DİLAN BABAT/JINNEWS/ANKARA  Ekonomik gidişatına rağmen Rusya’dan S-400’leri alan Türkiye’nin durumunu değerlendiren ekonomist Güneş Gümüş, “Enflasyon yüzde 15’e kilitlenmiş bir durumda. Aslında vatandaşın harcama kapasitesi yok, faizler düşse de şirketlerin durumu kötü, dolar artmıyor, batık kredi oranları çok yüksek. Dolayısıyla bu faiz indirimi ekonomiyi toparlayamaz ama AKP bunu zorlayacak” dedi. Halkın alım gücünü günden güne azaltan ekonomik kriz devam ederken Türkiye Rusya ile anlaşarak S-400 alımlarına başladı. Rusya’dan S-400 alımına karşı ABD ile Türkiye arasında F-35 krizi yaşanıyor. Türkiye S-400 alımlarını yaparken, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu (FİTCH) da Türkiye’nin kredi notunu düşürdü. Türkiye çok kırılgan Türkiye’nin bu dönemde de birkaç yaptırım tehlikesi ile karşı karşıya kalındığını ama yakın zamanda yaptırımların derinden bir etkisi olmayacağını belirten Güneş, “Beklenmedik sonuçlar çıkabilir. Türkiye çok kırılgan bir ülke, mesela Ağustos 2018’de Rahip Brunson gündemi olduğunda bundan çok derinden etkilenmişti. Bu da dövizin yükselmesiyle başlamıştı. Bu sefer daha yumuşak bir şekilde geçeceğini düşünüyoruz. CAATSA’nın 12 tane yaptırım maddesi var. Trump bunlardan 5 tanesini seçebilir ve yaptırım maddeleri aslında çok hafif. Bunlardan bir tanesi gayrimenkul alımının engellenmesi, giriş yasağının olması gibi. Dolayısıyla çok sert tepkilerin olmaması öngörü olarak piyasalarda oluşmuş durumda” dedi. Özel sektörün borcu Özel sektörün 220 milyar dolar dış borcu olduğunu kaydeden Güneş, şöyle devam etti: “Bir yıl içinde bu 60 milyara yaklaşan bir borç. Borcu döndüremediği durumda iflas ile karşı karşıya kalıyor. Bu yaptırım dozu artarsa ki ilk planda bu görünmüyor ama olursa Türkiye ekonomisini sıkıntıya sokacak alanlar açacaktır. 2018’de dövizde ciddi bir sıçrama olmuştu, yine aynı sıçrama AKP için ciddi bir sıkıntı kaynağı olacaktır. 23 Haziran sonrası sermaye grupları AKP’den bütçe yönünde bir sıkılaşma bekliyordu. Son iki üç yıl seçimlerle geçti, AKP’de seçimlerde başarılı olabilmek için kesenin ağzını açtı. ÖTV ve KDV indirimlerinden çeşitli teşviklerden ve özel sektörün borcunu bankaların üstlenmesine kadar bir dizi bütçe açığını artıran adımlar atıldı. Buradan geriye gidilmesi ve neo liberal politikaların daha sert uygulamaların yaşama geçirilmesi başlandı.” Artık toparlayamaz 23 Haziran seçimleri ile birlikte AKP’nin bastığı buzun kırılganlığının arttığını, bütçeyi azaltmak ve sıkı bir mali politikaya girişmek yerine büyümeye tekrar odaklandığını ifade eden Güneş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Bu çerçevede Merkez Bankası Başkanı’nı değiştirerek faizi indirmeyi hedefliyordu. Çünkü ‘Enflasyon yüzde 17’ye çıkıyor faizler Merkez Bankası eliyle yüzde 24’e tırmanmış bir durumda. Buna belli bir indirim olursa kredi kullanımı artar, iç piyasa yeniden canlanır’ diyor. Konut alımları, otomobil alımlarında geçen seneye göre yüzde 50 civarında düşüş yaşanıyor. En azından faizlerde 2 puanlık bir düşüş yaşanılabilir. Ekonomi tıkanmış bir durumda, bu tıkanmanın nedeni faizlerin yüksek olması değil, bir işsizlik oranın çoğalması. Yaz mevsimindeyiz, mevsimlik işçilik var, turizm sektörü var ama buna rağmen işsizlik oranları yüzde 13’e kadar gelmiş durumda. TÜİK’in verilerine göre, enflasyon yüzde 15’e kilitlenmiş durumda. Aslında vatandaşın harcama kapasitesi yok, faizler düşse de şirketlerin durumu kötü, dolar artmıyor, batık kredi oranları çok yüksek. Dolayısıyla bu faiz indirimi ekonomiyi toparlayamaz ama AKP bunu zorlayacak.” Kamu