2014 yerel seçimlerindeki en büyük yenilik, BDP’nin eşbaşkanlık sistemini getirmesidir. Dünyada ilk defa kadınlar tüm belediyelerde birinci dereceden yetkili olacaktır. Bir kadın ve erkek sorumluluğu paylaşacaklar. Daha doğrusu sorumluluğu ortak yürüteceklerdir. Artık kadın yerelden başlayarak siyasette ve toplumsal yönetimde en üst düzeyde sorumluluk üstlenecektir. Kadının eli, tarzı ve rengi siyasette baskın hale gelecektir. Bunun siyasette de, toplumsal yaşamda da bir devrim niteliğinde olduğu açıktır.

Yerel yönetimlerde eşbaşkanlık sadece kadının yönetimi paylaşması olmayacaktır. Toplumda ve siyasette büyük dönüşümü beraberinde getirecektir. Şimdiye kadar yönetim deyince akla erkeğin geldiği zihniyete büyük darbe vuracaktır. Kadının her yerde yönetim olma gerçeği aile başta olmak üzere tüm toplumsal yapıya yansıyacaktır. Erkeğin hegemonik zihniyeti yerine kadının hak, adalet, eşitlik zihniyeti toplumsal dokulara dokunacaktır.
Eşbaşkanlık sistemi, Kürt kadınının geldiği düzeyi göstermektedir. Kuşkusuz bu PKK ile başlayan demokratik devrimin, kültür devriminin toplumda yarattığı sonuçlarla ilgilidir. Kürt kadını on yıllardır bilinçleniyor, örgütleniyor, mücadele ediyordu. Bunun sonucu yaşamın her alanında yer almaktaydı. İlk önceleri kotayla bu mücadelede bir mevzi kazanırken, şimdi kotayı da aşıp toplumsal değişimin gereği tüm yaşam alanlarında eşit yer alacağı bir düzeye kavuşmuştur.
Bu durum, kadın-erkek ilişkilerinden tüm siyasal alana kadar yansıyacaktır. Artık hakim ilişkiden ve çalışmadan değil de ortak yaşam ve çalışmadan söz edilecek bir döneme girilmiştir. Yerel yönetimlerde eşbaşkanlık böyle bir toplumsal ve siyasal yaşamın gelişmesinde dev bir adım olacaktır. Kuşkusuz bu adım Kürdistan’la sınırlı kalmayacak, dünyadaki tüm siyasal yaşama etkide bulunacaktır.
Kürt kadınının on yıllardır yürüttüğü mücadelenin Türkiye’deki kadın hareketini çok güçlü biçimde etkilediği bilinmektedir. Kürt kadınının öncülük ettiği kadın özgürlük çizgisi dünyadaki kadın hareketine de yeni bir soluk aldırmıştır. Gelecek yaşam projesi konusunda yeterince netleşmeye kavuşmayan ve tıkanmaya uğrayan dünya kadın hareketi, kadın özgürlük çizgisi, ideolojisi ve mücadelesiyle önünü görür hale gelmiş ve yeni bir hamle yapma imkanına kavuşmuştur. Eşbaşkanlıkla Kürt kadın hareketi yine öncülüğünü ortaya koymuş, kadın özgürlük çizgisinde yeni bir hamle yapmıştır. Bu hamlenin sonuçları da kısa bir süre sonra sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada görülecektir.
Kürt Halk Önderinin ideolojik öncülüğünü yaptığı kadın özgürlük çizgisinin gücü ve önemi de ilk önce kavranmamış, ancak sonradan bu çizginin gücünden fazlasıyla etkilenilmiş ve güç alınmıştır. Bugün dünyadaki tüm kadınlar Kürt kadınının Özgürlük Mücadelesi ve kazandığı mevzilerden güç almaktadırlar. Yerel yönetimlerde eşbaşkanlık sisteminden de güç alacaklardır.
Siyasal yaşamın diğer alanlarında da eşbaşkanlık çok anlamlı ve değerlidir. Ancak yerel yönetimlerde eşbaşkanlığın siyasal, toplumsal, kültürel ve psikolojik sonuçları daha kapsamlı olacaktır. Yerel yönetimlerdeki eşbaşkanlık bizzat toplumun hücrelerinde görünür bir model olacaktır. Yerel yönetimler, yerel ve taban demektir. Dolayısıyla eşbaşkanlık en somut biçimde burada tanınacak ve anlaşılacaktır. Böylece kadın özgürlüğünün ne kadar değerli olduğunu sadece kadınlar değil, tüm toplum görecektir.
Yerel yönetimler, toplumun en fazla adalet, eşitlik ve hakkaniyet beklediği yerlerdir. Çünkü hizmetin çok adil yapılması beklenmektedir. Toplum yerel yönetimlerin faaliyetlerinde bizzat söz ve karar sahibi olmak istemektedir. Sadece söz ve karar sahibi olmak da yetmemektedir; bizzat her hizmetin yürütülüş ve yapılışında yer aldığında gerçek anlamda demokratik belediyecilikten söz edilecektir. Çünkü toplum bizzat kendisi için olan işleri kendisi yapmak istemektedir. İşte eşbaşkanlıktaki kadın eli, kadın bakışı, kadın karakteri buna imkan verecektir. Böyle bir yerel yönetim anlayışının gelişmesini sağlayacaktır.
Mevcut yerel yönetim zihniyetinde köklü bir devrim yapılacaktır. Artık Port Alegra modelinde değil, eşbaşkanlığın olduğu, bizzat toplumun tüm işlerini kendisinin yürüttüğü hizmet anlayışı gelişecektir. Sadece bazı hizmetlerin yapılmasının kararlaşması ve önceliklerin belirlenmesinde söz sahibi olmayacaktır. İşler bizzat toplum tarafından yapılacaktır. Buna komünal demokratik yerel yönetim modeli demek de mümkündür. Tabii ki kadın özgürlük çizgisinde özgürlüğü esas alan, özgür toplumu yaratan komünal demokratik yerel yönetim modeli olacaktır.