Markar Eseyan AKP’nin milletvekili adayı. Ermeni olması nedeniyle Ermeni halkını ve haklarını reddetmediğini göstermek üzere AKP listesinde kendisine bir vitrin olarak yer verilmiş. Fakat Eseyan’ın Ermeni halkını ne kadar temsil ettiği ve ne kadar Türkiye halklarının yaşadığı sorunlara demokrasi temelinde çözüm arayan bir kişi olduğu AKP’den aday olmasından belli. “Her gün tek dil, tek millet, tek bayrak” tekerlemesini yükselten bir partinin adayı Ermeni de olsa Ermenileri temsil edemez ve Türkiye halklarının yaşadığı sorunlara çözüm üretemez. O bireysel çıkarları için bir vitrin.
Ama sadece vitrin olmak da yetmiyor O’na. O da tüm devşirmeler gibi kraldan çok kralcı olmaya soyunmuş. Tabi devşirme denildiğinde, artık devşirmeler de geçmişteki gibi “Ben Türk’üm” nakaratını yükseltmiyor. Zira AKP dönemde moda olan, devşirmelerin artık kendini farklı şekillerde ifade etmeleri. “Ben Kürdüm” deyip tekçi, ulus devletçi, Türkçü -ki bunun gerçek halk Türk ve Türkmen kültürüyle bir alakası yok- sisteme hizmet edecek ne varsa yapıyor, en fazla da Kürtlerin gerçek öncülerine saldırıyorlar. Biz Kürtler kendi devşirmelerimizi, ağacın kurtlarını iyi tanıyoruz artık ve bizde bir itibarları yok. Ondandır ki artık AKP’nin seçim listelerinde de çok da fazla yer bulmuyorlar. Ondandır ki AKP Kürdistan’daki seçim propagandasının merkezine dini istismarı ve HDP’ye Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kaldırma projesi üzerinden saldırmayı koydu.
Fakat Eseyan, şimdi itibar kaybetmiş Kürt devşirmelerin yerini almak istiyor. Eseyan, bu paralelde Star gazetesine verdiği röportajda PKK’ye ve HDP’ye saldırıyor. “Ben HDP ve PKK’ya üst aklın müdahale ettiğini düşünüyorum. Demirtaş’ın doğal liderlik konumunun olduğunu zannetmiyorum…..’’ Bunlar Eseyan’ın cümleleri… Tıpkı egemen Türk devleti gibi, “Kürdün aklı yok ki kendi kararını versin ve kendi öncülerini çıkarsın. Yok ya, Demirtaş gibi bir Kürt nasıl olur da çıkar Erdoğan gibi bir despota ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ diyerek açık açık meydan okur ve onu tirtir titretir. Yok, bu mümkün olamaz” mantığıyla hareket ediyor. İşter Ermeni, ister Kürt veya diğer ezilen halklardan olsun tam bir devşirmenin zihniyeti. Maalesef Eseyan’ın yaptığı tam da bu.
Eseyan röportajda çözüm sürecinden, HDP ve PKK’ye güvenilmeyeceğinden, muhatap olamayacaklarından… vesaire dem vuruyor. Öyleyse kiminle çözülecek bu sorun, Markar Eseyan’la mı? Eseyan “Muhatap artık Kürt halkıdır’’ diyor. Hangi Kürt halkı, hangi Kürt?
AKP’nin yoksulluğa mahkum edip terbiye etmeye çalıştığı, siyasi soykırım operasyonları ve paramiliter güçleri saldırtarak iradesini kırmaya çalıştığı, Rojava’da DAİŞ eliyle katlettirdiği, çocuklarını ve gençlerini fuhuşa ve uyuşturucuya bulaştırarak düşünemez hale getirmek istediği Kürt halkı mı?
Erdoğan, AKP ve Eseyan HDP ve PKK’ye oldukça öfkeli, çünkü onlar tüm hesapları bozuyorlar. Kürtler üzerindeki hesapları da Türkiye’nin ezilen halkları, kadınlar ve inançlar üzerindeki tüm hesapları da bozuyorlar. Zaten HDP’nin bağımsız adaylarla değil de parti olarak seçime girmesi de onları çıldırttı. Onlara göre Kürt “çözüm süreci’’ adı altında AKP’ye güvenmeli ve AKP’nin hegomonyasına hizmet etmeliydi. “PKK nasıl olur da AKP’nin ‘çözüm süreci’ argümanını elinden alır. Yine HDP nasıl olur da parti olarak seçime girmeye cesaret ederdi.” İşte bunlar AKP’nin kurmuş olduğu denklemi bozdu. Ve Esayan ile AKP’si çılgınca saldırıyor. Ondandır ki Esayan bu röportajda komik bir biçimde HDP ve PKK’nin darbeci ve paralelci olduklarını iddia etmiş.
Markar Eseyan’ın röportajından ilginç bir cümle daha, “Kürtçülük hissiyle HDP’ye oy verecek vatandaşlar bilsinler ki HDP artık bir Kürt partisi değil.’’ Eseyan ve AKP HDP’den Kürtçülük yapmasını istiyorlar aslında. Nedir Kürtçülük? Öyle sade Kürt insanın anladığı gibi Kürtlerin haklarını savunmak değil, milliyetçilik yapmasını, halkları birbirine karşı kışkırtıp sistemin değirmenine su taşımasını istiyorlar. Daha düne kadar Kürt sorununu Türkiye’nin temel sorunu olarak benimsediği için HDP’yi Kürtçülükle suçlayan AKP, bugün HDP’nin Kürtçülük yapmamasından gocunuyor. Bugün HDP’nin toplumun tüm kesimlerini kapsayan geniş bir demokrasi ittifakıyla seçime girmesini sağlayan Kürt siyasi geleneğidir. Ve incelendiğinde anlaşılır ki PKK öncülüğündeki Kürt Özgürlük Mücadelesi ve Kürt siyasi geleneği hiçbir zaman milliyetçilik yapmamıştır. Aksine büyük bedeller verilmiş, Kürt sorununun Türkiye’nin en temel sorunu olduğu bu bedellerle görünür kılınmış, bugün 1915 Ermeni Soykırımı’nın tartışabilmesinin de yolu açılmıştır. Yine yürütülen mücadeleyle halkların, emekçilerin, kadınların özgürlüğü savunulmuştur. İçerisinde tek tük milliyetçi kişiler de yer alsa da hiçbir zaman milliyetçilik yapılmamış, her zaman “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganı haykırılmıştır. Çünkü milliyetçilik halkları katleden, birbirine düşman eden İttihat Terakkicilerin işidir.
Eseyan’ın bu röportajında Ermeni halkı ve sosyalistlerine ilişkin söylediklerine en güzel Ermeni aydınları ve halkı yanıt verecektir. Fakat damdan düşmüş Eseyan’ın PKK ve HDP’ye dönük bu söylemleri kendisinin ve AKP’nin Ermeni, Kürt, Türk ve diğer halkların geleceğine ne denli düşman olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Yoksa demokrasi ittifakıyla bir araya gelen ezilenleri işte “HDP artık Kürt partisi değil” diye Kürtlere şikayet etmeye çalışmak başka hangi aklıselimin işi?