
Ekinler için nöbet tutuyorlar
Özellikle suyun bol olduğu ve havanın sıcak olduğu yerlerde ekilen çeltik, bölgedeki bütün köylülerin başlıca geçim kaynağı olmuş durumunda. Nisan ayında ekimine başlanan çeltiğin, Ekim ayı ile birlikte hasadı yapılarak zahmetli bir işlemden sonra sofraya getirilmesi için günlerce emek harcanması gerekiyor. Köylüler, bir taraftan çok zahmetli olan bir süreç ile çeltiklerini yetiştirirken, bir taraftan da son yıllarda bölgede yoğun bir artış gösteren domuz sürülerinin ekinlerine zarar vermemesi için aylarca ekinlerinin başında nöbet tutuyor.
İşlerin çoğunu kadınlar yapıyor
Ekim ayının gelişi ile, hasadına başlanan çeltikler, ilk olarak kimi yerde büyük baş hayvanlarla kimi yerde ise, araba yardımı ile harmanı yapılarak ilk aşaması tamamlanıyor. Daha sonra bölgede 'sorkirin' denilen işlemle, büyük saplarından kurtulmak için rüzgar alan yerlerde tutuluyor. İşlerin çok olması ve insanların geçim sıkıntısından dolayı, köyde yaşayan gençlerin birçoğu şehirlerde değişik işlerde çalışıyor. Erkekler diğer işleri bitirmeye çalışırken, çeltikler için bu işlem genellikle köydeki kadınlar tarafından yapılıyor.
Geçim kaynakları
Köylülerden Remziye Kaynak, çok zahmetli bir dizi işlemden sonra sofraya getirebildikleri çeltiklerin hazırlanmasını ve köye geri dönüşlerini şöyle anlattı: "Bizler yıllarca köyümüzden ayrı yaşamak zorunda bırakıldık. Eşim Hakkari'de yıllarca başkasının işlerinde şoförlük yaparak geçimimizi sağladı. Ancak zar zor geçinebiliyorduk. Daha sonra köyümüze geldik. Burada çok verimli topraklarımız ve birçok meyve ağacımız var. Nisan ayında çeltik tarlalarını hazırlıyoruz. Ardından yaz boyunca yaban hayvanlarından korumak için nöbet tutuyoruz. Ekim ayı ile birlikte çeltiklerin hasadını yapıyoruz. Harman işleminden sonra evin bahçesinde fan yardımı ile kalan saplarından ayırıyoruz. Daha sonra bir süre güneşte kuruttuktan sonra Çukurca'da bulunan ve sadece çeltik işinde kullanılan özel bir değirmen yardımı ile çeltikleri işledikten sonra pirinç olarak sofraya gelecek kıvama getiriyoruz." Daha önce cohnî (dibek) denilen ve köyün zanaatkârları tarafından bir taşın oyulması ile yapılan bir alet ile çeltiği öğüttüklerini belirten Kaynak, "Cohnînin artık yok olmasıyla bu işi değirmenlerde yapmak zorunda kaldık. Çeltiğin yanı sıra burada ve çevre köylerde mısır ve buğday da ekiliyor. Ve bu ekilenler üzerinde geçim sağlanıyor" diye belirtti.
Değirmenler de harap oldu
Devlet tarafından köyler boşaltılmadan önce birçok köyde ekilen ürünler için değirmenler bulunduğunu ifade eden Haluk Kaynak adlı Kürdistanlı da, geri gelen köylülerin eski değirmenlerini yeniden kullanılabilecek hale getiremediğini dile getirdi. Kaynak, "90'lı yıllarda ve öncesinde dedelerimizden devir aldığımız bu mesleği köyler boşaltılıncaya kadar devam ettirdik. Ancak yıllarca topraklarımızdan koparılınca, değirmencilik işi yapanların birçoğu yaşamını yitirdi. Bunun yanı sıra birçok köyde bulunan değirmenler bozulmaya yüz tuttu. Bölgenin iklimsel şartları elverişli olduğundan dolayı, başta köyümüz olmak üzere, Çukurca ilçe merkezi ve birçok çevre köyde çeltiğin yanı sıra, buğday ve mısır üzeri tarım yaygın" şeklinde konuştu.
Öcalan'nın başlattığı süreç
Kaynak, bu sene köylülerin yüzünün güldüğünü, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından başlatılan süreç ile beraber köylerine ve tarlalarına gidebildiklerini ve bunun sonucunda verimin arttığını ifade etti. Kaynak, "Gelişen olumlu hava ile birlikte köylere dönüşler artarken, bazı köylüler sadece ekin döneminde köyündeki tarlasını ekmek için köyüne döndü. Verimin sebebi de, köyümüzde kalarak tarlalarımızla daha çok ilgilenebildiğimizdendir" dedi.
Öte yandan köylüler ektikleri ekinlerden ihtiyaçları oranında kaldırırken, geri kalını ise, pirinç ve una çevirerek geçimleri için paraya çevirip evin geri kalan diğer ihtiyaçlarına harcıyor. Köylerine geri dönen Kürdistanlıların tek korkuları ise, sürecin tekrar eskiye dönmesi.
DİHA/COLEMÊRG