“Çaresizlikten büyük çare sahibi olmak için çok çabaladım.”

A. Öcalan


Kürdistan dediğimizde önderliksel kurumlaşma, biçimsel güç olmanın ötesine geçememiş bir ülke olarak karşımıza çıkar. Bunun nedeni, izah edilir bir kararlılığın olmayışı olarak tarihte yerini alır. Kendini anlatamamış önderlerle doludur Kürdistan. Her biri birer kahraman olarak tarihte yerini almış olsalar da, güç olarak toplumsal etkilemenin olumlu davranış özelliklerini yaşatamamışlardır. Önderlik kavramı, etkileme yeteneğidir. Amaç edinmiş düşüncenin, toplumsal ikna etme yeteneğiyle varlığını beğeniye odaklamasıdır. 

***

Bir ülke düşünün ve o ülke kahramanlarla dolu ama önderlik özellikleri yok denecek kadar yeterli değilse, manevra yapma, toparlanma, yenilenme ve en çok da siyaset paradigması olarak sürükleyici olmak, bu kadar düşmanı olan bir ülke için içinden çıkılması imkansız bir durumu izah eder. Kürdistan ülkesi tam da böyle bir hali yaşıyordu. Bir bakıma, parçalanmışlığın getirisi böylesi bir rol yüklemiş oluyordu Kürdistan’a. 

***

Her toplum er ya da geç, kendi önderlerini doğurur. Doğurmakla kalmaz, inanır ve sağlam adımlarla ona sahip çıkar. Kürtler, var olmakla yok olmak arasında ölüm kalım savaşı verirken, hep, önderlerini yitirmiş bir halktır. Tarih, Kürtlere bahşettiği önderleri her dafasında talihsiz biçimde yitirmiştir. Önderliksiz toplum, köksüz bir toplumdur düşüncesi, Kürtler’in düşmanlarını hep tetikte tutmuştur. Ve bu yüzden Kürt Önderleri yaşatılmamıştır. 

***

Yönetme sanatını, Kürtler hep, ters önderliklerden alışkanlık olarak aldılar. Kendin olmanın önderliksel biçimi, kötü reçetelerle kendi özünden koparmak, başkalaşmak adına seçilmiş kişilikler ve kendilerine ters ideolojilerden önderlerle yola çıktılar. Bu anlamda, yönetme sanatı, başkalaşmak olarak işe yaradı. Kendin olmanın dışında, her şeye benzeyen bir halk gerçeği yaratıldı. Bu, kimi zaman dini önderlikler olarak karşımıza çıktı, kimi zaman Türklük, kimi zaman solculuk, kimi zaman ise feodal özelliklerde vuku buldu ve her defasında, yenilginin provası, kendinden biraz daha uzaklaşmak oldu.

***

Önderlik gerçeği Kürdistan gerçeğini ifade eder. Kürtler, önderlerine ya tabusal bir bağlılıkla bağlandılar ya da yanlış önderler üzerinden kaderlerini okudular. Ta ki 1970’lerin başına gelene kadar. Her şeyin bittiği yerde, unutulmanın, karanlığın giderek kendini daha da koyulaştırdığı bir ortamda, önderlik kavramı yeni bir kavram olarak tarih sayfalarında yerini alacaktı. Bazen, her şeyin bittiği, çelişkilerin en yoğun yaşandığı anlarda, bir ışık kendini dayatır ve o ışık bir umuttur, hiçbir şeyin bitmediği ana tanıklıktır. Tam da burda, önderlik kavramı okunmaya değer bir kavram olarak karşımıza çıkar. Biçimsel güç olmaktan uzak, kararlı, arayışlı, gelişmeye açık, geliştiren yepyeni bir anlayışla, devrim kavramını hafızalara yerleştirmeye kararlı bir yoğunlaşma, Kürdistan’ın yeni kaderi oluyordu. 

***

Önderlik bilincinin toplumsallaşması olarak, Kürdistan ülkesini yeni bir düzeyle buluşturmasıdır. Korkunun kurumsallaştığı bir ülkede, önderlik; cesaretin diğer adı olarak adlandırılabilinir. Her şeyin bittiğini sandığımız yerde doğmak ve büyümek doğru önderlik yapmakla tanımlanabilinir. Bu özgürlük hareketinin, Öcalan ve yoldaşlarında kendini var etmesidir. Toplumsallaşan bir önderlik, Kürdistan’a en yakın olduğumuz yoğunlaşmanın gerçeğidir. Bu gerçeklik, bugün dünyanın en büyük devrim hareketini tanımlar… Bu hareket PKK’dir. Bu önderlik kurumsallaşmış yeni paradigmalara açık, Önder Öcalan’ın duruşudur. 

***

Bu duruş öyle sağlam bir duruş ki içinde bulunduğumuz çağ ve ona egemen olmak isteyenlerin kaldıramadığı, düşüncelerinden korktuğu önderleri yok etme pahasına inanılmaz komplolar geliştirdiği bir çağ olarak tarihte yerini almıştır. 1999 uluslararası komplo, her yönüyle sorgulanması gereken bir komplodur. Kürt Halk Önderi Öcalan’ın sergilemiş olduğu tavır, geliştirmiş olduğu yeni paradigma, bu uluslararası komployu boşa çıkarmış ve sorgulamıştır. İçinde bulunduğu durum, özgürlük aşkının iradesidir. O’na saygısızlık Kürtlere saygısızlıktır. O’na saygısızlık iradesizliğin sönük taklididir. O’na saygısızlık Kürdistan önderlik gerçeğinin uzağında PKK gerçeğini bilmemektir. O’na saygı ise; şu satırlarda okunmalıdır: “Son 14 yılını bir ada-hapisanesinde, tek başına, ağır izolasyon koşullarında geçiren bir insanın yalnızca onu zincire vuranlar için bir “korku kaynağı” olabileceğini ispat etmek bile gerekmez. Zincirler kendilerini anlatır…” (Abdullah Öcalan)