
Erdoğan-Bahçeli diktası her alanda sıkışıp iflas ettikçe saldırganlaşıyor, zalimleşiyor. Tamamen hukuk dışı zalim ve keyfi bir diktatörlüğe dönüşüyor. Egemenliğini sürdürebilmek için toplumu da çürütüyor.
Ekonomideki kriz toplumun her kesimini farklı olarak vuruyor. Bu krizin temel nedeni içte ve dışta sürdürülen acımasız savaş, işgal ve bastırma hareketleridir. Erdoğan dış güçler deyip duruyor ama herhalde bu işgalci-imhacı politikayı dış güçlerin emriyle başlatmadı.
Şam fatihliği rüyası Efrîn’de bataklığa saplandı. “Fırat’ın doğusu”nu yani Rojava’yı ve Güney Kürdistan’ı işgal hazırlıkları hala sürüyor ama nereye kadar gidebileceğini kimse bilemiyor. İşgal edilen bölgelerdeki direnişin geliştiği görülüyor. Daha şimdiden bu direniş Erdoğan’ın gözdesi olan Orgeneral İsmail Metin Temel ve ekibinin başını yemiş görünüyor. Erdoğan işgali büyüterek sürdürmeye teşebbüs ederse savaş ve kriz daha da büyüyecektir.
Ekonomik kriz iyice ayyuka çıkmış bulunuyor. Erdoğan ve yardakçıları tek sesli medyalarında yalancı rakamlarlarla tozpembe tablolar çiziyor. Ama vatandaş eline geçen paranın her gün azaldığını, aç kaldığını, sağlık-eğitim-konut gibi temel yaşam alanlarında sıkıştığını görüyor.
Bu kriz yaşamın her alanında toplumdaki çürümeyi tetikliyor.
Hangi gazeteye, televizyona baksanız bir aile faciasını, cinayetleri, tecavüzleri, intiharları, iflasları görüyorsunuz. Bunlar her zaman vardı ama Erdoğan diktasında hepsi de rekor kırıyor.
Erdoğan bir tek grev yaptırmamakla övünüyor ve patronlardan aferin bekliyordu ama işçi direnişleri diktatörlüğü sarsmaya ve korkutmaya başladı.
Sabancı ailesi başta olmak üzere birçok patron başka ülkelerden vatandaşlık alıp sermayesini kaçırmaya hazırlanıyor. Bu memlekettin vatandaşı olan patronlar kaçarken yabancı sermaye niye gelsin?
Bütün diktatörler gibi Erdoğan hala ekonomiyi ve toplumu sert baskılarla susturabileceğini zannediyor. Bu nedenle her gün yeni bir tutuklama, tehdit ve saldırı emri veriyor. Erdoğan bütün diktatörler gibi bu zulmü vatanı kurtarmak, dış güçlere karşı devletin bekası için yaptığını söylüyor. Buna inananların da etkisiyle diktasını sürdürebiliyor. Ama bu kadar zulüm de halkı susturmaya yetmiyor. İşçi sınıfının ve halkın farklı kesimleri de itiraz etmeye ve direnmeye başlıyor. Kendi partisinde bile çatlaklar sıvamakla kapanmıyor.
Halk her seçimde, referandumda tavrını gösterdi ve Erdoğan’ı uyardı. Ancak Erdoğan’ın kahkaha aynası haline getirdiği medyası ve YSK’nin işbirliğiyle seçim sonuçları geçersiz kılındı. Halkın seçtiği vekiller, belediye eşbaşkanları ve Erdoğan diktasını eleştiren herkes zindanlarda. Sosyal medyada 3-5 kelime yazanların üstüne bile polis-istihbarat çullanıyor. Ağır bir korku ve karanlık her tarafı sarmış bulunuyor.
Erdoğan medyada yazacak kimseyi bırakmadı. Kendi partisinde bile itiraz edenleri hemen tasfiye ediyor.
Sayın Leyla Güven yasal ve açık zeminde, barışçı mücadele ile sorunları çözmek için yıllardır mücadele ediyor. Zindanda tutulmasaydı açık siyaset ile görüşlerini önerilerini gündeme getirip halkın sorunlarına çözüm arayacaktı. Ama akşam sabah seçilmişlere övgü düzen AKP çeteleri onu, HDP’li seçilmişleri ve onlar gibi nice muhalifi zindana attı.
Leyla Güven siyaseti bu şartlarda sürdürebilmek için başlattığı açlık grevinin 59. gününde. İstemi açık: Öcalan üzerindeki tecride son verilmelidir.
Leyla Güven’i destekleyen birçok insan zindanlarda ve dışarıda açlık grevine katılıyor. AKP çetesi parti binasında açlık grevi yapan, açlık grevini destekleyen insanları bile tutukluyor.
Diyarbakır karanlığını yırtan kıvılcım Mazlumla başlamış, Ferhatların kendisini yakması ve Kemallerin, Hayrilerin tarihi 14 Temmuz direnişiyle bütün Kürdistan’ı tutuşturmuştu.
Görülüyor ki, Leyla Güven’in Öcalan üzerindeki tecride karşı başlattığı açlık grevi direnişiyle Kürdistan ve bölge halklarının mücadelesinde yeni bir aşamaya geçilmiştir. Bu aynı zamanda Erdoğan diktasının çöküş aşamasıdır. Erdoğan istediği kadar bağırıp çağırsın, şimdiden görülen gerçek budur.
*
NOT: Annesi Cevriye Güven’in vefatı nedeniyle Leyla Güven’e ve tüm ailesine, halkımıza başsağlığı diliyorum.