Eymür itiraf etmekten bıkmadı

5 Kasım 2021 Cuma - 19:06

MİT eski Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür

MİT eski Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür

  • MİT eski Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür, devlet içindeki rakiplerinin suçlarını yeniden anlatırken 6 Mayıs 1996’da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a düzenledikleri başarısız suikastı da tekrarladı.

MİT eski Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür, 1996’da Şam’da Öcalan’a yönelik suikast girişimini, bu kez T24 Ankara Temsilcisi Gökçer Tahincioğlu’na anlattı. Öcalan, Türk devletinin kendisini imha edebilmek için tünel kazdığını, onlarca girişimde bulunduğu, ancak başaramadığını söylemişti.

Uluslararası komplo sonucu önce 9 Ekim 1998’de Suriye’den çıkarılan, ardında 15 Şubat 1999’da Türkiye’ye teslim edilen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, 23 yıldır İmralı’daki cezaevinde ağır tecrit altında tutuluyor. Öcalan, komplonun Suriye’nin başkenti Şam’da 6 Mayıs 1996’da düzenlenen bombalı saldırıyla başladığını söylemiş; Gladio, MİT ve kontra güçlere işaret etmişti. Öcalan’ın dile getirdiği isimlerden biri olan MİT’in eski Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür’dü. Eymür de Öcalan’ın esaretinden sonra hem bazı gazetecilere, hem web sayfasında hem de Ergenekon davası sürecindeki yargılamalarda bu suikasttaki rolünü anlattı, devlet içindeki rakiplerini kendisini engellemle suçladı. Eymür bu kez de T24 Ankara Temsilcisi Gökçer Tahincioğlu’na konuşarak, aynı şeyleri dile getirdi.

Devlet içinde engellenmekten şikayetçi

Eymür, Öcalan’a yönelik o dönem giriştiği suikasta dair şunları söyledi: “Maşallah her yerden engel aldık. Bugün cezaevinde olan Çevik Bir. O zaman istihbaratın başında. 1 ton patlayıcı aldık. Ertesi gün Cumhuriyet gazetesinde yazı çıktı, ‘MİT patlayıcıyı ne yapacak’ diye. Cumhurbaşkanından, siyasilerden izin aldık. MİT Müsteşarı bile yapamaz izin almadan. İzin almadan nasıl yapacağız. Genelkurmay Başkanı ve Cumhurbaşkanı okeylemişti zaten. Takdim yapmıştık. Elimizdeki bilgileri bildirmiştik. Güzel bir takdimdi. Çalışmalardan bahsettik. Tamam dediler. Devam ettik. Yeşil vardı. Bir de asker şahıslar vardı. Oraya yolladığımız resmi görevliler vardı gizlice giren. Esasen başarısız da denilemez. Apo'yu öldüremedik ama öyle büyük bir patlama yaptık ki Suriye ürktü. O zamanki Kara Kuvvetleri Komutanı'nın bir beyanı oldu. O konuşmadan sonra Suriye'den çıkarttılar. Yani ön ayak oldu. Bir başarıdır. Korkuttu çünkü Suriye'yi. 17 metre çukur açılmış patlamanın olduğu yerde.”

Yeşil’in oğlu konuşuyor

Yeşil adı verilen Mahmut Yıldırım’ın oğlu Murat Yıldırım da yıllar önce Mehmet Eymür ile Yeşil arasındaki ilişkinin derinliğine dikkat çeken açıklamalar yaptı. İşte Yıldırım’ın o anlatımları: "Babamın Mehmet Eymür'e çok büyük saygısı vardı. Zaten Eymür'e, 'baba' diye hitap ediyordu. Misal insanlar evi arardı, 'babam evde yok' derdik. Eymür aradığında, 'Var' derdik, evde yoksa da gider bulurduk babamı. Jandarma İstihbarat'tan tasfiye edildiğinde Yeşil'i MİT'e alan Eymür'dü.

Patlayıcı yüklü Mercedes

Öcalan'a suikast düzenleyecek olan ekip, önce Zonguldak'taki kömür ocaklarında normal bir personel gibi kazı çalışmalarında bulunmuştu. Plana göre, PKK'nın Şam'daki karargahına yakın bir yerden tünel açacak olan ekip, Öcalan'ın Mahsun Korkmaz-2 Akademisi'ndeki odasının altına geldiğinde bombayı patlatacaktı. Ancak Şam'daki zemin etüdü Zonguldak'taki maden ocağıyla örtüşmeyince, tünel operasyonundan vazgeçildi. Onun yerine bin ton C-4 patlayıcı yüklü Mercedes'le suikast düzenlenmesi kararı alındı. O zaman Öcalan, Akademi'deki telsiz aracılığıyla her gün Bekaa'daki örgüt yönetimiyle irtibata geçiyor, bilgi alıyor, emir veriyor. Bu telsiz konuşması Ankara'dan MİT tarafından takip ediliyor.

