DENİZ NAZLIM / MA/İSTANBUL

HDP’nin “AKP’ye kaybettirme” politikasını en çok sahiplenen ilçelerin başında gelen Esenyurt seçimlere hazır.

Esenyurt, İstanbul’un en kalabalık ilçesi, 1 milyona yaklaşan bir nüfusa sahip. Tüm etnik ve dini çeşitlilik Esenyurt’ta temsil ediliyor. Haliyle Türkiye’nin gündemi de onlarca ilden büyük bu ilçeden takip edilebiliyor. Siyasi partiler seçim kampanyalarının startını ya da finalini buradan yapma gibi bir alışkanlıkları var.

Esenyurt’a ulaşılması bir o kadar zor! Trafiğe takılmamak için toplu taşıma kullanacaksanız, ulaşım denklemini çözmek gerek. Özel bir araçla ise trafik çilesi bitmiyor. HDP’nin Esenyurt’ta gerçekleştirdiği halk buluşmasını izlemek için Taksim’den yola çıktığımızda özel bir araçtaydık. Yaklaşık üç saat süren zorlu yolculuk sonrası insan “Bu kentin en önemli sorunu ulaşım ve trafik” diye düşünüyor. Ancak Esenyurt’a yurttaşlara kulak verildiğinde İstanbul’un temel sorunun ulaşım, trafik, havalimanı, çöp, su, elektrik… ya da herhangi bir belediye hizmeti, Yıldırım-İmamoğlu ortak yayınında konuşulacak “Sadece İstanbul” olmadığını anlaşılıyor. Onlar için asıl sorun sürekli artan yoksulluk ve daralan özgürlükler. İnsanların bu yönlü temel talepleri ve beklentileri de yerel seçimleri, genel seçim havasına döndürüyor, Esenyurt’ta olduğu gibi.

 HDP’lilerin halayı, polisin marşı 

Öğle saatlerinde Esenyurt merkezin her yerinden Kürtçe müzik duyuluyor. İlçe meydanda büyük bir kitle müzik eşliğinde durmaksınız halay çekiyor, saat 18.30’da ilçeye gelecek olan HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan’ı karşılamaya hazırlanıyor.

Bekleyen yurttaşlardan Hüseyin Çağrı, miting alanına işaret ederek, “Bakın ne kadar daraltılmış, sanki özgürlüklerin kısıtlanması gibi. HDP’nin yüzbinlerce oyu var burada, neden bu kadar küçük alan? Diğer partilerin mitinglerinde polis böyle çevirmemişti” diyor.

Polis merkezinin hemen yanında AKP’nin boş seçim çadırı da alanda toplanmamış halde. Polis noktasından da milliyetçi histeride müzikler çalınıyor. Halaydakilerin sesi ne kadar yükselirse, polisler de sesi o kadar açıyor. Hüseyin Çağrı, “İnsanları tedirgin etmeye ama insanlar gelmeye devam ediyor” diye ekliyor.

Yoksulluk ve barış

Polis noktasının hemen yanında “AKP-MHP rejimine karşı…” diye başlayan bildirileri dağıtan Emekçi Hareket Partisi’nden (EHP) üniversite öğrencisi İhsan Ünal, “Gövde gösteri yapıyorlar, kutuplaştırmaya arttırmak istiyorlar. Ama insanlar buna karşı çıkıyor. CHP’nin değil tabi ki ancak İmamoğlu’nun bazı sorunları çözeceğini düşünüyoruz” diye belirtiyor.

Mitingi bekleyenler arasında 18 yaşındaki Mustafa adlı bir Kürt genci, işsiz olduğunu belirterek, “Bizim iki sorunumuz var; biri yoksulluk biri barış” diyor. Başka bir yurttaş, “İmamoğlu bu halkın desteğini unutmamalı, AKP’nin yolundan gitmemeli” deyip, meydana halaya geçiyor.

Türk halkı kıymetini bilmeli 

Miting alanın çevresinde üzerinde İmamoğlu tişörtü olan yurttaşlar bir kafede oturuyor ve miting alanını gözlüyor. Kendisine “İmamoğlu gönüllüsü” diyen ve CHP’li olmadığını söyleyen Cüneyt Özdemir adlı yurttaş, HDP seçmenin seçimlerdeki tutumlarını “Karşılıklı hoşgörü var, çok güzel” diye yorumluyor ve ortaya çıkan sonuçtan memnun.

