KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, yol kesmeler, asayiş kurmalar, asker ve polis alıkoymaların, kepenk kapatma gibi protesto eylemlerinin bu dönemde yapalmamasını istedi.

Lice ve Meskan eylemlerinin başarılı olup önemli oranda sonuç alındığını vurgulayan Eşbaşkanlık, “Bu süreçte eylem biçimleri değişmeli, esas olarak demokratik serhıldanlar geliştirilerek karakol ve baraj  yapımlarına karşı mücadele sürdürülmelidir” dedi.
Amed’in Lice ilçesi Fis Ovası’ndaki karayolunda önceki gün sabah saatlerinde eylem yapmaya başlayan yurttaşlara, çok sayıda asker gerçek mermi ve gaz bombalarıyla saldırdı. Yurttaşlar, havai fişek, ses bombası ve molotofkokteylleri ile karşılık verdi. Askerin silahlı saldırısında bir yurttaş, kurşunun sağ koluna isabet etmesi sonucu yaralandı. Bölgeye sevk edilen özel harekat timlerinin konumlandıkları noktadan atış açılması sırasında silah sesinin gelmediği belirtilirken, yurttaşlar, özel harekat timlerinin susturucu silah kullandıkları kaydetti.
Türk devlet güçlerinin saldırısını protesto eden yurttaşlar, tüm Kürt halkını Lice’ye davet etti. İsmi öğrenilemeyen bir yurttaş tarafından yapılan açıklamada, devletin artık susturucu silah kullanarak suikastlara başladığıı, bu suikastla bir arkadaşlarının vurularak ağır yaralandığı belirtilerek, “Eğer düşman suikastla, gerçek silahla üzerimize gelirse biz de gerçek silahla savaşmaya hazırız” denildi.
Yurttaşların 3 farklı noktada yol kontrolleri sürerken, askeri birliklerin ise karekollara çekildiği görüldü.
Lice-Kocaköy yolu da

Lice’de karakol, kalekol ve baraj yapımlarına karşı yurttaşların nöbet eylemi sürerken, yol kontrolleri de artarak devam ediyor. Amed-Hani, Amed-Lice, Amed-Bingöl yollarının denetiminin ardından dün akşam saatlerinde Lice-Kocaköy yolu da yurttaşların denetimine geçti. Lice’nin Licok bölgesinde bulunan Lice-Kocaköy yolunu trafiğe kapatan yurttaşlar, kimlik kontrolü yaparak denetimi sağlıyor. 


Destek de büyüyor

Lice direnişi üçüncü haftayı geride bırakırken direnişe destek olmak için birçok yerden ziyaretler de devam ediyor. İzmir 9 Eylül Üniversitesi’nde okuyan bir grup öğrenci, Cellik bölgesindeki direnişe destek için Lice’ye geldi. Direniş boyunca Lice halkının yanında olmaya geldiklerini söyleyen öğrenciler, direniş alanında açıklama yaptı. Demokratik Yurtsever Öğrenci Meclisi (DEM-YÖM) adına açıklama yapan Welat Zana, üniversite öğrencileri olarak böylesi bir süreçte halkımızın onurlu direnişine bugüne kadar sahiplenemedikleri için mahcubiyetliklerini dile getirerek, bundan böyle Lice direnişine sonuna kadar destek vereceklerini belirtti.

Xumar’daki ikinci haftasında

Van’ın Çatak ilçesi Xumar (Şeytan Deresi) bölgesinde 3 Haziran’da kurulan çadırda sürdürülen nöbet eylemi devam ediyor. Çatışmasızlık durumuna rağmen bölgede yapımına devam edilen karakol, kalekol ve HES’lere karşı başlatılan sivil direniş 11’inci gününe girerken, direnişçiler, gündüz ziyaretleri ağırlıyor, akşam da çeşitli etkinlikler düzenliyor.
Van ve ilçe belediye eş başkanlarının, BDP ve HDP’li yöneticilerin, sivil toplum kuruluşu tensilcilerinin ve bölgede bulunan köylerden yurttaşların yalnız bırakmadığı direniş çadırı eylemcileri, alana günlük getirilen gazetelerden takip ettikleri ülke ve bölge gündemini takip ederek, yaşanan siyasi gelişmeleri tartışıyor. Tartışma ve eğitim saatlerinin yanı sıra hazırlanan skeçler, dengbêj ve müzik dinletisi ile kurulan perdede film izlemeyi ihmal etmiyor.

