Tehdit ve hakaret suçundan 1 yıl 4 ay 20 günlük hapis cezasına karşılık 6 günlüğüne hapse giren 20 yaşındaki Hakan İnci, gardiyanların kendisine işkence yaptığını anlattı.
Independent Türkçe’den Can Bursalı’nın haberine göre; itirafçı olan eski DHKP-C üyesi Berk Ercan’ın ifadeleriyle tutuklananlar arasında yer alan Hakan İnci, 17 Temmuz’da görülen duruşmada tahliye oldu. İnci, 19 Temmuz’da cezaevindeyken yaşananlardan dolayı kendisine açılan hakaret ve tehdit davası nedeniyle çarptırıldığı 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezasının infazı için tekrar hapishaneye girdi. Cezasına karşılık olarak 6 günlüğüne girdiği Adana E Tipi Cezaevi’nde işkence gördüğünü açıklayan İnci, yaşadıklarını anlattı.
Ayakta sayımı reddedince
Adana E Tipi Cezaevi’ne 19 Temmuz’da girer girmez çıplak arama yapıldığını ifade eden İnci, 15 kişilik koğuşa 27. kişi olarak verildiğini söyledi. İnci, bu koğuşta geçirdiği ilk günün ardından ikinci gün ayakta sayımı kabul etmediği için kendisine tekme ve yumruk atıldığını kaydetti.
İkinci gün alındı
İkinci günün sonunda koğuştan alınarak tek kişilik bir nezarethaneye konulduğunu belirten İnci, üçüncü gün gardiyanlar tarafından bir odaya götürüldüğünü, elleri ve ayaklarının kelepçelenerek falakaya yatırıldığını aktardı.
Falakada bayıldı
Falaka sırasında bayıldığını ve kafasından aşağı dökülen suyla ayıldığını anlatan İnci, falakanın izlerinin ortadan kalkması için yere dökülen tuz üzerinde yürütüldüğünü söyledi.
Kabul etmeyince dayak
Tuzun üzerinde yürütülmesi nedeniyle felç geçirmişcesine hiç hareket edemediğini ifade eden ve gardiyanların kendisinden nezarethaneye gitmesini istediğini söyleyen Hakan İnci, bu sırada baygınlık geçirdiğini belirtti.
İnci, ayıldıktan sonra kendisini gardiyanların nezarethaneye götürdüğünü, ancak akşam sayımında da 24 saat kamerayla izlenen nezarethanede ayakta sayım talebini kabul etmediği için dövüldüğünü öne sürdü.
Ayakta sayım pazarlığı
Üçüncü günün sonunda yaşadıklarını Adalet Bakanlığı ve Türkiye Meclisi İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’na yazdığını belirten İnci, dördüncü gün hapishanenin müdürüyle görüştüğünü, hapishane müdürünün kendisinden resmi makamlara yazdıklarından vazgeçmesini istediğini dile getirdi.
Müdürün isteğini reddettiğini söyleyen İnci, müdürden işkenceye devam edilmeyeceği sözü aldığını ve karşı çıktığı ayakta sayım uygulamasına ilişkin iki gardiyanın şiddet uygulamadan yerinden kaldırarak sayım alması yönünde bir anlaşma yaptıklarını ileri sürdü.
Hakan İnci, dördüncü gün hapishane müdürüyle görüşmesinin ardından tahliye edildiği 25 Temmuz’a kadar herhangi bir saldırı yaşamadığını da sözlerine ekledi.
ADANA
Gazeteci Abayay anıldı
Batman’da 27 yıl önce katledilen gazeteci Çetin Abayay, mezarı başında anıldı.
Batman’ın Şirinevler Mahallesi’nde 29 Temmuz 1992’de uğradığı silahlı saldırı şehit olan Özgür Halk Dergisi çalışanı gazeteci Çetin Abayay, İpragaz Mezarlığı’ndaki mezarı başında anıldı.
