67 gündür süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan tutsaklardan Rıdvan Güven, "Hamlenin açığa çıkardığı çelikten iradenin kararlılığı ve inancıyla faşizmin duvarlarını dövmeye başladık.”

60 Türk cezaevinde 320’den fazla tutsak süresiz-dönüşümsüz açılık grevini sürdürüyor. İlk gruptakilerin 68. gününe girdiği tutsaklar, Öcalan üzerindeki tecrit kalkıncaya kadar eylemlerini sürdürme kararlığında.

DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in 79. günden sonra 106 gündür Amed’deki evinde sürdürdüğü süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde de yayıldı. 16 Aralık'ta 10 cezaevinde başlayan ve 35 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 68, 17 Aralık'ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 67, 26 Aralık'ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 58. gününde. 2 Ocak'ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 51, 5 Ocak'ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağın eylemi de 48. gününde. 15 Ocak'tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak'ın eylemi de 37. gününe girdi. Son olarak 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak, 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak, 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak, 29 Ocak’ta da bir cezaevinde 3 tutsak, 15 Şubat’ta 8 tutsak daha eyleme dahil oldu. Ayrıca Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde HDP’li Nasır Yağız 93 gündür, Mexmûr’da ise İştar Kadın Meclisi Üyesi Fadile Tok, 33 gündür eylemde.

Çelikten iradenin kararlılığı

Kocaeli 1 Nolu F Tipi'nde 67 gündür açlık grevinde olan tutsaklardan Rıdvan Güven, 1991’de Erzurum'da doğdu. Yurtsever bir çevrede, özgürlük mücadelesine büyük bir sempati besleyerek büyüdü. Üç yılı aşkındır zindanda. Güven, gönderdiği mektubunda, "Başlatılan direniş sürecini ve yarattığı tarihsel gelişmeleri hepimiz derinlikli olarak hissedip, birebir yaşamaktayız. 14 Temmuz Amed Zindan Direnişi ruhuyla başlayan 'Tecridi Kıralım, Faşizmi Yıkalım' tarihsel hamlesinin açığa çıkardığı çelikten iradenin kararlılığı ve inancıyla faşizmin duvarlarını dövmeye başladık" dedi.

Muhteşem olacak sona doğru

Faşizmin tecritle planladığı hedefleri ne kadar büyükse direnişle önlerine koydukları hedef ve amacın da o kadar ve hatta ondan daha büyük olduğunu belirten Güven, tecrit sistemiyle geliştirilmek istenen komplonun hedefinde tüm Kürdistan halkının bulunduğunun bilincinde olduklarını kaydetti. "Bunun yanında bildiğimiz bir başka şey daha vardır ki; o da tecridi kıracak tek şeyin direniş olduğudur" diyen Güven, şöyle devam etti: "Nasıl ki daha önce komplo yönelimlerine karşı Zilan, Sema, Viyan ve binlerce yoldaşımız, yurtsever halkımız direnişleriyle ateşten bir çember oluşturup devreye konulan komployu boşa çıkartacak devrimci bir duruşun, pratiğin sahibi oldularsa, bugün de aynı ruh ve inançla hareket etmek, direnmek, güncellenmek istenen komployu boşa çıkaracaktır, tecridi kıracaktır."

Baharın gelişini engelleyemez

Bu inançla muhteşem olacağına inandıkları o sona doğru yürüdüklerini ifade eden Güven, ödenen bedellerle büyüyen mücadelenin, faşizmin çiçekleri kopartabildiğini ama baharın gelişini asla ve asla engelleyemediğini ispat ettiğini vurguladı.  Ğüven, mektubunu şöyle sürdürdü: "Bahar da ancak Güneş’imizin özgür doğduğu gün gelecektir. Baharımız tecridin kırılması, faşizmin karanlık dehlizlere gömülmesi olacaktır. Bu nedenle bu süreç direnme sürecidir. Herkesin bu direniş sürecine katılması, güç vermesi gerekir. Bizim için öyle ya da böyle bir yaşam asla söz konusu olamaz. Yaşam olacaksa ya onurlu olacak ya da hiç olmayacak. Bu nedenle onurluca ölmeyi onursuzca yaşamaya tercih etmek gerektiğine inanıyoruz. Faşizmin bize onursuzluğu dayattığını, hatta daha ötesinde halklarımız şahsında tüm insani değerleri yok saymakta, yok etmekte kararlı olduğunu görüyoruz.