Meskan’da 52 gündür

Hakkari’nin Meskan Dağı’nda yapımına devam edilen karakol ve askeri yığınağa karşı BDP tarafından kurulan nöbet çadırlarındaki direniş 52’nci gününde devam ediyor. Karadan ve havadan askeri sevkiyatın yaptığı bölgede, nöbet eylemini devralan Üzümcü (Dizê) köyü ve Keklikpınar (Kanîkewkê) Mahallesi sakinleri, gece boyunca yaktıkları ateş etrafında, söyledikleri klamlar ile nöbet tuttu.
Direnişin sadece karakol yapımına karşı olmadığına vurgu yapan Sellehatin Sayan, diyalog sürecine sahip çıkmak anlamını taşıdığına vurgu yaptı. Meskan’daki direnişin kutsal bir direniş olduğunu dile getiren Sayan, “İlk günden beri buradayız ve sonuna kadar burada olmaya devam edeceğiz. Biz karakol ve kalekol yapımlarına asla izin vermeyeceğiz” dedi

Karakoçan da dahil oldu

Karakol ve kalekol yapımlarına karşı Lice’de yurttaşların başlattığı direnişin yayıldığı birçok merkeze Elazığ da eklendi. Elazığığ Karakoçan’da bir araya gelen yüzlerce yurttaş, Elazığ-Karakoçan ile Karakoçan’dan Bingöl’ün Kığı ilçesinde uzanan karayollarını iki ayrı noktada trafiğe kapattı. “Karakoçan isyandır Lice’ye selamdır” slogan atan yurttaşlar yoldan geçen araçları durdurarak kimlik kontrolleri yapmaya başladı.
Yurttaşlara kimliği belirsiz bir kişi tarafından tabancayla ateş açıldı. Bingöl plakalı otomobille eylem alanına gelen kimliği belirsiz kişi, bir yurttaşların üzerine doğru ateş açtı. Açtığı ateş sonrası saldırgan aracıyla bölgeden hızla uzaklaştı. Sıkılan kurşunlar şans eseri kimseye isabet etmedi. Kısa bir gerginliğin yaşandığı saldırıda, herhangi bir yaralama olmazken, yurttaşlar eylemlerine devam etti.
Eylem alanında yapılan konuşmaların ardından yurttaşlar, eylemi sonlandırdıklarını fakat devletin olumsuz bir tutumu karşısında çok daha güçlü bir şekilde eylemlerini genişleterek sürdüreceklerini kaydetti.
Eylem sonrası aralarında DİHA muhabirlerinin de bulunduğu çok sayıda yurttaş, Karakoçan’a hareket ettiği sırada askeri zırhlı araçlar ile durdurularak kimlik kontrolüne tabi tutuldu. Burada askerler, BDP Elazığ İl Eşbaşkanı Turan Çelik’i gözaltına aldı.
Gözaltına alındıktan sonra telefon ile ulaşılan Çelik, askerlerce yeniden eylem alanına götürüldüğünü aktardı. Çelik, askerlerin kendisinden eylemin ayrıntılarını anlatmasını istediği belirtti.
Türk devlet güçlerin daha sonra aralarında BDP Karakoçan İlçe Eşbaşkanı Efraim Gündüz’ün de bulunduğu 15 kişiyi gözaltına aldı. Sarıbaşak Jandarma Karakolu’na götürülen 15 kişi işlemlerin ardından serbest bırakıldı. Askerlerin, gözaltına alınanlara, “Sizin burada ne işiniz var? DİHA muhabirleri neden gelmişler?” biçiminde sorular yöneltildiği öğrenildi.