Özgür Gazeteciler İnisiyatifi’nin (ÖGİ) organize ettiği anmaya, Halkların Demokratik Partisi(HDP) Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, ÖGİ Sözcüsü Hakkı Boltan, Abayay’ın ablası Rahime Abayay ile çok sayıda kişi katıldı. Anmada, Abayay’ın fotoğrafları taşındı. Anmada konuşan ÖGİ Sözcüsü Hakkı Boltan, 1990’lı yıllarda Kürt gazetecilere yönelik yapılan saldırıların devlet politikası olmasından kaynaklı faillerin ortaya çıkarılmadığını belirterek,üzerinden 27 yıl geçen Abayay’ın faillerinin bulunmamasını örnek gösterdi. En zorlu dönemlerde Abayay’ın gazetecilikte ısrar ettiğini vurgulayan Boltan, ”Özgür Halk Dergisi’nin okumasının dahi suç sayıldığı dönemde Çetin arkadaşımız dergiyi dağıtmış onun dışında bürosunu açma inisiyatifini almış ve gerçekleri halka ulaştırma kararlılığıyla cesaret örneği oluşturmuştur. Onun kararlılığındaki irade bugün de devam ettiriliyor. Ape Musa’nın gazetecileri hiçbir şekilde baskılara boyun eğmeden halkın haber alma hakkını her koşulda yerine getirdi ve getirmeye devam ediyor” dedi.
HDP Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki ise basın özgürlüğünü tartışıldığı bir dönemden geçildiğini dile getirerek, şunları söyledi: ”Bugün basın özgürlüğünü tartışırken, 1990’lı yıllarda basın özgürlüğünün yanı sıra gazetecilerin yaşam hakkını da konuşuyorduk. Elimize her gazeteyi aldığımız da bir gazeteci arkadaşımız şehit ediliyordu. 1990’lı yıllarda her köşe başında bir gazeteci, sendikacı, siyasetçinin öldürüldüğü yıllardır. Bu gün de haber hakkımız korunuyor. Bu tüm baskılara rağmen Çetin Abayay ve onun izinden giden gazetecilerin sayesindedir. Bunun bedelini ağır ödediler ama onlara çok şey borçluyuz.”
Konuşmaların ardından Abayay'ın mezarına kırmızı güller bırakıldı.
BATMAN
Ablası anlattı
Katledilişinin üzerinden 27 yıl geçen Özgür Halk Dergisi çalışanı Çetin Abayay’ı anlatan ablası Rahime Abayay, “Mücadelesini bugün de sürdüren onurlu gazeteciler var” dedi.
İlk Kürtçe gazete olan ‘Kürdistan’ın bundan 121 yıl önce, 22 Nisan 1898’de Mîkdat Mithat Bedirxan tarafından sürgünde bulunduğu Kahire’de çıkarılmasıyla başlayan Kürt basın ve yayıncılık tarihi, baskı, yasak ve ölümlerle anılır oldu. Özellikle 90’lara kazındığı gibi gazete binaları bombalanan, çalışanları ‘faili meçhul’ cinayetlere maruz kalan, tutuklanan, tehdit edilen Kürt basın çalışanları, ülke tarihinin karanlıkta bırakılan sayfaları arasında yer aldı. Onlarca Kürt gazeteci katledildi. Bu döneme dair hazırlanan kimi raporlarda işlenen bu cinayetlerin olası faillerinin isimleri geçse de aradan geçen bunca yıla rağmen hiçbiri ne bulundu ne de yargılandı.
Batman’da katledilen ilk Kürt gazeteci Hizbulkontra’nın devletle bağını ortaya çıkaran Yeni Ülke gazetesi muhabiri Cengiz Altun’du. 24 Şubat 1992’de öldürülen Altun’un ardından katledilen bir diğer isim ise Özgür Halk Dergisi çalışanı Çetin Abayay’dı. 29 Temmuz 1992’de evine giderken silahlı saldırıya uğrayan Abayay, kaldırıldığı Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde bir gün sonra yaşamını yitirdi. Öncesinde ve sonrasında katledilen diğer Kürt gazeteciler gibi Abayay’ın failleri de açığa çıkarılmadı.
