
Uzun zamandır İngiltere’de yaşıyorsun. Ülkenden uzak olmak nasıl bir duygu?
1986 yılında geldim İngitere’ye. Bir çok Kürt gibi savaş ve katliamdan dolayı kendi topraklarımı terk etmek zorunda kaldım. Biyoloji öğretmeniydim. Ülkemi terk edince de yeni bir hayat başladı benim için. Her şeye baştan başlamak zorunda kaldım. Elbette çok özlüyorum. Ancak her karar ve değişiklik yeni bir durumu beraberinde getiriyor. Buralara gelmeseydim belki de şu anda böyle bir uğraşım olmayacaktı.
Geleneksel Kürt kadın kıyafetlerini tasarlama fikri ilk nasıl oluştu peki?
Aslında bir insan eğer bir şey yapıyorsa bence hep içinde olduğu için yapıyordur diye düşünüyorum. Kendi topraklarımdayken böyle bir eğilimim yoktu. Zamanla başladı ama yaşadığım bazı olaylar beni çok etkiledi. Geldiğim ilk senelerde Almanya’ya bir arkadaşımı ziyarete gitmiştim. Arkadaşım da beni şimdi ismini bile hatırlamadığım resmi bir davete götürdü. Bende geleneksel Kürt kıyafetimi giydim. İçeriye girmez girmez tüm gözler bana çevrildi. Önce çok utandım ama sonra bir sürü kişi yanıma gelip sorular sordu. Benim Arap ülkelerinden birinden geldiğimi zannettiler. Giydiğim elbisenin de Araplara ait olduğunu düşündüler. İşte o zaman yabancıların Kürtler hakkında hiçbir şey bilmediklerini anladım. O gece Kürt kıyafetlerini dünyaya tanıtmaya karar verdim.
O geceyle başlayan bir kararın bu kadar ileriye gidebileceğini düşünüyor muydunuz?
Elbette her şey yavaş yavaş başladı. Ama başarılı olma konusunda hep kararlı oldum. İkinci etkili bir olayı bu sefer Güney Kürdistan’da yaşadım. Kızımla birlikte geleneksel kıyafetlerimizi giyip bir düğüne katıldık. Bizim dışımızda hiç kimse geleneksel giyinmemişti. Bu beni çok hayal kırıklığına uğrattı. Modernleşmenin sadece geleneksel giyinmemekle olabileceğini düşünüyorlardı. Ben de biraz yeni formlar katarak biraz da modaya uydurarak, ya da farklı renkler üzerinde çalışarak geleneksel kıyafetler tasarlama yolunda daha da ilerlemeye karar verdim. Hiçbir zaman geleneksel bir kıyafetı tamamen değiştirmeye çalışmadım. Bu yüzden de tasarılarıma bakıldığında kolayca Kürt kültürüne ait olduğu anlaşılır.
Kürdistan’ın hangi bölgeleri üzerine ağırlıklı olarak çalışıyorsun?
Kesinlikle bir bölge ayırt etmiyorum. Her bölge tasarılarım için bir zenginlik kaynağı. Kürtler kendi kültürüyle ayakta duracak kadar zengin bir millet demişti. 2006 yılında Amed’e gittiğimde bana gösterilen misafirperverliği anlatamam. Belediye çalışanları canla başla bana yardım etmeye çalıştılar. Amed’i çok seviyorum. Yakın bir zamanda tekrar gidip oraların kültürünü daha derin tanımayı çok istiyorum.
Tasarımlarınız da Kürtlere ve Kürdistan’a ilişkin en çok hangi imge ve motifden ilham alıyorsun?
Kürt kıyafetlerindeki renklerin canlılığı beni çok etkiliyor. Renklerle oynamayı çok seviyorum. Aynı şekilde Kürdistan’ın doğal zenginliği, güzelliği tasarımlarıma fazlasıyla yansıyor. Üzüldüğüm nokta geleneksel kıyafetlerimiz de bazı ufak detayların zamanla kaybolması. Örneğin eski kıyafetlere baktığımız da Kürt kadınlarının başlarına taktığı örtü ve kalpaklar şahane takı ve desenlerle bezelidir. Bu şimdiler de kaybolmak üzere. Bu tarz ufak detayların kaybolmaması gerekiyor. Farklılığımız bu detaylarda gizli çünkü. Bir de kadınlarımızın beyaz bir örtüyle saçlarımı örtmelerini sevemedim. Bu çok yeni bir şey çünkü. Güzelim saçlar beyaz bir örtüyle örtülmemeli. Tarihimize baktığımız da çok sayıda çeşitli örtü ve kalpaklar var halbuki.
Bu aralar ne gibi projeler içerisindesin?
Bu aralar online bir müze üzerine çalışıyoruz. Kürdistan’in her bölgesinden kalma eski ve antik Kürt kıyafetlerinin ve takılarının sergilendiği bir online müzesi olacak. Tabii en büyük hayallerimden biri de bu müzenin gerçek hayata taşınması. Kürt geleneksel kıyafetlerinin sergilendiği ya da yapıldığı bir tasarım okulu açmak en çok istediğim şeylerin başında geliyor. 2008’den beri düzenli olarak her sene Newroz döneminde 3 günlük defile yapıyoruz Londra’da. Yine aynı şekilde her sonbaharda Kürtler içerisindeki farklı gruplar hakkında bir seminer düzenliyoruz. Geçen senelerde Êzîdîler hakkında yapmıştık. Bu sene Kasım ayında Yaresanlar hakkında bir seminer veriyoruz. Önümüzdeki Haziran ayında da Yahudi Kürtler hakkında bir seminer düzenliyoruz. İstanbul’da bir defile girişimi içerisindeyiz. Kürt geleneksel kıyafetlerini İstanbul’da tanıtarak yumuşak bir diplomasiyle barışa katkıda bulunmak istiyorum. Türklerin giriştikleri eylemlerin bir çoğunun cehaletten kaynaklandığını düşünüyorum. Kürtleri tanımıyorlar. Bu tarz işlerin dışında imaj danışmanıyım ayrıca. Yani müşterilerime ne şekilde ve hangi renkler ağırlıklı giyinmeleri gerektiği konusunda danışmanlık yapıyorum. İşin enterasan tarafı müşterilerimin tamamı yabancı.
Sizin gibi farklı projeler içerisinde yer almak isteyenlere yönelik İngiltere’de tepkiler ne yönde?
Yeterli desteği ve teşviği aldığıma inanıyorum. Londra bilhassa çok mültikültürel bir şehir. Kürtleri ve haklarını destekleyen çok sayıda İngiliz aktivist tanıyorum. Örneğin çalıştığım Gulan ve Ethelburga yardım kuruluşlarında beraber çalıştıklarımın büyük bir çoğunluğu İngiliz. Hepsi de Kürtlere ilişkin yaptığım bütün projelerde beni sonuna kadar destekliyorlar.
ÖZLEM GALİP/LONDRA