Êzîdîler’de bayramların çokluğu üzerine
Forum Haberleri —

Êzîdîler - Foto: Muhammed BAMERNİ - AFP
- İnsan, Êzîdî toplumunun tarihsel-toplumsal hakikatini öğrenip anlayınca Êzîdîlerdeki bayramların çokluğuna da anlam verebiliyor. Toplumsal varlığı koruma ve güçlendirmenin bir yöntemidir bu bayramlar.
SAİD ZEKİ
Bayramlar tarihsel süreç içinde insanlığın oluşturduğu ortak kültürel değerlerdir. Bundan dolayı tüm toplumlarda, halklarda biçim ve çeşitlilikler farklı olsa da gelenek olarak kutladıkları bayram günleri vardır. Bu bayramları genelde iki türe dayandırmak mümkündür. Biri doğayla simbiyotik, ekolojik ilişkilere dayanarak oradan beslenerek oluşuyor, buna ilk baharda kutlanan bayramları örnek olarak verebiliriz. Bilindiği gibi baharla birlikte doğa ana kıştan çıkıp muhteşem doğumu gerçekleştirerek bol çeşitlilikte bitki ve hayvan üremesi ve çoğalması gerçekleşiyor. Toplumlar ve insanlar bu coşkulu dönemi bayram olarak kutsayıp kutlamışlardır. Diğeri ise toplumların, halkların tarihinde deyim yerindeyse kaderlerinin belirlendiği eski yaşamdan yeni yaşama geçtikleri, köklü değişimlerin yaşandığı günleri ya da günü bayram olarak kabul edip kutlamışlar. Buna Kürtler ve Ortadoğu halkları açısında Newroz bayramını örnek olarak verebiliriz.
Bayramların özü, hedefi, amacı ve içeriği toplumsallığı manevi ve maddi olarak güçlendirmeye yöneliktir. Varsa toplum içinde kavgaları barıştırmak, kırgınlıkları gidermek, yardım ve paylaşımları gerçekleştirerek toplumsal ilişkileri ve bağları güçlendirerek ortak ruh, duygu ve bilinç kültürünü oluşturmaktadırlar. İnsanlık tarihindeki bayramların oluşum gerçekliği bu tarzda olmakla birlikte günümüzde iktidar-devlet-sermaye üçlüsü, bayramların özünü boşatmış, anlamından uzaklaştırarak topluma karşı kullanır duruma getirmişlerdir. Bayramları bir yanıyla eğlence sektörü ve meta tüketimi derecesine indirerek sermaye için önemli bir pazar haline getirmişlerdir. Hatta bazı bayramları milliyetçileştirerek iktidar ve devletin hizmetine sokmuşlardır.
Êzîdî toplumunda ise o kadar çok bayramı var ki ne zaman, hangi gün bayramdır, bu bayramın içeriği ve adı nedir diye ilk etapta insan şaşıyor ve neden bu kadar bayrama ihtiyaç var diye soruyor kendine. Ama insan bu halkın tarihsel, toplumsal ve kültürel gerçeğini anlayınca Êzîdî toplumunun neden bu kadar bayram kutladığını anlıyor ve anlam verebiliyor. Toplumsal varlığı koruma ve güçlendirmenin bir yöntemidir bu bayramlar. Êzîdîler neolitik kültürü, toplumsallığı yaratan ve en köklü yaşayarak dünyaya yayan kültürün bir parçasıdırlar. Bayramlar da köken olarak neolitiğe dayanmaktadırlar, neolitik öncesi bayramlar yoktur. İnsan toplulukları avcı ve toplayıcıdır, gezgindir. Bazen bol topladıklarında ya da iyi bir av gerçekleştirdiklerinde şölen yapıp bunları tüketmektedirler. Bayramlar için ise bol ürün ve bunu kutlamaya imkân sağlayan koşulların olması gerekir. Bu da ancak neolitik gibi çok verimli, bereketli bir kültür ve toplumsallıkla gerçekleşebilir.
Neolitik kültürü yaratan toplumsallığın tüm insanlığa armağan ettiği yaratımlardan biri de bayramlardır. Êzîdî toplumdaki bayramların çokluğu, neolitik kültür gerçekliğine dayanmaktadır. İnsan şunu rahatlıkla dile getirebilir, Êzîdîler son yüzyıla kadar devlet dışında kalmış, devlete karşı direnmiş, demokratik uygarlığın bir kolu olmuşlardır. İnsan Êzîdî toplumunun tarihsel-toplumsal hakikatini öğrenip anlayınca Êzîdîlerdeki bayramların çokluğuna da anlam verebiliyor. Êzîdîler tarih boyunca devletli uygarlığın saldırılarına maruz kaldıklarında, topluluk olarak varlıklarını ve birliklerini korumak için bir yöntem olarak bayramları böyle çokça oluşturmuşlar.
Êzîdî toplumunun doğayla simbiyotik ve ekolojik ilişkisini ifade eden temel bayramlar var. Bunlardan ilki bunaltıcı yaz sıcaklarının bittiği, havanın serinlemeye başladığı dönemde kutlanan Cejna Çila Havînê bayramı. Diğeri ise soğuk kış günlerinin bittiği Cejna Çila Zivistanê bayramı. Bunun ardından ise bahar mevsimine geçişi temsil eden Hidirellez Bayramı. En büyük ve kutsal bayram olarak da, yeni yılın ilk ayı olarak karşıladıkları Çarşema Serê Salê.
Êzîdî mitolojik-dinsel düşünce ve inanca göre dünya Nisan ayının ilk haftasının Çarşamba gününde oluşuyor. Bayram arifesinde dünyanın ve yaşamın doğuşunu sembolize eden yumurtaları çeşitli renklerle boyatıp -ki bu renkler yaşamın çeşitliliğine işaret ediyor- kaynatıyorlar. Bayram günü erkenden kalkıp ev ev bayramlaşma faslı bittikten sonra, öğleden sonra doğaya çıkıp şölen havasında kutlama yapıyorlar. Êzîdîler dışında, dünyanın oluşumunu bayram olarak kutlayan halk toplulukları var mı onu bilemiyorum. Genelde İktidar ve devlet uygarlığının, özelde ise kapitalizmin insanı kendisine ve doğaya yabancılaştırıp doğaya düşman haline getirip ekolojik felaketlere yol açtığı günümüzde insanın doğayla yeniden simbiyotik bir bağ kurmak için Êzîdî felsefe ve zihniyetinin önemli bir katkısı olacaktır.
Bu temelde Cejna Çarşema Serê Nîsanê Pîroz Be diyoruz.