bankaları zayıfladı AKP’nin seçim yatırımı olarak kamu maliyesini de bozduğunu ve faiz oranlarından kaynaklı özel sektörde bir basıncın arttığını belirten Güneş, şöyle konuştu: “Birçok şirketin borcunu ödeyemez hali açığa çıkınca o borçlar yeniden yapılandırıldı. Türkiye bankalarının özellikle kamu bankalarının yeni bir süreci göğüsleme güçlerinde ciddi bir zayıflama var. Aslında FİTCH’in de  not düşürmesi çok tesadüfü değil. Kamu maliyesinde de bozulma var. Büyük bir kriz hali tekrar ortaya çıktığında Merkez Bankası döviz artmasın diye sürekli piyasaya döviz sunuyor. Hazine, Merkez Bankası kaynaklarını sonuna kadar kullanıyor, ihtiyaç akçesini alıyor ve kâr payına el konuldu. Bu kanalların giderek daraldığını söylemek gerekiyor. Yine bir kırılma yaşanırsa ekonomide Ağustos 2018’de olduğu gibi dolar birden sıçramıştı, faizler yüzde 6 oranında artmıştı. Bunun toparlanma şansı yok.” Uluslararası resesyon halinde Türkiye’nin uluslararası bir resesyon halinde olduğunu ve 2019 için biraz kesinleştiğini dile getiren Güneş, AB ve ABD’nin de ekonomisinin büyümesi önünde tıkanmalar meydana geldiğini kaydederek, “Bunun için FED 2020’ye kadar faiz artırmayı planlıyordu ama bu faiz artırma kararını bırakıp faiz indirimine başladı. Şu an en azından piyasalarda FED’in sıcak para kaynağını tekrar artacağı gibi beklenti var. O beklenti aslında dolar üzerinden olumlu bir yönden basınç yapıyor, dolar karşısında TL’nin gücü artıyor. Uzun vadede FED’in devam edeceği varsayımı tartışmalı bir durum. Türkiye’nin uluslararası gerilimler olduğunda sermayenin çekilmesi gibi temel derdi olabiliyor. Sermayenin temel derdi, yüksek faizle daha çok para kazanarak ülkeden çıkmak. Çıkma konusunda, parasını geri almada tereddüt yaşarsa o gelişler sınırlanacaktır. Doların bu konumu bir istikrar arz etmiyor.  Nisan ayından TL’den kaçışı engellemeye çalıştılar; faiz inanılmaz yükselttiler orada ciddi bir para çıkışı yaşandı. Bütün bu uygulamalar yaşanır, yüzde 2’den fazla bir faiz indirimi yapılır, TL kaybetmesin diye dolara tekrar dönülürse dengeler çok hızlı bir şekilde değişebilir” dedi.

Bankalar yurttaşa çullandı

Yaklaşık 20 farklı bankacılık işleminden EFT, bakiye sorgulama, fatura ödeme için ücret ve komisyonlara geçen yıla göre yüzde 50’ye varan oranlarda zam yapıldı. Kârı düşen bankalar yeni gelir kalemleri yaratmak için yine yurttaştan kesmeye başladı. Artık, müşterisi olduğu bankanın ATM’sinden kendi hesabına para yatıran yurttaştan bile işlem ücreti kesen bankalar var. Tüketici birlikleri temsilcilerine göre, artık bankalar neredeyse kapıdan içeriye girenden para alacak. 2018 yılında, 2017 yılına göre yüzde 32 artışla yaklaşık 37 milyar TL hizmet geliri elde eden bankalar, havale, EFT, bakiye sorgulama, fatura ödeme gibi işlemler için ücret ve komisyonlara 2019 başında itibaren fahiş zamlar yaptı. Birçok banka sene içinde de ücret ve komisyon ücretlerinde ayarlamalara gitti. Yüzde 59 artış Geçen yılın ilk 5 ayı itibarıyla bankaların kredilerden aldığı ücret ve komisyonlar 4 milyar 68 milyon TL iken, 2019’un aynı döneminde bu oran yüzde 59 artışla 6 milyar 474 milyon liraya yükseldi. Bankaların nakdi kredilerden aldığı ücret ve komisyonlar ise yılın bu yılın ilk 5 ayında, geçen aynı dönemine göre yüzde 58 artışla 3 milyar 83 milyon liraya çıktı. Aynı dönemde bankacılık hizmet gelirleri de yüzde 45 artışla 13 milyar 407 milyon liradan 19 milyar 451 milyon liraya fırladı. Böylece bankalar bankacılık hizmet gelirlerini arttırarak azalan gelir kalemlerini yurttaşın parasından keserek telafi etmeye