Strasbourg’da 14 kişinin katılımıyla devam eden süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemi 47. gününe girdi. Açlık grevi diplomasisinde yer alan Delil Ağbaba, eylemlerin büyümesinin önemine vurgu yaparak, “Geliştirilecek eylemlerle ülkeler ve kurumlar nezdindeki diplomasi ancak başarıya ulaşacaktır” dedi.

BARIŞ BALSEÇER / STRASBOURG

Tecritin kırılması amacıyla Fransa’nın Strasbourg kentinde bulunan Demokratik Kürt Toplum Merkezinde devam eden açlık grevine ziyaretler devam ediyor. Ortaya çıkan sağlık sorunlarına rağmen, ziyaretçiler eylem grubu tarafından karşılanıyor. Açlık grevi eylemcilerini dün Bodensee, Zürih, Giessen halk meclisleri ziyaret etti. Giessen Halk Melcisi Eşbaşkanı Hediye Acar, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik tecritin insanlık suçu olduğunu belirtti. Tecritin Kürt halkına uygulandığını vurgulayan Acar, tecritin kırılmasının Kürt halkının özgürlüğü anlamına geldiğini kaydetti. Kürt halkının bulunduğu her yerde eyleme geçmesinin önemine vurgu yaptı.

Kararlılıkları sürüyor

Açlık grevi eylemcilerinin moral, motivasyonları yüksek, fakat geride kalan 46 günün yorgunluk ve sağlık sorunları dikkat çekiyor. Açlık grevi eylemcilerinde belirgin kilo kayıpları, dikkat bozukluğu, ışığa ve kokuya hassasiyet gözlemlenebiliyor.

Doktorlar uyarıyor

Eylemin kış mevsimine denk gelmesi çeşitli hastalık risklerini de beraberinde taşıyor. Ziyaretler, eylemcilerin moral ve motivasyonu açısından önemli. Ancak doktorlar, hastalık durumu olan kişilerin, iyileşmeden gelmemesi veya ziyarete geldiklerinde kendilerine danışması gerektiği yönündeki uyarılarını yineliyor.

Tavır almaktan çekiniliyor

Açlık grevi direnişinin sonuç almasında diplomasi ayağı da oldukça önemli. Belçika’da Dış İlişkiler çalışmalarında yer alan Delîl Ağbaba, “İlk hedefimiz AP, CPT ve Avrupa Konseyi’ydi” dedi. Belçika parlamentosundaki Kürt dosu vekillerle görüşmeler yapmaya çalıştıklarını söyleyen Ağbaba, basın kurumlarına da tecrit ve açlık grevleriyle ilgili dosyalar sunduklarını aktardı. Belçika’da çok fazla sivil toplum kuruluşu olduğuna dikkat çeken Ağbaba, emek örgütleri, ekoloji mücadelesi veren kurumlar, feminist yapılarla görüşmeler yaptıklarını söyledi.

Eylemler diplomasiyi de belirler

Belçika’daki seçim gündemi nedeniyle Türk toplumunun tepkisini çekmemek için Kürtler konusunda açıklama yapmaktan çekinildiğini de ifade eden Ağbaba, “Ezilenlerin yanında doğrudan tavır alamıyorlar” diye konuştu.

Bu hafta içinde KNK ve HDP ile birlikte diplomatik faaliyetlerinin  süreceğini belirten Ağbaba, “Türkiye üzerinde baskıyı oluşturacak bir kamuoyunun oluşmasının tek yolu güçlü diplomasidir. Bu diplomasinin halk ayağı ise en önemlisidir. Dolayısıyla eylemlerin geliştirilmesi gereklidir. Geliştirilecek eylemlerle ülkeler ve kurumlar nezdindeki diplomasi ancak başarıya ulaşacaktır” dedi.

‘Tarihi süreçler tarihi duruşlar ister’

   

Kandıra Cezaevi’nde açlık grevinde bulunan tutsaklar ve Şakran Cezaevi’nde bulunan kadın tutsaklar Strasbourg’taki açlık grevi direnişçilerine gönderdikleri mektuplarla direnişte ısrar mesajını verdiler.

Kandıra Cezaevi’nde tecride karşı açlık grevi direnişinde yer alan 7 tutsak adına Strasbourg’daki direnişçilere gönderilen mektupta, “Tarihi süreçler, tarihi kararlar ve duruşlar ister” mesajı verildi.  Tutsaklar adına Muhammed İnal tarafından gönderilen mektupta, zindanlarda tecride karşı bedenlerini açlığa yatıran tutsakların moral, motivasyon ve kararlılık düzeylerinin üst düzeyde olduğu vurgulandı. “Tarihi süreçler, tarihi kararlar ve duruşlar ister” denilen mektupta, direnişçilerin eylemleriyle ‘tarihe yön verme iradesini gösterdikleri’nin altı çizildi.

Mektup Kandıra 1. No’lu F-Tipi Cezaevi’nde açlık grevinde olan İbrahim Kaya, Rıdvan Güven, Yusuf Başaran, Güven Süvarioğlu, Umut Çamlıbel ve Nejla Atak’ın direnişinin vurgulandığı ve Muhammed İnal imzasıyla gönderildi.

‘Direnişin güzelleştirdiği yoldaşlarımız’

Şakran Ceazaevi’ndeki kadın tutsaklar da gönderdikleri mektupla Strasbourg’taki direnişi selamladı.

“Doğanın yeniden doğuşa durmak için kendi döngüsünü yaşadığı bu mevsimde sizler de adı belli olan bir doğuma öncülük ediyorsunuz” sözleriyle başlayan mektupta şu duygular paylaşılmış: “Başladığı andan itibaren direniş ve direnenler olarak zaten kazanmıştık. Daha da büyümek için daha fazla direneceğiz. Bilmiş olun ki arada binlerce kilometre mesafe olabilir. Ama aynı zamanda ve aynı duygularla, düşünecelerle bu sürece katılmak bizi yakınlaştırıyor.“