
Ferîd Eseserd, DAİŞ’in Kürdistan’a yönelik saldırıları, Kürtlerin savaşta stratejileri ve KCK’nin gerillanın çekilip çekilmemesini tartışkları yönündeki açıklamaları hakkında RojNews’e konuştu.
Ferîd Eseserd, şu anda DAİŞ’in Kürdistan’a yönelik saldırılarını kırmak ve Kürdistan topraklarını bu saldırılardan korumak için bütün imkanları kullanmanın temel strateji olduğunu belirterek, “Bu strateji Federe Kürdistan’ı destekleyen ittifakları da içermektedir. Savaş cephesi Zaxo’dan Celewla’ya kadar değil, Kobanê’den Celewla’ya kadar uzanmaktadır. DAİŞ Kobanê’yi alabilmiş olsaydı, sıra Qamişlo’ya ve ardından da diğer bölgelere gelecekti” dedi.
Ferîd Eseserd, DAİŞ’in Kobanê’de kırılmasının, esas olarak her alan ve cephede kırılmasına da etki ettiği/edeceğini; çünkü aslında tek bir amaçla savaşılan tek bir cephenin söz konusu olduğunun altını çizdi. Bazen, şu anda olduğu gibi gerilla mı pêşmerge mi gibi farklı görüşlerin ortaya çıkabileceğini fakat artık sınırların kalmadığını kaydeden Ferîd Eseserd, “DAİŞ saldırıları Irak ile Suriye arasında sınır bırakmamıştır. ABD, bu savaşa katılarak hiçbir sınır bırakmamıştır. Bu durumda Ortadoğu’daki sınırlar artık sadece haritalar üzerinde kalmıştır. Örneğin biz bugün Suriye’ye güç göndererek DAİŞ’e karşı savaşabilmekteyiz” şeklinde konuştu.
‘Savaş cephesindeki sorunlar aşılabilir’
Bu süreçteki en önemli eksikliklerden birisi olarak DAİŞ’e karşı savaş başladığında Kürt güçleri arasında bir ortaklaşma, birlikteliğin olmamasını gösteren Ferîd Eseserd, şöyle devam etti: “Fakat bu ortaklaşma aslında savaş içerisinde kendiliğinden gelişti. İlk başta bir yol haritası da belirlenmemiş olduğundan, kimi zaman bazı cephelerde sorunlar yaşanabiliyordu. Fakat bunlar çok büyük sorunlar değildir ve çözülmeleri mümkündür.”
‘Cephelerde ortak komutanlıklar olmalı’
Ferîd Eseserd, ‘Askeri güçler arasındaki ortaklaşma, siyasi güçler arasında da bir ortaklaşmayı sağlayabilir mi?’ sorumuza ise şöyle yanıt verdi: “Bu konuda iki farklı görüş söz konusu. Savaşta herkes tek bir söz etrafında biraraya gelmemiş olabilir ama güçler arasında bir birliktelik, ahenk, denge olmalıdır. Örneğin eğer YPG güçleri Pêşmerge ile birlikte bir savaş cephesine katılmışsa o zaman YPG güçlerine de cephane verilmeli, onların yaralıları da tedavi edilmeli ve lojistik ihtiyaçları karşılanabilmelidir. Hem bu gibi konular ve hem de bir amaç belirlenerek bu amaç doğrultusunda ortak çalışabilmek için bir cephe komutanlığının olması gerekir.”
Ferîd Eseserd, bir savaş cephesinde birbirinden ayrı ve iletişimsiz 1, 2 ya da 3 ayrı komutanın olmasının tehlikesine dikkat çekerek, “Savaş cephesinin bir çizgisinin olması ve her bölümün de bir komutan tarafından yönetilmesi doğrudur. Bütün komutanların görevi de aynıdır ve talimatlarını genel cephe komutanlığından alırlar. Eğer bu ortaklaşmayı gerçekleştirebilirsek, ki bazı cephelerde bu gerçekleştirilmiş de olabilir, o zaman amacımıza daha çabuk ve daha güçlü bir biçimde ulaşabiliriz. Savaş cephesinin genişliğinden dolayı bazı yerlerde farklı görüşler de ortaya çıkabilir. Bazen bazı sorunlar da yaşanabilir fakat bence bu sorunlar çözülemeyecek sorunlar değildir, çünkü bütün güçlerin amacı ortaktır.”
