla karşılaşmamak için belediye iş ve işlemlerin meri mevzuat çerçevesinde yürütülmesi, belediyelerle ilgili eşbaşkanlık sistemi talep ediliyor ise bunun yasal düzenleme ile mümkün olabileceğinden ilgili mercilere girişimlerde bulunabileceği hususu Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na iletilmiştir" denildi.