Bugün 62’inci gün. Günleri sayıyoruz. Onların ne acılar çektiğini, her geçen gün, çektikler acıların dayanılmazlığını bilmeden, bilmemize de imkan yok. Sadece yaşayanlar bilir. Ancak istenirse empati de yapılabilir. Düşünceler izin verirse, beyinlerin içine hapsedildiği sınırlar kalkarsa empati yapabilirsiniz. Aslında empatinin en kolay yapılacağı bir durum. Uygulaması da çok kolay. Herkes yaşamında bir ya da bir kaç defa aç kalmıştır. Örneğin, Müslümanlar, inançları gereği her yıl bir ay oruç tutarlar. Açlığın ne olduğunun empatisini yapabilmek için… Bütün ayetler de, hadisler de ramazan ayının gerekçesinin empati olduğunu söylerler.
Ne acı değil mi? Empatinin en kolay yapılabileceği bir durum …açlık… Üstelik Müslümanlar bu konuda tecrübeli… Yalnızca tecrübeli de değiller. Her yıl bu işi bir ay boyunca yapmaktan kasıt ise sürekli tekrarlamak yani unutmamak…
Oysa derin bir sessizlik… Yöneticiler sessiz… dünya da sessiz…tesadüf bu ya… Sorunu çözecek yöneticiler de Müslüman ve her yıl bir ay oruç tutuyorlar. Bırakın empati yapmayı, ölümleri bekler bir tavır içindeler… Bu yaman çelişkiyi nasıl izah edecekler?
Türkiye hapishanelerinde bir insanlık dramı yaşanıyor.
İnternet çağında Kürtler, doğal olan, ancak doğal olmasına rağmen gasp edilmiş hakları için, süresiz dönüşümsüz açlık grevinde, ve 26 kişi ölüm sınırında.
Utanıyor muyuz?…
Utanıyor musunuz?…
Ya, Müslüman yöneticiler, siz utanıyor musunuz?
Ben insanım ve utanıyorum…
Ben Müslümanım diyenler utanmıyorsa, ve de sessiz kalıyorsa, onlara kafir denilir.
Benim sözüm Kürt kafirlere... Kürtler ne yapsın artık. Hakları çiğnendi, yok sayıldılar, inkar edildiler ve sessiz kaldılar. Sessizliğe rağmen soykırıma uğradılar. Mağaralarda toplu zehirlendiler, fareler gibi…Sen sessiz kaldın…
Durumlarına isyan ettiler, silah alıp dağa çıktılar, terörist ilan edildiler, dağlar taşlar bombalanıyor, onları öldürmek için. Onyedi bin kişiyi ovada asit kuyularında yok ettiler…Sen sessiz kaldın…
Silahla olmadı, siyasetle çözelim dediler, parlamentoya 36 vekil gönderdiler, vekillerin çektikleri pişmiş tavuk hikayesini bile geçti. Üstelik, onlara karşın onbin Kürt esir alındı…sen yine sessizsin… Üstelik bunları yapanlara dindaşın diye oy verdin…
Bak senin oy verdiğin, Erdoğan, dünyanın öbür ucundan, sana mesaj veriyor… Senin desteğin ile Kürtleri asayım diyor… Tıpkı 1925’te ki gibi… 87 yıl önce sen sustun, Şeyh Said’i astılar… Sen susasın diye astıklarının torunlarını parlamentolarına aldılar… Onun için mi sustun..?
Ey Müslüman Kürtler… Bu zulme artık sen de dur de… Bu zulmün en büyük suç ortaklarından biri sensin... Kürdistan’da ki zulmün kalelerini sana döşetiler… Şimdi onları yıkma zamanı… Yarın çok geç olacak… Bu tarihi fırsatı kaçırma…
Tıpkı Selahattin Demirtaş’ın dediği gibi, zindanlardan bir tek ölümün çıkmasına müsade etme…
Gültan, Sabahat, Aysel, Emine… Kürdistan’ın kalbinde açlık grevinde…
Bu da seni ayağa kaldırmıyorsa…Akrep gibisin karedeşim…
Ey Kürt Müslümanlar...