MEMED DREWŞ / STRASBOURG


Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşme yapılması amacı ile yapılan eylemi takip etmek için Strasbourg’a geldim. Eylem, Avrupa Konseyi ile İşkence ve Kötü Muameleyi Engelleme Komitesi CPT arasındaki meydanda yapılıyor. 2013 yıllı Şubat ayında da Öcalan Özgürlük Nöbeti için aynı yere gelmiştim. 

Gecenin ilerleyen saatlerinde eylem yerine vardım. Eylemin sadece gündüz yapıldığını sanıyordum. Ancak eylem gecede devam ediyor. Gece, gençler nöbet tutuyor. Geldiğimde kalabalık gençlik grubu çadırın 2 ayrı noktasında nöbet tutuyordu. Gençler ile nöbetin amacı, AB, AK ve CPT’nin üç maymunları oynama tutumu üzerine sohpet ettik. Sabah olunca ise sohbetimizi diğer eylemciler ile sürdürdük ve sürdürüyoruz.


Neden Strasbourg?

Sohbetlerde öne çıkan konulardan biri „neden Strasbourg“ sorusu. Aslında nedeni basit. Ama yine de bir kaç kelime ile bahsedelim. Fransa’nın Strasbourg şehri AB’nin 3 başkentinden biridir.  Brüksel ve Lüksemburg’a bakarak, AB’nin asıl kuruluş değerlerinin temsil edildiği yer Strasbourg’dur. Brüksel ağırlıklı olarak AB’nin siyasi, Lüksemburg bürokrasi, Strasbourg ise adalet ve hukuk yüzünü temsil ediyor. Başta Avrupa Konseyi, Avrupa Parlementosu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve İşkence ve Kötü Muameleyi Önleme Komitesi CPT olmak üzere çok sayıda adelet, özgürlük ve hukuk kurumuna ev sahipliği yapıyor.  


Kürtler için de merkez

Adalet ve özgürlük istemli eylemlerin en fazla yapıldığı yer Strasbourg’dur. Bu nedenle  adalet ve özgürlük istemli eylemlerin başkenti Strasbourg’dur dersek abartmış olmayız.  Avrupa’daki Kürtlerin de en fazla merkezi eylem yaptığı yerlerden biri Strasbourg’dur. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın uluslararası komplo ile esir alındığı 15 Şubat 1999 yılından bu yana her yıl bu kentte merkezi yürüyüş ve miting yapılır. Onbinlerce Kürdistanlı Ekim ve Şubat’ta yapılan yürüyüş ve mitinglere katılır.


En uzun soluklu eylem 

Strasbourg şehri gelenekleşmiş yürüyüş ve mitinglerin dışında, Kürt Özgürlük Mücadelesinin en uzun ve aralıksız eylemine de ev sahipliği yapıyor. Öcalan Özgürlük nöbet eylemi 25 Haziran 2012 yılında Avrupa Konseyi ile CPT arasındaki sokakta başladı. O süreçten şimdiye kadar, aralıksız olarak devam ediyor. Ekim ayında Öcalan’ın sağlığı ve yaşamı hakkında spekülatif haberlerin çıkması nedeni ile bu eylem daha kitlesel bir hal aldı. 23 Ekim’de 63 Kürt ve dost kurumun desteği ile başlayan eylem 45 gününü geride bıraktı.


Dönüşümlü nöbet tutuluyor

Avrupa’nın farklı ülkelerinden gelen Kürdistanlılar dönüşümlü olarak nöbet tutuyor. Nöbet çerçevesinde farklı eylem ve etkinlik yapılıyor. Her gün saat 10-11 de günlük olarak yapacaklarını planlıyorlar. 

Genelde her gün eylemin yapıldığı yerden 100 metre ilerdeki CPT binasına kadar yürüyüş gerçekleştiriliyor. Aynı zamanda eylem tertip komitesi üyeleri AK, AP ve farklı kurumlarda diplomatik görüşmeler gerçekleştiriyor.  Şimdiye kadar onlarca ülke temsilcileri ile görüşmeler gerçekleştirildi. Görüşmelerde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın rolü ve önemini dikkat çekip destek isteniyor. 


