Geçen Pazar CHP’nin Taksim’de mitingi vardı malum. Kitle katılımından umutlandığım, günü tanımlamak ve perspektif oluşturmakta yetersiz, darbeye karşı demokrasi ve laikliği öne çıkaran konuşmaların yapıldığı mitingin, açmazımızı/ahvalimizi aşikar eden çok önemli bir eksiği daha vardı; Faşizme karşı ortak sloganların atılmaması/attırılmaması, ortak tutum geliştirilememesi. Mitingi düzenleyenlerin ya da izin verenlerin düşünceleri – ki akşamında yapılan kimi yorumlarda, miting ile muhaliflerin gazının boşaltıldığı söylendi laf arasında-  bir yana,  öyle anlaşılıyordu ki, kitleyi oraya olan bitenden duyduğu kaygı getirmişti ama tepkilerini en radikal haliyle soyut AKP karşıtlığına sıkıştırıp, elleriyle gözlerini kapayarak, sesini alçaltarak felaketten kurtulacağı yanılsaması içindeydi halen ve birileri parmaklarını şaklatıp uyandırmazsa sıra kendisine gelene kadar da bekleyecekti. 

Ne kadar umut etmeye çabalasam da daha bir yalnız döndüm oradan. Bir ara ‘faşizm, ne zaman faşizm olur? diye garip bir soruyla buldum kendimi. Faşizm – pek çoğuna göre-; Kürtleri katlederken faşizm olmadı mesela. Alevileri katlederken, cezaevlerinde katliam yaparken de öyle. Roboskî’de bile, Cizre’deki ölüm bodrumlarında bile, Taybet Ana kanı çekilerek öldüğünde de faşizm hiç faşizm olmadı kimilerine göre.

Şimdi de; FETÖ’cü ilan edilerek on binlerce er linç edilirken, mahkemesiz hükümsüz gözaltında ve cezaevlerinde ağır işkenceler görürken, neredeyse 100 bine yakın insan aynı suçlamayla ama dayanaksız işinden özgürlüğünden edilirken, dernekler, vakıflar, okullar, gazeteler, dergiler, kapatılıp malları  Vakıflar Genel Müdürlüğüne hem de bedelsiz olarak devredilirken, valilere polise olağanüstü yetkiler verilmişken, hiç kimsenin mahremi ve can güvenliği kalmamışken, her türlü itiraz ve etkili yargı yolu kullanımı yasaklanmışken, hukuk-yasa çöpe atılmışken faşizm faşizm değil. OHAL ilanı ardından çıkarılan ilk Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile gözaltı süresi 30 güne çıkarılmışken, Çarşamba günü itibariyle de yani 5 gün içinde toplam 15 bin 848 kişi gözaltına alınmış ve 8 bin 113 kişi tutuklanmışken bile faşizm faşizm değil pek çoğuna göre.

Belli ki hiç kimse – faşizmi bizzat yaşayanları, özellikle geçen hafta Silivri Cezaevi’nde ziyaret ettiğim PKK’li tutsakları ki tutuklanan askerlere yapılan işkence için tepkilerine, üzüntülerine şahidim-, sıra kendisine gelene kadar faşizme faşizm demeyecek. Belki de bu yüzden, Tayyip ayan beyan kendi darbesini tamamlarken herkes FETÖ’nün ‘darbe girişimiyle’ ilgili beyin fırtınası yapmakla meşgul. Tayyip, itiraz edenin darbeci olmakla suçlandığı bir ortam yaratmış olmanın huzuru içinde, temsil ettiği güçlerin desteğiyle keyfince geleceğimizi kurguluyor. Hem de en ince ayrıntısına kadar ve baskı, zor, yok etme her yolu kullanarak. 15 Temmuz’un sorumlusu olarak ortaya atılan, güya ‘FETÖ’cülerden başlayarak ama çemberi kendine biat etmeyen herkese genişleterek. Ya biz?