Ablası Rahime Abayay, aile olarak 12 Eylül darbesiyle birlikte devletin baskı ve işkenceleriyle tanıştıklarını, babasının uzun süre işkencelere maruz kaldığını hatırlattı. Abayay, bu baskılarla büyüdüğünü belirttiği kardeşini şu sözlerle dile getirdi: “Çetin hem babama yapılan zulümleri hem de Kürt halkına yapılan zulümleri yakından gördü ve şahit oldu. Daha lise yıllarında Kürt özgürlük mücadelesiyle tanıştı. Halkının özgürlüğü için elinden gelen her şeyi yapmaya çalıştı. Yürüttüğü mücadeleden dolayı daha lise yıllarında birçok kez gözaltına alındı, işkencelere maruz kaldı, defalarca tutuklandı. Tüm bunlara rağmen mücadelesinden geri adım atmadı ve kararlılıkla sürdürdü.”
Yasaları bükeriz
90’lı yıllara geldiklerinde ise artan baskılarla birlikte evlerinin sürekli basılmaya başlandığını ifade eden abla Abayay, kardeşinin lise öğrenimini bitirdikten sonra ise gazeteci olmaya karar verdiğini; gazeteciliğe başlamasıyla birlikte Cengiz Altun’la çalıştığını aktardı. Altun’un şehadetinin ardından kardeşinin ‘Özgür Halk Dergisi’nin Batman gibi bir kentte nasıl bürosu olmaz’ diyerek, gazetenin dağıtımının devam etmesi için insiyatif üstlendiğini söyleyen Abayay, her gün önce büroyu açan Çetin’in sonrasında kapı kapı dolaşarak gazetenin dağıtımını organize ettiğini kaydetti. Abayay, o günleri “İnsanların sabah evden çıkarken birbirleriyle bir daha hiç görüşmeyecek gibi vedalaşarak ayrıldıkları yıllarda kardeşim Kürt halkının bilgilenmesi ve yaşananlardan haberdar olması için gazeteci oldu. Çok tehdit aldı. Eve sessiz telefonlar ediliyordu. Biz açtığımızda konuşmadan bekleniyordu. Kardeşim telefonu açtığında ise tehditler ediliyordu. Buna rağmen geri durmadı ve gazetecilik yaptı” sözleriyle anlattı.
Onurlu gazeteciler var
Kardeşi Çetin’in tüm tehdit ve baskılara rağmen Özgür Halk Dergisi ve gazete dağıtımı için büyük emek harcadığını söyleyen abla Abayay, ”Aradan 27 yıl geçti. Failleri ortaya çıkartılmak istenmedi. Gerçekler ortaya çıkartılmadı ama bir gerçek var; o da kardeşimin yürüttüğü mücadele bugün de devam ettiriliyor. Kardeşim zorlu dönemlerde ölümü bile bile gazetecilik yaptı. Bugün de olsa aynısını yapacaktı. Bugün O’nun mücadelesini sürdüren onurlu gazeteciler var” şeklinde konuştu.
Şırnak ve Bitlis’te operasyon
HPG Basın İrtibat Merkezi (BİM) tarafından dün yapılan yazılı açıklamada, eylem ve operasyonlarla ilgili şu bilgiler verildi:
- Türk ordusu, Şırnak’ın Cudi Dağı’nda bulunan Navsera Cudi alanında 27 Temmuz’da bir operasyon başlattı. Aynı gün saat 22.00 ve 28 Temmuz günü saat 03.00’te savaş uçakları alanı bombaladı. Bombardımanlar ardından taarruz helikopterlerinin desteğiyle Skorsky helikopterlerle alana indirme yapıldı. Aynı gün öğlen saatlerinde geri çekildiler.
- Türk savaş uçakları, 26 Temmuz günü saat 15.30’da Bitlis’in Şêx Hebib alanını bombaladı. Bombardıman ardından Skorsky helikopterlerle alana indirme yapılarak operasyon başlatıldı. Bombardımanlar sonucunda iki gerilla şehadete ulaştı.
- Türk savaş uçakları, 27 Temmuz günü Zap bölgesine bağlı Sida alanını; 28 Temmuz’da Zap bölgesine bağlı Werxelê alanını bombaladı. ANF/BEHDİNAN