• Etiyopya, 1 Haziran’da seçimlere gidiyor; ancak istikrarsızlık ve kaynayan bölgesel gerilimler devam ediyor.

* A.A. DEMISSIE/AHMED SOLIMAN-Çeviri: Yeni Özgür Politika

Etiyopya’daki 1 Haziran seçimleri, 1991’de çok partili demokrasinin getirilmesinden bu yana düzenlenen 7. genel seçim arasında en az rekabetçi olanlardan biri olmaya aday. O tarihten beri seçimler, Etiyopyalılara somut çoğulcu siyasi seçenekler sunmak yerine, iktidardaki hükümetin gücünü pekiştirmek amacıyla düzenlendi.

Bu kez seçim hazırlıkları, Tigray ve Amhara bölgelerindeki gerilimlerin gölgesinde kalıyor. Bu gerilimler, Etiyopya’nın Eritre ve Sudan’la gergin ilişkileriyle yakından bağlantılı ve bölgesel çatışmanın daha da alevlenme endişesini artırıyor.

Formalite seçimler

Başbakan Abiy Ahmed, iktidardaki Refah Partisi’nin (Prosperity Party - PP) yetkisini yeniden teyit edecek bir seçim zaferi arıyor. Seçim zaferinin, Abiy’e merkezi otoriteyi güçlendirecek anayasal reformlar yapma imkânı sunabileceği de belirtiliyor. Bunlar arasında yürütme başkanlığı sistemi getirilmesi ve Etiyopya’nın etnik federal yapısında değişiklikler yapılması yer alıyor.

Yüzeysel olarak rakamlar rekabetçi bir seçim sürecini işaret ediyor. Ulusal Seçim Kurulu, yaklaşık 130 milyonluk toplam nüfusta 50 milyondan fazla kayıtlı seçmen ve 47 partiden 11 binden fazla aday olduğunu açıkladı. Bazı muhalefet partilerinin hükümete yakın olduğu, seçim sonrası güç paylaşımı düzenlemeleri için hükümetle müzakere ettiği ve taktiksel olarak bazı milletvekilliği koltuklarında yarışmayacağı belirtiliyor. 2021’de muhalefetteki Etiyopya Vatandaşları Sosyal Adalet Partisi (EZEMA) 4, Amhara Ulusal Hareketi (NaMA) ise 5 sandalye kazanmış ve bakanlık pozisyonları almıştı.

Yönetime meydan okuyan birçok isim, bu seçimlere katılmayacak. Bazıları sürgünde, bazıları yasaklandı, bazıları hapiste ve birçok kişi hükümete karşı silahlı mücadeleyi bırakmak için yeterli teşvik görmüyor. Bu son derece dar siyasi ortam ve seçim süreci, en iyi ihtimalle elitler arasında bir pazarlığa benziyor. Gerçek bir tercih olanağı bulunmayan vatandaşlar, oy pusulası ve kurşun arasında sıkışmış durumda.

Amhara bölgesindeki Fano silahlı grubu, seçimlere katılan herkesi Amhara halkının düşmanı olarak gördükleri uyarısında bulundu. Oromia’da ise federal güçler, Şubat’ta kuzeydeki Tigray’e yönlendirildiğinden beri Oromo Kurtuluş Ordusu (OLA) saldırılarını artırdı.

Tigray’daki karışıklık

Seçimler, 2020-2022’deki yıkıcı savaştan hâlâ toparlanmakta olan Tigray’de yapılmayacak. Federal hükümet ile Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) arasındaki gerilim yeniden kaynama noktasına geldi. Tigray’de hükümet ile TPLF arasında 2022’de imzalanan Pretoria Anlaşması son haftalarda dağıldı. TPLF, savaştan önceki yasama meclisini yeniden kurarak bölgesel otoritesini geri kazanma adımı attı ve parti başkanı Debretsion Gebremichael’ı bölgesel başkan seçti. Bu adım, federal hükümetin tek taraflı olarak geçici bölgesel yönetim başkanının görev süresini uzatmasının ardından geldi. Emekli general Tadesse Worede (2020-2022 savaşında federal güçlere karşı kurulan Tigray Savunma Güçleri’nin komutanı), uzlaşma adayı olarak görülüyordu. TPLF de genel seçimlere katılmaktan men edilmişti.

Hükümet ve TPLF her ikisi de savaşa dönüşü istemese de yeni çatışma riski oldukça yüksek. TPLF’nin tek taraflı bölgesel otorite iddiası, federal hükümetin geri adım atmasını zorlaştırıyor; zira bu zayıflık olarak algılanabilir. Abiy ise seçim öncesi silahlı bir yanıt vermek istemeyebilir. İran savaşı kaynaklı ağır yakıt sıkıntısı da uzun süreli başka bir askeri kampanyayı zorlaştırıyor.

