13 gündür süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan Mexmûr İştar Meclisi Koordinasyon Üyesi Fadile Tok, Öcalan üzerindeki tecrit kırılıncaya kadar eylemine devam edeceğini söyledi.
Mexmûr İştar Meclisi Koordinasyon Üyesi Fadile Tok’un Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin sona ermesi için 20 Ocak’ta başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 13. gününde devam ediyor. Tok, yaşam ve direniş hikayesini ANF’ye anlattı.
Tok, Şırnak’ın Qileban ilçesine bağlı Mıjin köyünde 1979’da dünyaya geldi. Kürt Özgürlük Hareketi’nin bölgeye gelmesiyle, gerillalara hem ev olarak, hem de köy olarak büyük bir sahiplenme oluştuğu için çok büyük bir zulüm ve baskı uygulandı. Türk devleti Özgürlük Hareketi’ni bölgede bitirmek için insanları sürgün edip köyleri ateşe vererek soykırım politikalarına başladı. Geliyê Gyanan da bu politikadan payını aldı. Türk devleti, 1994’te Geliyê Gyanan’ı boşalttı. Onlarca köy yakıldı ve Şeranışa bağlı Bihêrê bölgesine gitmek zorunda kaldılar. Devletin tehdit ve saldırılardan dolayı sonrasında Ertuş ve Geliyê Qiyametê’ye göç ettiler. Ertuş Kampı’nda ve kampın içerisinde artık kurulumların temeli atılıyordu ve orada ilk defa çalışmalara başlayan Tok, Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketi’nde (YAJK) aktif olarak yer aldı.
Devletin baskı ve bombardımanı yüzünden Irak sınırına göç etmek zorunda kaldılar. Burada da çalışmalarını aralaksızo larak sürdürdü. “Bizler siyasi ve örgütlü mültecilerdik. Önder Apo’nun düşüncelerini yaşamımızın bir parçası yaparak çalışmaları yürütüyorduk” diyen Tok, şöyle devam ediyor: “Böyle bir süreçte çalışma yürütmek zordu. Erkeğin 5 bin yılık zihniyeti, özgür bir şekilde kadınların çalışmaya katılmasına engel oluyordu. Yine dogmatik dini inançlar vardı. Babam da ‘Nasıl benim kızım erkeklerin yanında kol kola çalışmalara gider?’ diyordu. Oysa babam pratikteki çalışmalarımı gördükten sonra en büyük desteği verdi. Biz böyle bir altyapı ile çalışmalarımıza başladık ki kendimizi halka adadık. Biz çoğunlukla ağır şartlar altında örgüt ideolojisi ile halkı eğitmeye ve korumaya çalıştık.”
Davamızla ayakta durabildik
Mexmûr’un geldikleri dönemde çok zor, yaşanılacakbir yer olmadığını hatırlatan Tok, şunları ifade ediyor: “Hedefimiz, davamız, kimlik ve varlığımız için savaştığımızdan dolayı kendimizi ayakta tutabildik. Gittiğimiz her yerde kendimizi ve çevremizi daima örgütledik ve her türlü yaşama şansını verdik. Bu kamp, bu halkın direniş ve savaş alanı oldu. İlk defaydı Önder Apo telefon üzeri bu kampla konuştu ve şunları dile getirdi: Mexmûr halkı benim halkımdır, Mexmûr’un çocukları benim çocuklarımdır.”
Kamp içinde kadın çalışması ve kurumlaşmanın daha büyük işlerin yapılmasını sağladığını kaydeden Tok, İştar Kadın Meclisi çatısı altında eğitim, akademi ve kurumlar açıldığını; Öcalan’ın kadın üzerindeki değerlendirmelerinin eğitimin ve örgütlemenin harcı olduğunu söylüyor.
Kürtleri çökertmek istiyorlar
Öcalan’ın 20 yıldır tecrit altında olduğunu ama bunun son yıllarda ağırlaştırıldığını anımsatan Tok, şöyle konuşuyor: “Rêber Apo ile halkın bağları kopartılmak istenmektedir. Rêber Apo şahsında Kürt halkını yok edip çökertmek istemektedirler. Ancak halk, Önderlik düşüncesi ve felsefesi ile örgütlendirildi. Leyla Güven öncülüğünde direniş başlatıldı. Ben de Şehit Rüstem Cudi kampında Leyla Güven ve zindan direnişlerine ses vermek için 20 Ocak’ta süresiz-dönüşümsüz açlık grevine katılmaya karar verdim. Tecrit sonlandırılana kadar da direnişimiz sürecek, başarı bizimdir.”
ANF/MEXMÛR