HDP’nin Esenyurt’tan aday çıkarmaması ve yüzde 20’yi aşan oyuyla CHP adayına destek vermesi, Esenyurt’un AKP’li başkanını koltuktan indirdi. Özdemir, “Artık Esenyurt’ta rahat hararet ediyoruz” derken, hemen arka masasında oturan “Her şey çok güzel olacak” yazılı şapka takan Leyla ve Kurtuluş Yıldırım çifti, yoksulluklar şikayet ederek, İmamoğlu’nun seçimi tekrar kazanmasının sorunlarını çözeceğini düşünüyor. Yıldırım ailesi, mitingi bekleyen HDP’lileri işaret ederek, “Türk halkı bu oyların kıymetini bilecektir” diyor.

 

Kürt düşmanlığı camilerde

Kendisini “Amasyalı bir Türk” olarak tanıtan Baykan Çakmak, Esenyurt’taki camilerden şikayetçi. “Camilerde ‘Kürt kardeşlerimiz teröristtir’ diyorlar. Artık camiye de gitmiyoruz. İmamlar sürekli Binali, Binali deyip, duruyor” diye anlatıyor. Arkadaşı Ahmet Yiğit ise, “Tek derdimiz özgürlük, hak, hukuk” diyor. Baykan, “Ben Türk’üm, arkadaşım Kürt. Halklar arasında bir sorun yok. Sorunlar iktidarlarda ve politikalarında” diye ekliyor. Saatler 17.00’yi gösterdiğinde insanlar miting alanının girişlerinde toplanmaya başlıyor. Polis noktasında bu kez milliyetçi müzikler değil, Binalı Yıldırım’ın seçim vaatlerini içeren konuşması dinletiliyor.

‘Ben olsam içeri alırdım’ 

Meydanın cami yönü girişindeki kalabalığın gündemi, Binali Yıldırım ve Devlet Bahçeli’nin “Kürdistan”, “Kürtler ciğer parelerimiz” açıklamaları. Ne düşündüklerini sorduğumuz HDP seçmenin cevapları hazır: “Ben olsam onları içeri alırdım!”, “Seçim zamanı mı akıllarını geliyor?”, “Kürtleri kandırmaya çalışıyorlar ama yok”, “Biz onları da A Haber’i de izlemiyoruz”, “Benim çocuklar Binalı çıkınca ‘kapat kapat’ diyor, ne demiş?”, “Bahçeli’yi en son Bolu tünelinde gördük, kedini parçalıyordu ama  olmaz”, “Beni tanımayanı ben hiç tanımam”, “Maa onları boş ver bize bak.”

 Özellikle Serhat bölgesinden aldığı göçle Kürt illerinin bir prototipi olan Esenyurt’ta, Yıldırım ve Bahçeli’nin açıklamaları Kürt seçmende olumlu bir karşılık bulmadığı görülüyor.

Annelerle birlikte binler 

Miting alanına girişler, Saat 18.00’e gelirken başlıyor. Açlık grevleri sırasında Esenyurt’ta beyaz tülbentli annelerin her akşam nöbet tutuğu meydan burası. Bu kez annelerle birlikte binlerce insan alkış ve ıslıklarla alana insan giriş yaptı.

Eşbaşkan Buldan’ın konuşmasını bekleyenler arasında Tuncer Sağlam da var. Rize Cezaevi’nden tahliye olduktan sonra açlık grevini eylemini 97’nci güne kadar Esenyurt’ta sürdüren Sağlam, sağlık durumunun hızla iyiye gittiğini ve seçimler için çalışmaya başladığını söylüyor. Sağlam, 23 Haziran için şu çağrıyı yapıyor: “Bizim talebimiz faşizmin gitmesidir. Kürtler katlediliyor, hukuk işlemiyor. Biz İmralı’nın kapısının açılması ve demokrasinin geliştirilmesini istiyoruz. Seçimlere de demokrasinin geliştirilmesi olarak bakıyoruz. Artık AKP’yi çok iyi tanıyoruz. AKP’nin dağıttığı umutlar boşa çıktı. AKP sadece kriz yaratıyor. Bu bize yarar değil zarar veriyor. Eğer bu faşizm giderse barış ve demokrasi için zemin olacağını düşünüyoruz. 23 Haziran’da da herkesi sandıklara, oy vermeye çağırıyoruz.”