Ortak amaçla savaşılıyor
Ferid Eseserd, kazanılan zaferlerin bütün Kürdistan için olduğunun belirterek, şunları ekledi: “Artık buradan bir adım öteye geçme imkanları vardır, çünkü bugün Kürdistan’ın üç parçasındaki güçler ortak bir amaçla birlikte savaşmaktadır. Savaş cephesine katılan ve mücadele eden bir gücü inkar ediyorsak ve ondan bahsetmiyorsak o zaman bu o gücün başarılarını çalmak anlamına gelecektir. Başarıda mücadeleye katılan tüm tarafların hakkı ve rolü vardır ve bu inkar edilemez. Başarılar cephede yer alan bütün güçlerin ortak başarısıdır; Kürdistan halkının bütününün başarısıdır.”
Mehmûd Hacî: Gerilladan memnunuz
Federe Kürdistan Şehit ve Şehit Aileleri Bakanı Mehmûd Hacî, “Gerilla güçlerinin rolü ve etkisi biliniyor ve bu durum hem Kürt halkı ve hem de Kürdistan Hükümeti için mutluluk vericidir” dedi.
Mehmûd Hacî, DAİŞ’e karşı yürütülen bu mücadelenin Kürtlerin birliğini güçlendirdiğini belirterek, “Bütün Kürdistan savaşçıları Kürdistan’ı savunmak için hazır olduğunu göstermiş ve şehit vermiştir. Bu takdir edilmesi ve saygı duyulması gereken bir durumdur. Gelecekte yapılacak Ulusal Kongre için de zemindir” dedi. Kürt halkının Ortadoğu’da 45-50 milyonluk nüfusu oluşturmasına rağmen devletsiz ve statüsüz olduğunu anımsatan Mehmûd Hacî, “Şimdi bütün güçler özgürlük, demokrasi ve bütün Kürdistan halkları için şehit veriyorsa bu bileşim ve demokrasi Ulusal Kongre’ye de rengini vermelidir” diye konuştu.
Mehmûd Hacî, gerillanın Güney Kürdistan’daki rolüne ilişkin de şunları söyledi: “Kürdistan’ın her dört parçasından her Kürdistanlı bireyin rolünü önemli ve değerli görüyoruz. Özellikle de şu anda savaş cephesinde olan ve bu cahil ve kendini bilmezlere karşı Kürdistan’ı ve halkı koruyan kahraman pêşmerge ve gerilla için bu geçerlidir. Bu güçlerin varlığı Kürt halkı için ve özellikle de Kürdistan Hükümeti için mutluluk vericidir.”
Din adamlarından KCK’ye çağrı
Süleymaniye’de bir grup din adamı bazı kesimlerin diğer güçleri etkisizleştirmek istediğini söyledi.
Süleymaniyeli bir grup din adamı dün Reşîd Camii’nde bir basın açıklaması düzenledi. HPG güçlerinin Güney’den çekilip çekilmemesi yönündeki tartışmalarda tutumlarını belirleyen din adamları, “Esas olarak halkı koruyan, sahip çıkan güçler değil, Kürdistan’ın değer ve zenginliklerini çalan güçlerin Kürdistan’dan çıkartılması gerekir. KCK ve PKK’den bizi kimsesiz bırakmamalarını talep ediyoruz. Esas gitmesi gerekenler halka kötülük yapanlardır” dedi. Dina adamları adına konuşan Melle Nadir, şunları söyledi: “Ne yazık ki bazı kesimler Kürt güçlerinin birlikteliğine saygı göstermiyor. Savaş cephesinde ayrımcılık yapmak doğru değildir. Bazı güçler savaş cephesinde yer alan diğer güçleri etkisizleştirmek istemektedir. Din adamları ve İslam Kongresi’nin üyeleri olarak KCK’den halkımızı desteklemelerini talep ediyoruz. Halkımız ortak bir güç birliği ile savunulmalı ve savaş cephelerinin ihtiyaçları eşit bir biçimde paylaştırılmalıdır. Bir cephede cephane ve silah eksikliği yaşanırken, diğer cephede bunların fazladan bulunması yanlıştır. Kürdistan’dan çıkartılması gerekenler halkını savunanlar değil, Kürdistanlıları ezenler, yıllardır Kürdistan’ın tüm zenginliklerini çalıp talan edenlerdir. Gerilla ve Pêşmerge omuz omuza savaşmalıdır.”