IŞİD Türkiye’nin içeride Kürt halkıyla, dışarıda AB ve ABD ile bağlarının havaya uçması için yalnız "dua” etmiyor, bu amaçla Sultanahmet’de Almanları, Taksim’de İsraillileri, Suruç’ta sosyalistleri, Diyarbakır’da Kürtleri ve Ankara Garı’nda Türk-Kürt ittifakını havaya uçuruyor.
Bizimki "Ey Belçika” deyince Belçika’da infilak ediyor.
Sen "fırsat” verirsen, her şey olur.
Şimdi size "fırsatın” nasıl verildiğini anlatayım. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Brüksel’de Kürtler tarafından bir protesto "çadırı” kurulmasını neredeyse Belçika devletine karşı "savaş sebebi” sayar gibi şöyle konuştu:
"Ankara'da patlayan bombanın, şehrin göbeğinde terör örgütü yandaşlarına şov yapma imkanının sağlandığı Brüksel'de veya Avrupa'nın herhangi bir şehrinde patlamaması için hiçbir sebep yok. Bu açık gerçeğe rağmen, Avrupa ülkelerinin hala aymazlık içinde hareket ediyor olmaları, mayın tarlasında dans etmek gibidir. Ne zaman mayına basacağınızı asla bilemezsiniz. Ama bunun kaçınılmaz bir son olduğu da açıkça ortadadır."
Belçika orada kalkıp onların paçavrasını dalgalandırmak suretiyle çadır kurmalarına izin verebiliyor. Bunlar dürüst değil, samimi değil. Bunlar ikircikli davranıyorlar. Bugün bayrağı indirmişler, posterleri kaldırmışlar, kimi aldatıyorsunuz. Dürüst olun, samimi olun. Karşınızda aldanacak bir Türkiye yok, bir Türk milleti yok. Bunu biliniz”
"Brüksel'de veya AB'nin herhangi bir şehrinde bu bombalarının patlamaması için hiçbir sebep yok. Bombalar sizin şehirlerinde patladığında bizim ne hissettiğimizi anlayacaksınız”.
Ve ardından Saray’ın medyadaki baş temsilcisi Star Gazetesi şu manşetle yayınlandı:
"Terörist Belçika”…
Önce Brüksel’de Erdoğan’ı çileden çıkartan "çadır” yakıldı.
Ardından da "Terörist Belçika”nın Zavantem Havalimanında katliam yapıldı.
Ey sokağa çıkamayan ve maça gidemeyen AKP’li!
Devletiniin başındaki kişinin konuşmalarını, Star Gazetesinin manşetini yeniden düşün.
IŞİD’çı böyle bir durumda "fırsatın” ayağına kadar geldiğini anında anlar. "Uyuyan” hücresini harekete geçirmesi birkaç saatini bile almaz. Ve gider ortalığı kana bular.
Kendinizi IŞİD’çının yerine koyduğunuz zaman siz de böyle yapacağınızı sanırım kabul edersiniz. Bundan büyük "fırsat” olmaz dersiniz.
Şimdi de kendinizi bir Belçikalı’nın yerine koyunuz. Ne düşünürsünüz?
Doğru, tam isabet: Bu kanlı saldırı acaba Türk devleti adına Erdoğan tarafından mı kışkırtılmıştır?… Tastamam böyle sorarsınız. Erdoğan’ın "gidin Zavantem’i bombalayın” emri vermediği kesin olsa bile, onun yukarıdaki sözlerini duyan, onun gazetesinin manşetini okuyan her Belçikalı ve her dünya vatandaşı, tastamam sizin gibi düşünür.
Bu neyi gösterir?
Bu, iktidarın sabahtan akşama kadar küfür ettiği Batı’yı yalnız "mültecileri otobüslere bindirir, AB’ye gönderirim” şantajıyla değil, aynı zamanda o mültecilerin arasındaki "IŞİD’ın canlı bombaları” ile de tehdit ettiğini gösterir.
Ülkeyi temsil eden bir devlet adamının ağzından çıkanı kulağının duyması şarttır.
Sen Kandil’den yapılan her "uyarıyı” tehdit sayan AKP’li…Sana sesleniyorum: "Böyle giderse ülkede iç savaş çıkar” sözlerini "tehdit” saydığına göre, "şefinin”, "Bombalar sizin şehirlerinde patladığında bizim ne hissettiğimizi anlayacaksınız…“ sözlerini nasıl yorumluyorsun?
Namuslu konuş.
Çünkü içinden "bu sözler açık bir kışkırtmadır, IŞİD’çı bunu, Belçika ve Batıyla aramızı açmak için fırsat olarak kullandı, bombaları patlattı reis yanlış konuştu” diyorsun…
Buyurun "Son Dakika”:
"Reza Sarraf ABD’de sorgulandığında, suç ortaklarının adresi Hükümeti ve Saray’ı gösterecek… Belçika’nın hesabı da yine bunlardan sorulacak, işler gittikçe karışacak, sen bu rejimi ‘yerli ve milli güçle” değiştiremezsen, "gayr-ı milli güçler” durumdan vazife çıkaracak…”
İnsan böyle bir zamanda Demirtaş’ın, Karayılan’ın uzattığı "barış ve müzakere” elini sıkmak yerine, o eli ısırmaya kalkarsa, sence nasıl bir iş yapmış olur?
Allah yar ve yardımcınız olsun…