çalıştı. Havale 12 lira  Bankalar, yaklaşık 20 farklı bankacılık işleminden EFT, bakiye sorgulama, fatura ödeme için ücret ve komisyonlara geçen yıla göre yüzde 50’ye varan oranlarda zam yaptı. Şubeden EFT ücreti 55 lira iken bu yıl bu rakam 70 liraya, ATM’den havale ise 8 liradan 12 liraya kadar çıktı. Her bankadan işlem ücretleri farklı olsa da hepsinin yaptığı kesintiler cep yakıyor. Banka şubesinden yapılan hesaptan EFT ücreti 40 liradan başlarken azami tutar 750 liraya kadar çıkıyor. Banka şubesinden hesaptan hesaba yapılan TL havalesinde banka müşteriden 44 lira keserken, aynı şubenin ATM’sinden yine aynı şubedeki bir hesaba havalenin ücreti ise 12 liradan başlıyor. Ki bu hizmet yılbaşına kadar bir çok bankada ücretsiz yapılıyordu. ATM’den EFT yapmanın ücreti ise 16 TL’den başlıyor. Kredi kartı aidatı ATM’den kartsız para yatırmanın ücreti 15 liradan başlıyor. Bazı bankalarda kredi kartının kaybolması ya da çalınması durumunda yenileme durumunda 40 TL para alınıyor. Kredi kartı aidatı yine her bankaya ve kartın cinsine ek kart olup olmamasına bağlı olarak değişiyor. Bazı bankalardan alınan kredi kartı aidatı 60 ile 250 TL arasında değişebiliyor. Yıllık ek kart ücreti 60 TL’yi aşıyor. Fatura ve diğer ödemelerde ise bankalar fatura başına 2 TL civarında kesinti yapabiliyor. Diğer banka ATM’lerinden nakit çekme ücreti 9 liradan başlıyor.

Zararda da hedef tutmadı

Hükümetin politikaları nedeniyle bütçedeki görev zararlarında da yıllık hedefin yarısı aşıldı. Bütçede görev zararları için öngörülen başlangıç ödeneği 78.8 milyar liraydı. 6 ayda oluşan rakam 44.3 milyar liraya ulaştı. Görev zararlarında başı SGK çekiyor. Kurumun görev zararı haziranda 5.6 milyar lira oldu. SGK’nin 6 aylık görev zararı toplamı ise 41.1 milyar liraya ulaşmış durumda. 6 ayda toplam 84 milyar liraya ulaşan Hazine yardımlarından da en fazla payı 57.1 milyar lira ile yine SGK aldı. Bütçede Hazine yardımları için öngörülen başlangıç ödeneği 174.1 milyar liraydı. Transfer 210 milyar Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan bütçe verilerine göre, yıl başından bu yana yapılan cari transferler toplamı 210.5 milyar liraya ulaştı. Cari transferler için bütçede 427.1 milyar lira başlangıç ödeneği ayrılmıştı. Kömür yardımı Görev zararları kapsamında kamu teşebbüslerine yapılan 6 aylık ödeme toplamı 850 milyon lira. Bunun tamamı Türkiye Kömür İşletmeleri’ne (TKİ) ait. 6 aylık süre içerisinde diğer kamu teşebbüslerine hiç görev zararı ödemesi yapılmadı. Yükseköğretim kurumlarına yapılan Hazine yardımlarında 6 aylık toplam ise 9.3 milyar lira oldu. Savaşa büyük kaynak Savunma Sanayi Destekleme Fonu’na yıl başından bu yana 8.3 milyar lira aktarıldı. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’na verilen pay da 2.6 milyar lira olarak gerçekleşti. Yine bütçe verilerine göre aralarında kamu bankalarının da bulunduğu mali kurumlara da görev zararları kapsamında yıl başından bu yana 2.3 milyar lira ödeme yapıldı. Ziraat Bankası’na 6 ayda 1.4 milyar lira, Eximbank’a 65.1 milyon lira, Halk Bankası’na 834.2 milyon lira bütçeden görev zararları kapsamında aktarım yapıldı. Mahalli idarelere yapılan 6 aylık Hazine yardımı 582.9 milyon lira oldu. Bu yardımın tamamı il özel idarelerine gerçekleştirildi. Yerel idarelerin gelirlerinin büyük bir bölümünü ise bütçe gelirlerinden ayrılan paylar oluşturuyor.  Gelirden ayrılan paylar kapsamında mahalli idarelere toplam 35.9 milyar lira aktarıldı. Genel bütçe gelirlerinden büyükşehir belediyelerine ayrılan payların 6 aylık bilançosu 15.8 milyar lira olarak gerçekleşti.