ZABEL MİRKAN

Fernando Aramburu, çağdaş İspanyol edebiyatının en önemli temsilcilerinden biri. Geçtiğimiz günlerde Kafka Kitap tarafından yayımlanan ve birçok ödül alan Anayurt (Patria) kitabının dizi uyarlaması için HBO Europa çoktan kolları sıvamış.  1959’da San Sebastián’da doğan Fernando Aramburu öykü, roman, şiir ve çocuk kitapları yazdı. İspanyol filolojisi eğitimi gördükten sonra 1985’te Almanya’ya yerleşti. Hâlâ orada yaşayıp dersler veriyor. Başlıca yapıtları: Fuegos con limón (1997 Ramón Gómez de Serna Ödülü), Los ojos vacios (2011 Euskadi Ödülü), Los peces de la amargura (2006 Maria Vargas Llosa NH Ödülü), Años lentos (2011 roman alanında Tusquets Ödülü), Ávidas Pretensiones (2015 Biblioteca Breve Ödülü). Aramburu, Premio Strega Europeo (2018) ve Premio Nacional de Narrativa (2017) dahil pek çok ödüle layık görülen Anayurt romanını, kocası ETA tarafından öldürülen Bittori’nin kaybını ele alış süreciyle açıyor. ETA’nın silah bıraktığını deklare ettiği basın açıklamasını televizyondan dinleyen Bittori, ETA mensuplarını Ku Klux Klan mensuplarıyla bir tutmayı es geçmiyor. Bu bakış açısı ise bir kayıp yakını tarafından çok da anlaşılamaz bir durum değil. Üstelik eşi sadece ETA’nın istediği parayı vermediği için öldürülmüşse. ETA tarafından öldürülen Txato, 5 yaşına kadar İspanyolca bilmeyen bir Basklı olmasına rağmen bir şirketi olduğu için ETA’nın radarına takılıyor. Aylar süren takip sonucu hâlâ istenilen parayı vermeyi kabul etmeyen Txato’nun iş yerinin kapısına dışkı dahi sürülüyor. Txato öldürülmemek için yemeğe çıkış ve eve gidiş saatlerine yeni bir düzenleme getirse de onu bekleyen sondan kaçamıyor.

Huzursuzluğa neden oluyor

Txato’nun ölümünün ardından Bittori yarı bir ölüye dönüyor. Tek istediği ise kocasını öldürenin ondan ve ailesinden özür dilemesi, ancak bu şekilde huzur bulabileceğine inanıyor. Kısa süre sonra rahim kanseri olduğunu öğrenen Bittori, çocuklarından onu babalarıyla aynı mezara gömmelerini ve silahlar tamamen sustuktan sonra cenazelerini köylerine götürmelerini istiyor. Kocasının ölümünden sonra köyü terk eden Bittori, barış sürecinden sonra köye uğramaya başlasa da bu köylüler arasında bir tür huzursuzluğa neden oluyor. Köyün rahibi gelip, kin tutmaması ve aslında biraz da göze batmaması gerektiğini söyleyerek gidiyor. Aba altından gösterilen bu sopalar Bittori’yi yıldırmıyor, çünkü bir kez olan olmuştur. Kocası iki kez öldürülemeyeceğine göre, kendisinin de kaybedecek bir şeyi yoktur.

Kitap kendini okutuyor

Romanın diğer cephesinde ise farklı bir hikâye işliyor. Txato’nun ölümünden sorumlu olduğu düşünülen ve ETA’ya yakınlığıyla bilinen Joxe Mari, ömür boyu hapis cezasına mahkûm ediliyor. Joxe Mari’nin annesi ise oğlunun aldığı bu cezayla da beraber sıkı bir ETA sempatizanına dönüşüyor. Ancak Bittori, yine de onu anlayan bir yerden yaklaşıyor. Hatalı da olsa insan çocuğunu koruma güdüsüyle hareket eder, diye düşünüyor. ETA’nın gerçekleştirdiği cezalandırmalarda, öldürülen iş insanlarının sayısı hayli fazla. Roman da muhtemelen gerçek bir olaya dayanıyor. Yazarın San Sebastián’da doğmuş olması da bu ihtimali güçlendiren başka bir etken. Anayurt, kütle olarak hacimli bir kitap olmasına rağmen Aramburu’nun kurduğu dünya ve ince ince işlediği hikâye sayesinde kendini okutan cinsten. Aramburu’nun kitapta kullandığı teknik de buna yardımcı oluyor.

Yazarın tarafsız olma kaygısı

Aldığı ödülleri hak eden bir edebiyatçı diyebileceğimiz Aramburu, bu romanında politik tutumuyla eleştirilerin hedefi olabilir. Çünkü yer yer ortada hiçbir sorun yokken bir toprak parçası üzerinde durmadan savaşan bir grup intibası da yaratıyor ETA’yla ilgili. Bask sorunuyla ilgili okuduğumuz metinlerin ve ucundan kıyısından izlediğimiz belgesellerin yanı sıra, iki ailenin dramını anlatmaya odaklanan Aramburu, tarafsız bakıldığında amacına da ulaşmış gibi görünüyor. Çünkü okuyucuyu meseleye farkı pencereden bakmaya davet eden yazar, “Bir de buradan bakın,” der gibi, böyle bir kaygı taşıdığı hissediliyor. Bize politik olarak “ortadan” bir yerden seslenen Aramburu, bunu son derece başarılı bir şekilde kotarıyor.

Anayurt, Fernando Aramburu

Kafka Kitap, Çev: İdil Dündar

Kasım 2019, 600 sayfa