• Yeni dönem, öncelikle bir zihniyet değişimini gerektiriyor. Siyaset, geleceği öngören, araştıran, bilgi üreten ve çözüm geliştiren bir niteliğe kavuşmalıdır.

İLYAS ASLAN*

Sayın Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu yeni strateji, yalnızca Kürt meselesinin çözümüne ilişkin yeni bir siyasal yaklaşım değil, Kürtlerin, Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun geleceğini yeniden düşünmeyi gerektiren kapsamlı bir perspektiftir. Demokratik toplum, birlikte yaşam, toplumsal katılım ve kendi çözüm gücünü yaratma anlayışı, bu perspektifin temel unsurlarını oluşturuyor.

Elbette hiçbir siyasal düşünce, yalnızca fikirlerle kalıcı bir dönüşüm yaratamaz. Düşüncelerin tarihsel bir güce dönüşebilmesi için onları taşıyacak kurumlara, nitelikli kadrolara ve güçlü bir toplumsal kapasiteye ihtiyaç vardır. Bu nedenle bugün asıl soru şudur: Yeni stratejiyi hayata geçirecek zihniyet, kurumlar ve kadrolar nasıl oluşturulacak?

Zihniyet değişimi

Yeni dönem, öncelikle bir zihniyet değişimini gerektiriyor. Geçmişin sorunlarını, yalnızca geçmişte kullanılan yöntemlerle çözmek mümkün değildir. Dünya hızla değişiyor. Teknolojik dönüşüm, yapay zekâ, iklim krizi ve bölgesel gelişmeler toplumların geleceğini yeniden şekillendiriyor. Bu nedenle siyaset, yalnızca günlük gelişmelere tepki veren bir faaliyet olmaktan çıkmalı; geleceği öngören, araştıran, bilgi üreten ve çözüm geliştiren bir niteliğe kavuşmalıdır. Kürt siyasetinin de eğitim, bilim, hukuk, diplomasi, ekoloji ve teknoloji gibi alanlarda daha fazla uzmanlaşması gerekiyor. Bilgi üreten, araştırma yapan ve geleceğe ilişkin politikalar geliştiren kurumların oluşturulması, yeni dönemin önemli ihtiyaçlarından biridir.

Yeni dönemin kadroları

Bunun doğal sonucu kadro meselesidir. Yeni dönemin siyasetçisi yalnızca siyasal mücadele deneyimine sahip olmakla yetinmemelidir. Kendini geliştiren, çağın gelişmelerini takip eden, bilgi üreten, uzmanlaşmaya önem veren ve toplumun değişen ihtiyaçlarını anlayabilen bir anlayışa sahip olmalıdır. Siyasetin niteliği, büyük ölçüde onu yapan insanların niteliğiyle belirlenir. Bu nedenle daha fazla eğitim, daha fazla uzmanlaşma ve daha fazla entelektüel üretime ihtiyaç vardır. Siyasetçinin görevi, yalnızca sorunları anlatmak değil, aynı zamanda çözüm geliştirmek ve topluma geleceğe ilişkin bir perspektif sunabilmektir.

DEM Parti’nin sorumluluğu

Bu açıdan DEM Parti’nin önünde önemli bir sorumluluk bulunuyor. DEM Parti, yalnızca gündemdeki gelişmelere cevap veren bir parti olmakla yetinmemeli; Türkiye’nin demokratik geleceğine ilişkin güçlü bir siyasal perspektif geliştirmelidir. Toplumun farklı kesimleriyle bağ kurabilen, diyalog ve müzakereyi esas alan, demokratik katılımı büyüten bir siyaset anlayışına ihtiyaç vardır. Bunun için parti içindeki demokrasi de güçlendirilmelidir.

Sağlıklı işletilecek bir üyelik sistemi, katılımcı karar mekanizmaları ve güçlü yerel yapılar, partinin hem iç işleyişini hem de toplumla bağını güçlendirebilir. Eleştirinin ve farklı düşüncelerin özgürce ifade edilebildiği bir siyasal kültür, güçlü ve yenilenebilen bir parti yapısının temelidir.

DEM Parti açısından mesele yalnızca örgütlenmeyi büyütmek değil, daha nitelikli ve demokratik bir siyasal örgütlenme anlayışı geliştirmektir.

Toplumsal birikimin gücü

Yeni dönemin bir başka önemli ihtiyacı, toplumun sahip olduğu birikimi, ortak bir güce dönüştürebilmektir. Gençlerin enerjisi, kadınların yıllar içinde oluşturduğu deneyim, akademisyenlerin ve bilim insanlarının bilgisi, sanatçıların yaratıcılığı, girişimcilerin ve farklı alanlarda çalışan insanların birikimi birbirinden kopuk kalmamalıdır. Dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan Kürtlerin eğitim, bilim, teknoloji, diplomasi ve farklı toplumsal alanlarda oluşturduğu birikim de bu ortak kapasitenin önemli bir parçasıdır.

Aynı şekilde farklı dönemlerin siyasal ve toplumsal deneyimlerini taşıyan insanların hafızası da geleceğin inşasında değerlidir. Geçmişin birikimini geleceğin ihtiyaçlarıyla buluşturmak, toplumun çözüm üretme kapasitesini güçlendirecektir.

Buradaki temel mesele farklılıkları ortadan kaldırmak değil; farklı deneyimleri ortak bir gelecek fikrinde buluşturabilmektir.

Fikirden pratiğe

Sayın Abdullah Öcalan’ın yeni stratejisinin gerçek sınavı da burada başlıyor. Ortaya konulan düşüncelerin tarihsel bir dönüşüm yaratabilmesi için bunların toplumsal yaşama, kurumlara ve siyasal pratiğe taşınması gerekiyor. Bunun için geçmişin deneyimlerinden yararlanan, ancak geleceğin ihtiyaçlarına göre kendisini yenileyebilen bir anlayışa ihtiyaç var.

Bu yalnızca Kürt siyasetinin değil, Türkiye’nin de meselesidir. Demokratik toplum anlayışının güçlenmesi, farklı toplumsal kesimlerin ortak bir gelecek fikrinde buluşması ve demokratik kurumların gelişmesi, Türkiye’nin önündeki temel ihtiyaçlardan biridir.

Böyle bir dönüşüm, Ortadoğu açısından da yeni bir imkân yaratabilir. Çatışmaların ve krizlerin derinleştiği bir bölgede demokratik siyaset, birlikte yaşam ve toplumsal kapasite üzerinden geliştirilecek bir çözüm anlayışı, önemli bir çıkış yolu sunabilir.

Sonuçta yeni stratejinin başarısını yalnızca ortaya konulan fikirlerin gücü belirlemeyecek. Asıl belirleyici olan, bu fikirleri anlayacak, geliştirecek ve hayata geçirecek insan kaynağını, kurumları ve toplumsal gücü oluşturabilmektir.

Yeni dönemin asıl görevi belki de tam olarak budur: Geçmişin birikimini geleceğin gücüne dönüştürmek.

* DEM Parti Mûş İl Eşbaşkanı