
1986 Şirnex doğumlu olan Uyğur, Şirnex Devlet Hastanesi’nde sağlık teknisyeni olarak çalışıyordu. 2014 Ağustos ayında DAİŞ çetesinin saldırdığı Şengalli Êzîdîlerin Şirnex’e göç etmesiyle 3 buçuk ay Şirnex’teki Êzîdî kampında çalışan Uyğur, daha sonra “örgüte yardım ve yataklık ettiği” iddiasıyla tutuklandı. Yaklaşık 6 ay cezaevinde kalan Uyğur, Şirnex’te Türk işgal güçlerinin saldırılarına karşı direniş başlayınca kentte kalarak mahallede kurulan sağlık komisyonunda halk sağlığı için çalışmalar yürüttü. Cemal Uyğur, soykırım saldırılarında Türk devlet güçleri tarafından katledildi.
Kardeşi Şehriban Mağrur’un “arkadaşım”, Êzîdî kampında birlikte çalıştığı arkadaşlarının, “Doktor Cemal” diye hitap ettiği Uyğur’u kardeşi ve arkadaşları anlattı.
‘Bayrağımızı üzerime serin’
“Cemal ile kardeş değil arkadaş gibiydik” sözleriyle ağabeyi ile olan ilişkisini anlatan Şehriban Mağrur, ağabeyi Cemal’in kendisini hep desteklediğini ve yalnızca kendisine karşı değil tüm aile, akraba ve çevresine de aynı yaklaşımı gösterdiğini dile getirdi. Ağabeyinin “Ben ölürsem bayrağımızı üzerime serin” sözlerini de hatırlatan Mağrur, bu dileğinin yerine getirildiğini söyledi.
Maaşını çoçuklara harcardı
2014 yılında Şirnex’teki Êzîdî kampında birlikte çalıştığı arkadaşlarından Aysel Işık da Uyğur’un kampta büyük bir emekle yürüttüğü çalışmaları anlattı. Uyğur’un Şengal’den gelen halkın sağlık sorunlarıyla ilgilendiğini ifade eden Işık, “Hafta içi hastanede çalıştığı halde işlerini bırakarak zamanının büyük çoğunluğunu kampta geçiriyordu. Êzîdî toplumu kampta onu Doktor Cemal diye tanırdı. Şengal’den göç eden halkın üzerinde büyük bir emeği vardı. Güler yüzlülüğü ve anlayışı ile halkın sevgisini kazanmıştı. Hastanede aldığı maaşı ile sürekli çocuklara çikolata alırdı. Bir gün kampa gelmezse halk onu sorardı” dedi.
Doğup büyüdüğü sokaklarda
Şirnexlilerin Uyğur’u “Cemo” diye tanıdığını dile getiren Işık, şunları söyledi: “Cemo denildiğinde herkesin aklında mertliği ve alçak gönüllülüğü gelir. Şırnak’ta başlayan yasak ile beraber mahallerde kalmayı tercih etti. Orada halkı yalnız bırakmak istemedi. Her zaman söylediği gibi onurlu bir yolda ölmek istiyordu. İsteği de yerine geldi. Emek verdiği ve doğup büyüdüğü sokaklarda yaşamını yitirdi.”
‘Bütün gününü kampta geçirirdi’
Kampta birlikte çalıştığı arkadaşı Fırat Yeşilçınar da Uyğur’un kampa sağlık hizmeti vermek için geldiğini ifade ederek, kamptaki anılarını şu sözlerle anlattı: “Êzîdî kampına gittiğimde küçük bir revirimiz vardı. Malzeme aracıyla revire gittim. Revirde Cemal’in tek başına hastalarla ilgilendiğini gördüm. Onu doktor sanıyordum. Sonra, onun Şirnex Devlet Hastanesi’nde teknisyen olduğunu, yıllık izninde kamptaki çocuk ve kadınlara sağlık hizmeti için geldiğini öğrendim.”
Uyğur’un sürekli, “Bu çocuklar savaşı hak etmiyor” dediğini belirten Yeşilçınar, “Cemal, çocukları çok severdi. Kısıtlı imkan olmasına rağmen revirde çocuklar için meyve suyu bulundururdu. Her tedavi olan çocuğa meyve suyu verirdi” dedi. Uygur’un dur durak bilmeden çalıştığını söyleyen Yeşilçınar, “Bir yandan depoya koşuyor, bir yandan mutfakta çalışıyor bir yandan da revirdeydi. Bu yaptıklarına rağmen mücadelesini hep az görüyordu. Hiç eve gitmez bütün gününü kampta geçirirdi. Kamptan eve gittiyse de mutlaka çocuklara bir şey getirirdi. Cebinde hep çocuklar için şeker bulundururdu” diye konuştu.
‘Çocuklar için kaldı’
Uyğur’un ölüm haberini aldığı zaman, “Biz çocuklara iyi bir gelecek bırakmak zorundayız” sözlerinin aklına geldiğini ifade eden Yeşilçınar, “Çocuklara iyi bir gelecek bırakmak için topraklarını terk etmedi. Bir buçuk yıl çalıştım ama kelimeler yetmez onu anlatmaya” dedi.
DİHA/ŞIRNAK