
Suçluların korunduğunu ifade eden Av. Akdemir, "Nakil ile başlayan davalar cezasızlıkla bitiyor. Eskişehir aklama yeri olmuştur" dedi.
Kürt illerinde yaşanan olayların davalarının "güvenlik" gerekçesiyle batı illerine taşınmasına sıklıkla karşılaşılıyor. Kürt illerinden batıya nakledilen davaları yakından takip eden Av. Pınar Akdemir, Kürdistan topraklarının Türkiye'de karanlık bir döneme şahitlik yaptığını belirterek, "Hakikatlerle yüzleşme dediğimiz dosyalar, en önemli davalardır. Özellikle 90'lı yıllarda, yaşanan katliamlar, faili meçhul cinayetler ve gözaltındaki kayıplar hala aydınlanmamış vakalardır. Gelinen süreçle birlikte bu döneme ait davalarda açılmaya başladı. Ancak açılan davaların gidişatı ne yönde, ciddi anlamda bir dava yürütülüyor mu yürütülmüyor mu buna bakmak lazım" dedi. Davaların "güvenlik" gerekçesiyle naklinin Adalet Bakanlığı talebiyle gerçekleştirildiğini ifade eden Av. Akdemir, Yargıtay 5. Dairesi tarafından karar verildiğini söyledi.
'Ne ilk ne de tek'
Son olarak Kürt illerinden Eskişehir ve Ankara'ya nakledilen Lice ve Kulp davalarına dikkat çeken Akpınar, şunları anlattı: "Bu davalar ne ilk ne de tektir. Daha önceleri de bu nakillere şahit olmuştuk. Uğur Kaymaz, Şerzan Kurt ve hala devam eden Çaldıran, Nezir Tekçi ve Altınova davaları bunun bir örneğidir. Bu davaların ortak özelliği 'güvenlik' gerekçesiyle nakil edilmesidir. Aslında çok derin bir çelişki var. Ali İsmail Korkmaz davası ise 'güvenlik' gerekçesiyle Eskişehir'den Kayseri'ye alındı. Son davalar Ankara ve Eskişehir üzerinden devam ediyor. Bu davalarda Adalet Bakanlığı'nın nakil işlemine onay vermesi siyasidir."
'Suçun işlendiği yerde görülmeli'
"Bir yandan bu davaların açılmasını söyleyenler diğer yandan davaların cezasızlıkla bitmesi içinde ellerinden geleni yapıyor" tespitinde bulunan Av. Akdemir, davanın suçun işlendiği ilde görülmesi gerektiğinin altını çizdi: "Hakim ilkesi gereği mahkemenin dosyayı incelemesi gerekiyor. Çünkü suçun mağdurları, suç ile ilgili olay orada ve orada keşif yapılacaktır. Zaten bu davaları açan kişiler ise olayın mağdurlarıdır. Mağdurların yıllarca verdikleri mücadelenin sonucunda bu davalar açılmıştır. Bundan dolayı mağdur yakınları da baskılara maruz kalıyor. Gittikleri adli merciler onlara, 'dava açmayın, şikayetçi olmayın başınız yanar' diyor. Bu mahkemelerin olayların gerçekleştiği yerin dışında görülmesi nedeniyle mağdurların davaları izlemesi zorlaşıyor, tanıklar mahkemelere getirilemiyor. Devletin güvenlik birimlerinin yaptığı cinayetlere tanıklık eden kimselerin de işi zorlaşır. Bu tarz dosyalarda şunu görmek gerekir; Mağdur yakınları 'adil bir yargılama yapıldığını görebiliyoruz' diyebilmeli. Fakat yürüyen davalara baktığımız zaman bizler bunu göremiyoruz."
Tutuklu yargılanan yok
İşlenen suçların insanlığa karşı işlenmiş suçlar olduğunu ancak sanıkların tutuksuz yargılandığına işaret eden Av. Akdemir, sözlerine şöyle devam etti: "Burada sistematik bir şekilde belli bir ırk, hedeflenerek katliam yapılmış. Bu insanlar sadece Kürt oldukları için öldürülmüşler. Bu şekilde işlenen suçlarda yasa buna 'insanlığa karşı işlenmiş suç' diyor. Fakat buna rağmen iddianameleri gördüğümüz zaman hiçbir zaman sevk maddeleri bu olmuyor. Davalar öldürme üzerinden davam ediyor. Herhangi bir ölüm dosyasından yargılanan kişi bile tutuklu yargılanır. Tutukluluk ön koşuldur. Fakat bu davalarda tutuklama yoktur. Bu durum, davaların daha başından itibaren adil olmadığının göstergesidir. Bu davaların mağdurlarının korunmadığının göstergesidir. Bu davalarda tanıklar da korkutuluyor. 9 cinayetten yargılanan bir kişinin tutuksuz yargılanması, tanığın tanıklık yapmasını zorlaştırır, çünkü tanık korkar. Bunlar rütbe sahibi kişilerdir ve terfi alan kişilerdir. Bundan dolayı da tanıkların çekilmesi söz konusudur. Davaların suçun işlendiği yerde görülmesi ve sanıkların tutuklu olması davanın seyri açısından önemlidir."
Batı güvenli değil
"Adalet Bakanlığı bir güvenlik gerekçesinin olduğunu söylüyor, kanun ise güvenlik gerekçesinin somut bir biçimde belirtilmesi gerektiğini söylüyor. Devam eden dosyalara baktığımız zaman güvenlik gerekçesini açıklayacak somut bir adım yok" diyen Akdemir, "Diyarbakır'da devam eden Cemal Temizöz davası da aynı mahiyetteki dosyadır. O duruşmaların hiçbirinde hiçbir güvenlik sorunu çıkmadı" örneğini verdi. Av. Akdemir, aksine batıda güvenlik sorunu olduğuna işaret ederek, Samsun'da bir davayı izlemek için giden Ahmet Türk'e yumruklu saldırıyı hatırlattı.
Dava açın ama ceza vermeyin
Nakledilen davaların cezasızlıkla sonuçlandığına da vurgu yapan Av. Akdemir, şöyle konuştu: "Davaların batı illerine gönderilmesi bize şunu söylüyor; Davalar açılabilir fakat cezalandırmayacaksınız. Eskişehir aklama yeri olmuştur. Bu davaların nakilleri, gerçeğe ulaşılmasını engelliyor. Nakil kararları siyasi kararlardır. Çaldıran davasında ise yargılama devam ederken, tutuklu bir sanık vardı, bırakıldı. Devam eden davalarda sanıklara sadece yurtdışı yasağı uygulandı. Bu dosyaların bir diğer özelli ise, sanıkların devlet görevlileri olmaları ve davalara bile gelmiyor olmasıdır. Bu sanıklar devlete güveniyor. Çünkü devletin bunları koruduğunu biliyor. Nakil ile başlayan davalar cezasızlıkla bitiyor. Bu dosyadaki mağdurların mağduriyetleri giderilmiyor. Bu da devletin sistematik politikalarından kaynaklanıyor."
EREN DİNÇ / DİHA/ANKARA