Pervin Buldan’ın konuşması sırasında “İstanbul’un kaderini değiştirecek kitle burada” diyerek, Esenyurt’un seçimler açısından önemine işaret etti. Buldan, her “AKP” ve “YSK” dediğinde kitle yuhalayarak tepkisini gösterdi. Buldan’ın “barış”, “özgürlük” dolu mesajları, “faşizmin kaybedeceğine” yönelik ifadeleri kitlenin ruhuyla paralellik gösterdi. Bariyerlerinde arkasında Buldan’ı dinleyen yüzlerce kişi de sık sık alkışlarla karşılık verdi.

Partimizin kararına bağlıyız 

Açlık grevleri sırasında Esenyurt Meydanı’nda eylemde olan annelerden Melike Söyle, miting sırasında duygularını şöyle anlattı: “Barış ve adalet istiyoruz. Esenyurt mitinginden çok mutlu olduk. Partimiz ne kararı verirse onun arkasında olacağımızı bilmeliler. İmamoğlu için ise şunu diyoruz: Bulanık suyu berraklaştırmalı, Kürtlere destek vermeli ve samimi olmalı.”

HDP’nin bir kentte aday çıkarmadan o kentin kaderini belirleyecek güçte olduğunun kanıtı Esenyurt. Mitingdeki coşku ve yurttaşların verdiği mesajlar bunun 23 Haziran’da da tekrarlanacağının göstergesi.

 
 

İlk miting Esenyurt’ta

 

HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan, 23 Haziran seçimleri için Esenyurt Meydanı’nda yapılan buluşmada konuştu: “İstanbul’un kaderini değiştirecek olan kitle Esenyurt kitlesidir. Biliyoruz ki her parti seçim çalışmalarının startını Esenyurt’tan verir. Çünkü Esenyurt demek Serhet demek, Botan demek, Amed demek, Hakkari, Van demek, Şırnak demek, Kars demek, Iğdır demek, Ardahan demek. İşte bunun için bütün partiler seçim çalışmalarını Esenyurt’tan başlatırlar.

Biz de HDP olarak 23 Haziran seçiminin ilk mitingini burada yapıyoruz. 31 Mart seçimlerinden önce Kürtlere, temsilcilerine, belediye eşbaşkanlarına, milletvekillerine her türlü hakareti yapacaksın; Kürdistan diyene ‘Bu ülkeden defolun gidin’ diyeceksin; Kürtçe konuştuk diye, Kürdistan dedik diye hakkımızda onlarca dava açacaksın; Kürt halkının temsilcileri Selahattin Demirtaş’ı, Figen Yüksekdağ’ı, Gültan Kışanak’ı, Sebahat Tuncel’i, Sırrı Süreyya Önder’i, İdris Baluken’i alacaksın cezaevine koyacaksın; belediye eşbaşkanlarını görevden alıp, yerine kayyım atayacaksın; Kürt halkının dilini, kültürünü, kimliğini inkar edeceksin ama seçimler yaklaşınca hem Kürdistan diyeceksin hem de Kürtçe konuşacaksın. Kürtlerin karnı bu ucuzluklara tok. Kürtler sizin bu ucuz politikalarınızın ne anlama geldiğini biliyor. Siz Kürtlerin temsilcilerini cezaevlerine atarken, Kürtçe tabelaları yere atarken, Bitlis ve Tatvan’da seçilen belediye başkanlarınız Kürtçe tabelalara tahammül edemezken gelip Kürtlerden oy isteyeceksin. Hadi ordan diyoruz! Kürtler bırakın oyu, size günahını bile vermez! Barış, demokrasi, adalet ve hukuktan yana olanlar herkes, bütün İstanbul 23 Haziran’da sandık başına gidecek ve demokrasi güçlerinden yana tercihini yapacak. Bundan hiçbir şüphemiz yok.”