Binlerce kez ölmeye hazırız

O zaman neden bizler direnişimizde ısrarcı olmayalım? Canımızdan başka kaybedecek neyimiz var? Bizler binlerce devrimci tutsak, halklarımızın özgürce, insanca yaşamı için bir değil binlerce kez ölmeye hazırız. Biz direndikçe faşizm, gökyüzünden maviyi, bir hakikat yolcusunun kalbinden Öcalan’ı, ülkesini, toprağını, özgürlüğe olan aşkını sökemeyecektir. Bu yüzden bu tarihsel yolculuğumuzda ölümü de kucaklamayı biliriz. Zilan yoldaşın dediği 'keşke canımdan başka verebileceğim bir şeyim olsaydı.' Zindan koşullarında benim de canımdan başka ortaya koyacağım bir şeyim yok. Varlık gerekçemiz bunu zorunlu kılıyor. Bir yolda yürürken o yolun hakkını vermek ve o yolun neferi olmak, onunla bütünleşmek en anlamlı ve hakikate en yakın olanıdır. Ne mutlu bize ki yürürken çizdiğimiz bir yolumuz var."

  Amed  
 

Ne feda etsek eksik kalır

   

Diyarbakır T Tipi Cezaevi’nde 46 gündür açlık grevinde olan beş tutsak gönderdikleri mektupta, “Ne yapılacaksa, uğruna ne feda edilecekse eksik kalacak bu yolculukta” dedi.

Fırat Ertunç, Mazlum Dilek, Faruk Akray, Recep Bal ve Adnan Yiğittekin, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması talebiyle DTK Eşbaşkanı Leyla Güven öncülüğünde başlatılan süresiz-dönüşümsüz açlık grevine dahil olan tutsaklardan.

Kardeşlerin hepsi tutsak

Diyarbakır T Tipi Cezaevi’nde 5 Ocak’tan itibaren açlık grevinden olan Fırat Ertunç, 1987 Hakkari doğumlu. 2009’dan 2014’e kadar cezaevinde kaldı. Tahliye olduktan sonda DBP’de siyaset yaptı. Yeniden savaşın başlatıldığı 2015’te öz yönetim ilanları gerekçesiyle tekrar tutuklandı ve 16 yıl hapis cezası verildi. Toplam beş kardeş olan Ertunçlar’ın tamamı da Türk cezaevlerinde tutsak.

Çocuk yaşta tutuklandı

Mazlum Dilek, 1990 Mardin/Dargeçit doğumlu. 2007’de, yani daha 17 yaşındayken tutuklanıp müebbet hapis cezası verildi. Yakalandığında yaşı küçük olduğundan cezası düşürüldü. 12 yıldır tutsak, normal koşullarda 4 yıl sonra tahliye olması gerekiyor.

17 yıldır saflardaydı

Faruk Akray, 1974 Bitlis/Tatvan doğumlu. 16 yaşında Kürt Özgürlük Hareketi ile tanıştı ve 17 yaşında katıldı. 17 yıl sonra tutuklandı. Müebbet hapis cezası verilen Akray, 11 yıldır tutsak ve daha 19 yıl cezası var.

10 yıl önce tutuklandı

Recep Bal, 1984 Şırnak/Beytüşşebap doğumlu. Kürt Özgürlük Hareketi’ne 2004’te katıldı, 5 yıl sonra tutuklandı. 25 yıl hapis cezası verilen Bal, 10 yıldır cezaevinde.

2012’de de katılmıştı

Adnan Yiğittekin, 1992 Siirt/Şemsê (Güneşli) köyü doğumlu. 2010’da katıldıktan bir yıl sonra tutuklandı. 70 yıllık cezanın 8 yılını tamamladı. 12 Eylül 2012’deki açlık grevlerine üçüncü grupta dahil olmuştu. Yiğittekin’in bir kardeşi de gerilla saflarında.

Beş uzun mesafe koşucusu

Beş tutsak gönderdikleri ortak mektuba, Amed surlarında Güneş’in sofrasında hep birlikte özgürlük halayına duracaklarına olan inançla selamlayarak başlıyorlar. “5 Ocak’ta başlayan yolculuğumuzun beş uzun mesafe koşucusuyuz” diyen tutsakların mektubunun devamı şöyle:

İnsanı güzelleştiren süreç

Ne yapılacak ve uğruna ne feda edilecekse eksik kalacak bu yolculukta, Güneş’imize ve yıldızlaşanlarımıza bir nebze de olsa borcumuzu ödeyebileceksek bu bizleri sadece mutlu eder. Mutluluğumuzun resmidir 30’lu günlerimiz. Her anı ve her yönüyle insanı güzelleştiren süreçtir, bu günler. Bêrîtan, bir çatışmadan yadigar yüzündeki yara için “güzelleştiğimin resmidir” demişti. Pir Kemal “Oh be ne güzel” diye karşılamıştı 14 Temmuz’u. Doktor Hayri Durmuş, “Halkına borçlu gitti” diyerek vedalaşmıştı.