CPT’den beklenen nasihat değil adım

Eylem tertip komitesi ve Kürt siyasetçileri şimdiye kadar CPT yönetimi ile 10 kez görüştüler. Her görüşme de istemlerini ve beklentilerini dile getirdiler. Ancak CPT yönetimi her görüşmede „Kürtlerin kaygılarını anladıklarını, Türk yetkililer ile diyalogda olduklarını, Öcalan ile görüşmenin engelemesini kabul etmediklerini“ belirtseler de pratik bir adım atmadılar.

CPT’nin bu yaklaşımı, konuştuğumuz tüm eylemcilerin tepkisine neden oluyor. Eylemciler „CPT’den nasihat değil, pratik adım bekliyoruz. İstediğimiz görev ve sorumluluklarına sahip çıkmalarıdır. Tek yetkili kurum olarak ya kendisi İmralı’ya gitmeli veya Öcalan ile görüşmeyi sağlamalı“ diyorlar.


Kara kış da olsa!..

Tüm eylemciler bu isteklerinin yerine gelene ve Öcalan’dan haber alana kadar, kar kış demeden, bu eylemini sürdüreceklerini dile getiriyorlar. Eylemciler özelikle Avrupa’daki Kürdistanlılara da çağrı yapıp, daha kitlesel eylemlerin yapılmasını ve nöbet eylemine kitlesel katılım sağlanmasını istiyorlar.


 Sesimize ses katın



Erdal Kaya (Paris): Üzerimize düşen görevi Önderliğimize sahip çıkmak için buradayız. Bazı şartlar var zorluyor ama konu Önderlik olunca o şartları ortadan kaldırmalıyız. Elimizden fazlasını yapıp daha ileriye götürmek için gerekeni yapmalıyız. Yurtseverim diyen herkesin gününden bir ya da iki gün çalıp buraya gelebilir. Sesimizi daha fazla yükseltebiliriz. Sesimizi yükselttikçe, çığlık oldukça büyüyüp, sesimizi duyuracağız. Biz şerefimiz, onurumuz Önderlik diyorsak, Önderliğimize sahip çıkmalıyız. Bütün yurtsever halkın buraya gelmesi lazım, sesimizi ses katması lazım onurumuz ve Önderliğimiz için. 


Haber alana kadar devam



Cuma Mardin (Zürih): Her hafta Zürih’ten düzenli olarak buraya geliyoruz. Özellikle halkımızın nabzı burada atıyor.  Önderliğimiz sayın Öcalan’ın felsefesini, ideolojisini, düşüncesini yaşatmak isteyenlere; Önderliğimizle bağ kurmak isteyen herkesin Strasbourg’a gelip buradaki havayı yaşaması lazım. Strasbourg bizim için Önderlikle buluşma, bağ kurma alanı olmaktadır. Çünkü böyle bir maneviyatı da söz konusudur. Biz burada hava koşullarını gözetmeksizin, çoluk çocuk demeden bütün halkımız buradadır. Kürtlerin gelmiş olduğu aşamada Önderliklerinden haber alamaması ciddi bir şekilde rahatsızlık veriyor. Kürtler rahatsız oldukça Avrupa’da rahatsız olacaktır. Önümüzdeki günlerde biz CPT ve Avrupa Konseyi önünde daha çok kitlesel eylemle sesimizi duyaracağız. Buradan bir kez daha söylüyoruz, bu eyleme Önderliğimizden haber alıncaya kadar devam edeceğiz. 


CPT dürüst davranmıyor



Sevim Aslan (Paris): Eyleme dört arkadaşla birlikte geldik. bu eyleme katılmamız şarttır. Burada olmamız gerekiyor bir cevap, sonuç almak için. O nedenle buradayız. Sonuç alıncaya kadar da buradayız. Elimizden geldikçe de katılacağız. CPT’nin dürüstçe davranmadığını söyleyebilirim. CPT, bağımsız bir şekilde gidip sayın Abdullah Öcalan ile gidip görüşebilir. Bize bunun bilgisini de getirebilir. Yapmamasının sebebi Türkiye ile bağlantılıdır. İçinde oyun da olabilir, her şey de. Herkes bunun farkında olmalı; Serok’suz yaşam, Kürdistan ve Kürt halkı olmaz. Bunun üzerinde durulmalıdır Serok’tan cevap alana kadar. Kürt halkı cevap alana kadar bu işin peşini bırakmaz.