Êzîdî Kongresi ve Tohumların Zaferi
Merwan ZERDEŞT yazdı —
- Êzîdîler, kongrelerini topladı, yeni yönetimini seçti, toplumsal sözleşmelerini yeniledi, Irak ile demokratik entegrasyon belgesini ilan etti ve komünlere dayalı inşa programına kavuştu.
MERWAN ZERDEŞT
Şengal Demokratik Özerklik Meclisi 6. Kongresi, 28 Mart’ta gerçekleşti. Şengal Kurucu Halk Meclisi, 2015 kışında, bir çadırda, DAİŞ kuşatması altında, kılıca karşı varlığı ilan ettiğinde, kıştan bahara uzanacak tohumları serpmişti, bahara inanarak. Bu tohum, soğuk almadan baharda çiçek açmayacak Lale, Nergis, Sümbül gibi bir tohumdu. Aynı zamanda güneşi ve sıcağı görmeden açmayacak bir tohum. Tohum dünyasında ya sıcak sevilir ya da soğuk, hem soğuğu hem de sıcağı sevmek güçlü bir adaptasyon yeteneği yani varlık gücü ister. Bu tohumlar, kışın sert şartlarına dayanıp donmazlar, yazın kavurucu sıcağında ise verim verirler. Başak vermek için soğuk, olgunlaşmak için sıcak ve güneş isterler. Êzîdîlerin varlık savaşı, işte bu “çelik gibi” dayanıklı tohumların savaşına çok benziyor.
"Birlik, Çözüm ve Özgürlük" şiarıyla gerçekleşen kongre, Newroz ile Êzîdîlerin en kutsal bayramı olan Çarşema Serê Nîsanê arasında gerçekleşti, yani Arî mitolojisinin kurtuluş hikayesi ile Êzîdî mitolojisinin yaratılış hikayesi arasında… Özgürlük ve varolmak arasındaki bağın, en somut aralığında gerçekleşen kongre, Önder Apo’nun ifade ettiği gibi oluş ile zaman arasındaki bağın ne kadar kopmaz bir gerçeklik olduğunu hissettirdi.
KJK, 8 Mart’tan Newroz’a giderken “Şimdi Kadın Zamanı” kampanyasını ilan etmişti. Êzîdîler de bu kongrede, Newroz’dan Çarşema Serê Nîsanê’ye giderken ‘Şimdi Êzîdîlerin de Zamanı’ demiş oldu. Önder Apo, Nisan 2025'te Êzîdîler için “Rönesans Zamanı” demişti. Zamandan ve mekândan kopartılan kadınlar gibi, Êzîdîler de bilinçlerini, yaşam ve varlık stratejilerini yeniden oluşturarak, kendi zaman ve mekanlarını yaratacak olgunluğa ulaşıyor.
Kongre oldukça zor ve hassas bir zamanda gerçekleşti. Ortadoğu’da savaş yayılırken, ezelden ebede devletler çatırdarken, iktidar güçleri yeraltı sığınaklarında savaş planları yaparken, kamusal alanlar gittikçe daralırken, bulabilen herkes sığınaklara kaçarken, Irak ve birçok ülkede okullar/resmi kurumlar tatil edilirken, ferman toplumu olan Êzîdîler ise 300 delege ve misafirin katılımıyla Şengal Dağı’na sırtını dayayarak yeni bir kuruluş kongresi gerçekleştirdi.
Güney Kürdistan’da 10 Ekim 2024 seçimlerinden sonra bir buçuk yıldır hükümet kurulamazken, Irak'ta 11 Kasım 2025 seçimlerinden sonra 6 aydır kimse yeni hükümetten bahsedemezken, ferman toplumu olan Êzîdîler ise kongrelerini topladı, yeni yönetimini seçti, toplumsal sözleşmelerini yeniledi, Irak ile demokratik entegrasyon belgesini ilan etti ve komünlere dayalı yeni bir inşa programına kavuştu. Êzîdî kongresi, örgütlü toplumların çıkış yaptığının yeni bir ispatı olarak gerçekleşti.
Kongreye Kürdistan, Avrupa ve Ermenistan’da yaşayan tüm Êzîdî toplulukları mesajlar gönderdi. Mesajların hepsinde toprak tadı, kök tadı, anayurt tadı ve özlemi vardı. Dünyadaki tüm Êzîdîler, Şengal Êzîdîlerinin direnişi ile yüreklerini sıcak, umutlarını diri tuttuklarını dile getirdiler. Yani her ne kadar Şengal Halk Meclisi Kongresi olarak toplansa da Êzîdî toplumunun varlık merkezinin Şengal olduğu, Êzîdîlerin soykırıma uğratılmak istendiği Şengal’de yeni Êzîdî varlığının geliştiği gerçeği tüm mesajlarda görüldü. Êzîdîler, yeni varlık stratejilerinin Şengal’den gelişeceğini ve yayılacağını görüyor, hissediyor ve de bekliyor.
Yine kongreye Şengal’deki farklı siyasi ve toplumsal güçler geniş katılım gösterdi. Êzîdî toplumunun parçalılığı aşması gerektiği, III. Dünya Savaşı’ndan ancak birliğe dayalı bir stratejiyle çıkış yapabileceği tüm katılımcıların ortak duygu ve düşüncesiydi. Geçmiş dönemde Özerk Yönetim'e en fazla uzak duranlar bile Êzîdîler için yeni bir stratejik programını, (savunmadan, siyasete ve ekonomiye kadar) Şengal Halk Meclisi’nin geliştirmesini, buna öncülük yapmasını bekliyor. Kongre, bu açıdan da önemli bir birlik zamanı yarattı, ki kongrenin en temel kararlarından biri de önümüzdeki dönemde Êzîdî Birlik Kongresi'ni örgütlemek oldu.
Kongre, Önder Apo’nun demokratik entegrasyon perspektifine dayanarak Irak ile yaşanan sorunların Êzîdî toplumunun demokratik hakları temelinde çözümü için yeni bir programı da tartışmaya açtı. PYD Eşbaşkanı Xerîb Hiso’nun, Şengal-Irak ilişkileri için yaptığı “Irak, Êzîdîleri ne soykırıma uğratabiliyor ne de varlıklarını kabul edebiliyor” tesbiti oldukça çarpıcıydı. Tarih boyunca yalnızca ferman dönemlerinde kılıçların hatırladığı Êzîdîler, artık yok sayılmayı kabul etmediklerini, özgür varlıkları için yeni bir direniş sürecine girdiklerini de ilan etti.
Êzîdîler, önümüzdeki hafta en kutsal bayramlarını, yaratılış bayramları olan Çarşema Serê Nîsanî kutlamalarına başlayacak. Êzîdî toplumu bu bayram ile yaratılış hikayelerini, yani varoluş tarihini hatırlıyor ve herkese hatırlatıyor. Aynı zamanda Êzîdîler, yeni bir varlık hikayesinin yazımını da gerçekleştiriyor.
Thor Hanson’ın ‘Tohumların Zaferi’ kitabı, varlık meselesinin biyolojik bir evrimden öte anlamlar taşıdığını anlatır. Ona göre tohum, sadece hayatın başlangıcı değil, yaşamın yok oluşa karşı kazandığı en büyük savunma zaferidir. Şengal’den bir Êzîdî kuruluş kongresini yazmaya çalışmak, tüm bunları ve daha fazlasını hatırlatıyor.