Öcalan her gün Akademi'ye geldiği saatte binaya girecek. Dağdaki örgüt kadrosuyla telsiz konuşmasına başlayınca MİT, babamlara işaret gönderecek. Babam da kampın hemen yakınına park edilmiş olan aracı patlatacak. Öcalan konuşmaya başladı. MİT'ten talimat geldi ve babam bomba yüklü aracı patlattı."

Ergenekon savcısına ifadesi

Basına sızdırılan ilk MİT raporlarıyla bilinen ve devlet içinde Nuri Gündeş - Mehmet Ağar ekibiyle rekabetini saklamayan Eymür, emekliliğinden sonra da kurduğu atin.org isimli sitede bu çabasını sürdürdü. Öcalan’a suikastla ilgili anlatımlarını daha önce genişçe ve ballandırarak gazeteci Murat Yetkin’le paylaştı, Yetkin de Kürt Kapanı’ isimli kitabında yer verdii.

3. Ergenekon iddianamesi kapsamında da savcıya bilgi veren Eymür, sanık olarak yargılan Prof. Yalçın Küçük’le ilgili bölümde, Öcalan’a yönelik suikast hazırlığı sırasında yaşanan gelişmeleri tekrarladı. PKK’yı bitirmek için 1996-1997’de yapılan çalışmalarda bazı yurt dışı telefonların da MİT’in takibinde olduğunu söyleyen Eymür, “Dönemin Genelkurmay İstihbarat Başkanı ve Şam’daki askeri ataşe arasındaki görüşmede, ‘Suriye’ye ekipler yollandığını, Abdullah Öcalan’ı ipe bağlayıp sürükleye sürükleye getirecekleri’ konuşuldu. Dönemin MİT Müsteşarı Sönmez Köksal, bu konuşmayı hayretle karşıladı. Bildiğim kadarıyla Genelkurmay Başkanı’na bildirdi” diye konuştu. Eymür, ifadesinde özetle şöyle dedi: “1994’te MİT’e geri döndüm. Başında bulunduğum Özel İstihbarat Dairesi’nin ana hedeflerinden birisi PKK’nın başı Abdullah Öcalan’dı. Öcalan’ın Şam’da ikamet ettiğini öğrendikten sonra Öcalan’ı etkisiz hale getirmek için üst makamların oluru ile MİT’in kontrolündeki bölgede asker ve polisin katılımıyla operasyon için müşterek ekip kurduk. Basında çıkan haberlerden sonra polis gruptan ayrıldı. Netice olarak 1 ton C4 patlayıcı yerleştirilmiş minibüsü illegal olarak Suriye’ye soktuk. Araç, planlanan şekilde Abdullah Öcalan’ın bulunduğu kampın önüne bırakılmadığı için eylem tam olarak hedefine ulaşamadı.

Çevik Bir’i de engellemekle suçladı

Bütün bu süreç içinde hem kendi teşkilatım içinde hem de teşkilat dışındaki bazı kurumlarda çalışan görevliler Öcalan’a yönelik bu faaliyeti sabote etmek için engellemelerde bulundu. Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir, özel olarak kurulan birlikteki elemanları, eğitim zamanları geldiği gerekçesiyle geri çekti. Bu engellemelerin dış istihbarat servislerinin etkisinde olan bazı görevlilerce yapıldığı kanaatindeyim. Genelkurmay Başkanlığı kanalıyla Gölcük’ten aldığımız patlayıcı malzemeler birkaç gün sonra Cumhuriyet gazetesinde ‘MİT, 1 ton patlayıcıyı ne yapacak, neden verildi?’ şeklinde habere konu oldu. Buradaki amaç bir yerlere mesaj vermekti.”

Küçük: Bana devlet söyledi

Öcalan, İmralı sorgusunda ve duruşmalarda kendisine 6 Mayıs 1996’da suikast yapılacağını Yalçın Küçük’ün aktardığını; Küçük’ün de Öcalan’a bunun ANAP’lı üst düzey biri tarafından kendisine sızdırıldığını söylediğini iddia eden Eymür’ün bu suçlamaları karşısında söz alan Yalçın Küçük, şunları söyledi: "1996’da Şam’da Öcalan’a yapılan suikastla ilgili ne bilgim var ne görgüm var. Tansu Çiller’in başbakanken 1995 yılı seçimlerinden önce Öcalan’ı Türkiye’ye getirip bir kafes içinde gezdirmek istediğini bana devlet söyledi. Ben Paris’teyken Mesut Yılmaz ve Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de bunu bana bildirdi. Ben Türkiye’nin en güvenilir adamıyım. Çiller’in böyle bir planı vardı ve devlet bu planı bana bildirdi. Ben de Paris’te Kürtlerin takıldığı bir kafeye giderek bunu yüksek sesle söyledim. Bu kadar. Benim bu şeylerle ilgim yok."