KCK eylem biçimlerini değiştirmeye çağırdı

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, bu süreçte eylem biçimlerinin değiştitirlemis çağrısı yaptı.
Öcalan’ın 2013 Newrozu açıklamasıyla başlayan süreci özetleyen ve tarafların tutumlarını hatırlatan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, çatışmasızlık sürecinde AKP Hükümeti’nin gecikmeden adımlar atması gerektiği konusunda uyarılar içeren iki önemli deklarasyon yayınlayarak sorumluluğunu yerine getirdiğini vurguladı.
Adım atmayan, atılan adımlara karşılık vermeyip hatta karakol ve baraj inşaatlarına hız vererek savaşa hazırlık yapan bir tasfiye politikası izleyen AKP Hükümeti’ne karşı Kürt halkı Lice ve Meskan’da olduğu gibi haklı ve meşru bir direniş içine girdiğine dikkat çeken KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Kürt  halkının tüm mücadelesi ve gösterdiği direnişlerin Kürt sorununun çözümüne ve Türkiye’nin demokratikleşmesine yönelik olduğunu vurguladı. Ancak Kürt halkının mücadelesinin yükseldiği, devletin ve hükümetin sıkıştığı ve Kürt sorununun çözümü için önemli bir zeminin oluştuğu, bu yönlü verilerin arttığı her dönemde çeşitli iç ve dış güçler provokasyonlar geliştirildiğine işaret eden Eşbaşkanlık, “Nitekim bir çocuğun Türk bayrağını direkten indirmesi de bir provokasyon malzemesi olarak kullanılmıştır. AKP çözümsüzlük politikası ve Lice’deki katliamın üstünü örtmek için, başka güçler de Kürt sorununun çözümsüzlüğü için kullanmak amacıyla bu bayrak provokasyonuna sarılmışlardır. Bayrak indirilmesine hem hükümet hem de diğer siyasi güçler şovenizmi ve Kürt düşmanlığını yükselterek siyasi rantı derinleştirme çabası içine girmişlerdir” dedi.


Direnişin yöntemi değişsin
Bu ortamda Öcalan’ın demokratik siyasal çözüm çabalarını desteklemek ve Türk Hükümeti’nin olumlu bir karşılık vermesine bir şans tanımak için Kürt halkının karakol ve baraj yapımlarına karşı direnişini yöntem değiştirerek sürdürmesinin bu süreçte daha olumlu sonuçlar doğuracağını kaydeden Eşbaşkanlık, açıklamasına şöyle devam etti: “Kuşkusuz halkımızın karakol ve barajlara karşı direnmesi haklı ve meşrudur. Bundan sonra da karakol ve barajların yapımına karşı çıkmak ve Kürt sorununun çözümü için adımlar attırmak doğrultusundaki demokratik eylemlilikler devam etmelidir. Ancak yol kesmeler, asayiş kurmalar, asker ve polis alıkoymalar bu dönemde yapılmamalıdır. Yine mücadelenin çok önemli anlarında, ciddi olaylar ve katliamlar döneminde başvurulması gereken kepenk kapatma gibi protesto eylemlerin bu dönemde yapılmasında fayda bulunmamaktadır. Esnafların ve ekonomik işletmelerin faaliyetleri zorunlu olmadıkça durdurulmamalıdır. Çünkü bu tür eylemler ancak gerektiğinde etkili olur; zamansız yapıldığında ise zarar verici bir rol oynarlar.

Demokratik serhildanlar

Lice ve Meskan eylemleri başarılı olmuş ve önemli oranda sonuç almıştır. Bu süreçte eylem biçimleri değişmeli, esas olarak demokratik serhıldanlar geliştirilerek karakol ve baraj  yapımlarına karşı mücadele sürdürülmelidir. Demokratik ve meşru protestolar kesintisiz biçimde yapılırsa Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi konusunda demokratik halk baskısı sağlanmış olur. Halkımız ve demokrasi güçleri Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesinin ancak mücadeleyle olacağını bilmelidir. Önder Apo’nun İmralı’daki Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi yönündeki çabalarına tüm demokrasi güçleri sahiplenmeli ve demokratik mücadele Kürt sorunu çözülene ve Türkiye demokratikleşene kadar sürdürülmelidir.

AKP Hükümeti doğru anlamalı
AKP Hükümeti Kürt halkının eylem yöntemlerini değiştirerek demokratik ve meşru bir çizgide yürütme tutumunu doğru anlamalı, karakol ve baraj yapımını durdurarak Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü konusunda Önder Apo’nun çabalarına hiç gecikmeden bir cevap vermelidir. Önder Apo’nun çabalarına çok kısa bir süre içinde somut ve açık bir cevap gelmediği takdirde halkımızın ve Hareketimizin mücadeleyi daha güçlü biçimde geliştireceği de herkes tarafından bilinmelidir.
Ortadoğu’da siyasal gelişmelerin çok hızlı gelişim gösterdiği bir süreçte Önder Apo’nun çağrısıyla halkımızın eylem yöntemlerini değiştirmesini Türk Hükümeti dahil Türkiye’nin tüm sorumlu güçleri doğru anlamalı ve gereken pozitif tutumu göstermelidirler. Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi konusunda gösterdiği pozitif tutum anlaşılmalı ve gereği yapılmalıdır.”

AMED