İngiltere Gündemi


İngiltere ile Arjantin arasında yaşanan İngilizlerin deyimiyle Falkland Adaları Arjantinlilerin deyimiyle Malvinas adaları savaşı 30 yıldır devam ederken geçtiğimiz hafta Başbakan David Cameron’ın açıklaması krizi tekrar gündeme getirdi.
Arjantinliler, İngilizler tarafından 1833’te işgal edilmesinden beri adalarda hak iddia ediyor. 1883’te adayı işgal eden İngiltere güçleri, 1982’de yani 101 sene sonra Arjantin’in yaklaşık 900 askerle yaptığı çıkarmada bile Falkland’i teslim etmeye yanaşmadı. 30 yıl önce İngiltere ile girilen savaştan Buenos Aires hükümeti yenik çıkmış; savaş sonucu her iki taraftan da yüzlerce kişi hayatını kaybetmişti. Savaştan bir kaç ay sonra da İngiliz kuvvetleri zaferini ilan etti. Bu sayede o dönemin Muhafazakar Partisi lideri ‘demir leydi’ lakaplı Margaret Thatcher, neoliberal politikalarıyla başlayan işsizlik yüzünden kaybettiği popülaritesini kısmen tekrar kazandı. İngiliz halkının, kendi ülkelerinde kriz devam ederken okyanus ötesinde kazanılan bir galibiyeti detaylıca sorgulamadan sevinmeleri ise şaşırtıcı. Öte yandan İngiltere’nin söylemine göre dönemin Falkland sakinleri de, 1982’deki İngiliz galibiyetini sevinçle karşıladılar zira adalar o dönem Arjantin’deki ekonomik kriz ve cunta yönetimi yüzünden iç bölünmeler yaşıyordu.
Sadece 3 bin dolayında insanın yaşadığı Atlas Okyanusu’ndaki bu küçük adalar topluluğu neden paylaşılamıyor? Cevabı çok basit. Ada çevresinde yapılan araştırmalarda 8,3 milyar varil petrol rezervi bulunduğu tespit edildi. Zengin balık kaynakları da cabası. Adaların değerinin artması iki ülke arasındaki gerginliği de artırıp ilişkileri neredeyse kopma aşamasına getirdi. Şimdilerde her iki ülke birbirini sömürgeci olmakla suçlarken özellikle son Arjantin Devlet Başkanı Christina Fernandez Kirchner adaların iadesi konusunda çok iddialı. Bu kadar iddialı olmasının arkasında, Güney ve Orta Amerika’da bulunan 32 ülke liderlerinin tamamının da İngiltere ile yaşanan egemenlik kavgasında Arjantin’i destekliyor olmasının da katkısı var.
Başkan Kirchner İngiltere hükümetini müzakere için masaya davet ederken, Başbakan Cameron ise referandum kararını açıkladı. Yani 19’uncu yüzyıldan bu yana egemenliği tartışmalı olan adaların statüsü için Mart ayında bir referandumla karar verilecek. Cameron’ın bu referandum açıklamasının arkasında elbette bildiği bir şey var. Britanya Denizaşırı Toprakları olarak görülen adalarda bir grup kişi, İngilizlere karşı çıkıp protestolar yapsa da halkın büyük bir çoğunluğu İngiliz egemenliğinde kalmak istiyor. Neden mi? Halkın büyük bir çoğunluğu İskoç ve Galler kökenli Britanya vatandaşı da o yüzden. Yüzde 70 gibi büyük bir çoğunluk hem de. Peki referandum kimin kararıydı? Falkland Adaları hükümetinin. Hükümet kimin elinde? Britanya kökenli kişilerin elbette. Hatta geçenlerde Falkland Adaları’nın artık sömürge statüsünden çıkıp ‘İngiltere’nin denizaşırı toprağı’ haline geldiğini açıklayıp İngiltere’ye bağlı olmaları konusunda memnuniyetlerini Mike Summers ve Roger Edwards adlı iki milletvekili açıklamıştı. Bana Mike ve Roger hiç de Güney Amerikalı isimleriymiş gibi gelmedi. Yani sormak istediğim şu, referandum sonucu adaların siyasi geleceğini yine yerel halkın kendisi mi vermiş olacak? Adalar hükümetinin resmi sitesine bakıldığında dil İngilizce, videosu bulunan halktan kişiler İngiliz, resmi tarih İngiliz, ideoloji İngiliz. İngiliz tarihi, adalara İngiliz atalarının yerleşmelerinden önce hiç yerli halkın yaşamadığını savunuyor. Adalar bomboşmuş. Sonrasında sürülen Arjantinliler de suçlular ve kaçak işçilermiş.
Falkland Adaları, bir zamanlar ‘üzerine güneş batmayan imparatorluk’ olarak bilinen İngiltere’nin 19 yüzyıl koloniciliğinin başarılı örneklerinden bir tanesi. İlk keşfeden alıp yerleşir; kendi halkını yerleştirip yerli halkı sürer; yüzyıllar sonra da demokrasinin nadide göstergelerinden biri olan referanduma gider ve halkın büyük bir çoğunluğunun oyunu alınca da ‘bakın halk da bizi’ istiyor diye ortalıkta gerin politikası bu. Kolonyalist zihniyetin demokrasisinden başka beklenirdi ki zaten! Al birini vur ötekine.