Pretoria Anlaşması’ndan sonraki ilişkilerin bozulmasıyla birlikte hükümet, TPLF’nin Tigray’deki hâkimiyetini zayıflatmak için çift yönlü bir strateji izlemiş görünüyor. Tigray’yi ekonomik olarak sıkıştırmanın yanı sıra Abiy’in mevcut danışmanı Getachew Reda’nın Simret partisi gibi diğer Tigrayli muhalefet gruplarını destekleyerek TPLF’yi gayrimeşru göstermeye çalışıyor.

Abiy, bu stratejiyi sürdürmeyi tercih edebilir, ancak kuzeye asker sevkiyatı da yaptı ve askeri yanıt masada duruyor. Tigray’de çatışmaya dönülmesi Etiyopya ile sınırlı kalmayacak; Eritre, Sudan ve müttefiklerini de içine çekerek daha geniş bir bölgesel yangına yol açma ihtimali yüksek.

Bölgesel taşma

Bölgesel düzeyde “düşmanımın düşmanı dostumdur” mantığı hâkim. TPLF, Etiyopya hükümeti ile gerilim yaşayan Eritre ve Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) ile ilişkilerini güçlendirdi. Bu aktörler daha geniş bir şekilde Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye ile uyumlu. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve İsrail’in bölgedeki artan etkisini dengelemeye çalışıyorlar; Etiyopya ve Somaliland bu ikilinin ortakları arasında.

Eritre güçleri, Tigray’de faaliyet gösteriyor ve Eritre, TPLF’ye ulaşabildiği tek müttefik sınırını sağlıyor. Doğu Sudan’daki Tigrayli savaşçılar, SAF ile birlikte savaşıyor. Port Sudan’da düzenlenen son koordinasyon toplantısında Etiyopyalı muhalif gruplar, SAF yanlısı Sudanlılar ve Eritreliler bir araya geldi. Etiyopya hükümeti, bu “Tsimdo” ittifakını tehdit olarak görüyor. Eritre ve Sudan ile sınır bölgeleri, özellikle Batı Tigray (Amharalar tarafından Welkait olarak bilinen alan) ve Benishangul-Gumuz açısından endişeli.

Buna karşılık Etiyopya’nın, Sudan’daki SAF’ın düşmanları Hızlı Destek Güçleri’ne (RSF) ve Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey’e (SPLM-N) destek sağladığı belirtiliyor. Reuters ve Yale Humanitarian Research Lab raporlarına göre; Etiyopya, Benishangul-Gumuz sınır bölgesinde RSF için askeri eğitim kampı kurdu. Reuters’e göre; kamp, BAE tarafından finanse edildi ve desteklendi; BAE ise RSF’ye silah verdiği iddialarını şiddetle reddediyor ve “çatışmanın tarafı olmadığını” söylüyor. SAF da Etiyopya’yı Sudan’a drone fırlatılmasına izin vermekle suçladı; Etiyopya iddiaları reddetti.

Koordineli diplomatik yanıt

Seçimler ne olursa olsun mevcut tırmanışın ciddiyetini ve bölgesel sonuçlarını tanıyan acil ve koordineli bir diplomatik yanıt gerekiyor. Afrika Birliği ilk adımı attı ve eski Nijerya Devlet Başkanı Olusegun Obasanjo’yu bölgesel özel temsilci olarak yeniden atadı. Pretoria sürecindeki meslektaşları eski Kenya Devlet Başkanı Uhuru Kenyatta ve Güney Afrika eski Başkan Yardımcısı Phumzile Mlambo-Ngcuka ile birlikte çalışabilir. Bu arabuluculuk, bölgesel istikrara payı olan büyük uluslararası aktörlerin (ABD, AB, Çin, Suudi Arabistan, Türkiye ve etkili BAE) koordineli çabalarıyla desteklenmeli. ABD’nin bölgedeki son adımları (Etiyopya’ya silah ihracatı yasağını yumuşatma, ticari bağları güçlendirme ve Eritre’ye yaptırımları kaldırma ihtimali) de-eskalasyon için teşvik olabilir. AB de Etiyopya’ya doğrudan bütçe desteğini yeniden başlattı. Tigray’de savaşa dönüş veya Etiyopya-Eritre arasında bölgesel tırmanış, bu küresel ortaklıkları tehlikeye atar. Bu iç içe geçmiş iç ve bölgesel sorunlarda ilerleme kaydedilmezse Etiyopya seçimleri, çatışmayı çözmek yerine parçalanma ve daha geniş çatışma riskini artırabilir.

* Chatham House Afrika Programı araştırmacıları Dr. Abel Abate Demissie ve Ahmed Soliman'ın makalesi, çevrilerek düzenlendi.