Öcalan hepsini anlatmıştı

Öcalan, teslim alınmasının NATO kararı olduğunu ve bu kararın 1996’da alındığını belirttiği 10 Mayıs 1999’da, “Teslim alınma NATO kararıdır. ABD buna önderlik etti. Dikkat edin, o gün tüm Avrupa ülkelerine inişimiz yasaklandı. Primakov da yasakladı o gün. Bu tespit edilmeli. Benim hakkımda NATO seviyesinde de karar var. Bu kararın ne içerdiğini bilemiyorum. Bildiğim kadarıyla silah bırakma karşılığında demokratik çözüm var. Benim hakkımda karar ‘96 yılında alınmıştı. NATO kararı direnirsem vurulmam, esir alınırsam da çözümdü.

Benim imha kararımı 1993’ten sonra verdiler. İngilizlerin bu kadar tehlikeli uğraşmaları önemli. Almanya da dahil, siyasi çıkarlarıyla Kürt meselesi hakkındaki yaklaşımları nedeniyle benim etkisizleştirilmemde Avrupa’nın hepsi uzlaşmıştır. Moskova ve Atina, Türkiye ve ABD ile pazarlık yapmışlardır. İhanet, manipülasyon, sahtekarlık, güç, her şey vardı. Bir halk benim şahsımda yok edilmek isteniyordu.

Olay çok derinliklidir

Olay çok derinliklidir. ‘96 bombası bizim işimiz değil’ dediler soruşturmada. Türkiye’de bir kanat vardı, Çiller de içindeydi. Mesut Yılmaz bu işin içinde değil. Hatırlıyorsunuz; Çiller utanmadan ‘Mesut Yılmaz Apo’ya haber verdi’ dedi. Dikkat ederseniz aralarındaki çelişkiler o günden itibaren derinleşti. O olayda şuna dikkat edin. Çatlı, Viranşehir Belediye Başkanı Keleş Abdioğlu ile görüşmüş. Bombayı götüren kişi bu Sino ailesinden, belediye başkanın akrabasıdır. 50 milyon dolar verilmiş. 10 milyon dolar da Suriye muhaberatı kaptı. Çiller; ‘Apo asılmalı’ derken, çok iyi biliyor ki, o olay açığa çıkarılacak, sorgu ifadelerinde de vardı.”

Öcalan, İmralı’ya getirildikten sonra yürütülen soruşturmada yetkilinin 1996 saldırısına dair ısrarla “Biz yapmadık, bu bizim işimiz değildi” dediğini aktardığı 13 Eylül 2000 tarihli görüşmede ise “Bunu niye dedi? Bu bombalamanın devlet tavrı olarak algılanmaması gerekir diye söyledi. Sonradan bunun çetelerle ilişkisi çıktı. Arkasından Viranşehir eski Belediye Başkanı, Çatlı, Bucak ve Yeşil çıktı” dedi. 

Hakikatleri Araştırma ve Uzlaşma Komisyonu

Öcalan, 6 Ağustos 2008 tarihli görüşmede, Mehmet Eymür’ün kendisini imha edebilmek için tünel kazdığını, onlarca girişimde bulunduğu, ancak başaramadığını söyledi. 1993 döneminin boşa çıkmasının ardından maddi ve manevi acılar yaşandığını, binlerce faili meçhul cinayetin yaşandığını dile getiren Öcalan, 4 Mart 2009 tarihli görüşmede, şunları söyledi: “Bu dönem aydınlatılmadan ve failleri yargılanmadan kalıcı bir barış sağlanmayacaktır. Onun için sürekli Hakikatleri Araştırma ve Uzlaşma Komisyonu kurulmalı dedim. Namuslu, onurlu aydınlar bu komisyonun kurulması için çalışsınlar. Tüm bu döneme ait olayların bütün bilgileri toplansın. Bütün bilgileri, belgeleri toplasınlar. Bu komisyonlar gazetelerde çıkan haberleri bile toplasınlar. Hazırlık yapsınlar, bir arşiv oluştursunlar. Koşullar olgunlaştığında bunları sunarlar. Bu suçların faillerinin bir kısmı yargılanıyor. Bunları yapanların bir kısmı halen yargılanmıyor. Hakikatleri Araştırma ve Uzlaşma Komisyonu oluşturulduğunda herkes bu komisyona bildiklerini anlatmalı. Çiller bu komisyona konuşmalı. Eymür bu komisyona konuşmalı. Demirel konuşmalı, Ağar konuşmalı, Mesut Yılmaz konuşmalı.”  AMED

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.