Güzelleştiğimizin resmidir

Bizler de aynı duyguları yaşıyoruz. Tek bir cümlede özetleyeceksek duygularımızı “mutluluğumuzun ve güzelleştiğimizin remidir her şey” diyebiliriz.

Güzel günler bekliyor

Değerli yoldaşlar, yolun sonunda bizleri güzel günler bekliyor. “Sonu muhteşem olacak” diyenlerin kentinde bunu yaşıyor olmak, apayrı bir ruh veriyor insana. Her birinin özgürleşen soluğunu hissediyoruz yüreklerimizde. Zaferi müjdeleyen coşkulu sesleri kulaklarımızda; “bizler kazandık, sizler de kazanacaksınız” diyorlar.

Bu duygu ve düşüncelerle sizleri, halkımızı, Güneş’imizi, Özgürlük Hareketi’nin her neferini, sürecin öncüsü ve parçası olan tüm yoldaşları sevgi ve saygıyla selamlıyoruz.

 
 

Tecride cevaptır

 

Bursa H Tipi Kapalı Cezaevi'nde süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan tutsaklar, eylemlerinin tecride verilecek en büyük cevap olduğunu belirtti.

   

Tutsaklar Nurullah Yılmaz, Serhat Sezgin ve Metin Çakır, gönderdikleri mesajlarda açlık grevine dahil olma nedenlerini anlatarak, “Herkesi zindandaki barış çığlığını büyütmeye davet ediyoruz” dedi.

Nurullah Yılmaz, 1973 Mardin doğumlu. Yılmaz, Şubat 2018’de Bursa’da tutuklanarak hakkında 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi. 16 Ocak 2019’dan beri Bursa H Tipi Kapalı Cezaevi’nde süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan Yılmaz, “Açlık grevinin tecride verilecek en büyük cevap olacağından dolayı eyleme başladım. Tecrit kalktığı, düzenli avukat görüşü sağlandığı, hukuki normlar İmralı içinde uygulanmaya başlandığı zaman açlık grevini sonlandırırım” dedi.

Bu halkın direnişidir

   

 Muş/Hasköy’de 1992’de dünyaya gelen Serhat Sezgin de 5 Kasım 2016'da tutuklandı. 6 yıl 3 ay hapis cezası verilen Sezgin, 28 Aralık’tan itibaren açlık grevinde. Sağlık açısından sorunu olmadığını aktaran Sezgin, “Böyle bir süreçte yer aldığımdan dolayı oldukça mutlu ve moralliyim” diye belirtti. Tecridin bir insanlık suçu olduğunu dile getiren Sezgin, “Toplumsal barışın tesis edilmesi için İmralı’daki tecridin kaldırılması gerekmektedir. Tecridin kaldırılması için açlık grevine girdim. İmralı’daki tecrit tüm boyutlarıyla kaldırılmayana kadar açlık grevini sürdüreceğim” dedi. Sezgin, şöyle devam etti: “Bu direniş sadece bizim direnişimiz değil, tüm halkımızın direnişidir. Halkımız hiçbir zaman tecridi kabul etmemiş ve mücadeleyi sürekli büyütmüştür. Herkesin elini vicdanına koyup vicdanının sesine kulak vermesini istiyorum” diye çağrı yaptı.

Tecrit kalkmadan bitmez

   

 Metin Çakır, 1984 Van/Erciş doğumlu. Çakır da 20 Eylül 2018’de tutuklanmasının ardından 7 yıl 6 ay hapis cezası aldı. 16 Ocak’ta süresiz-dönüşümsüz açlık grevine giren Çakır, şunları ifade etti: “Yeni bir döneme vesile olacak böylesi tarihi bir süreçte açlık grevinde yer aldığım için kendimi hiç olmadığı kadar özgür ve mutlu hissediyorum. Tecrit hukuki ve ahlaki olmadığı gibi bir insanlık suçudur. Tüm dünyanın gözleri önünde işlenen bu insanlık suçuna ve hukuksuzluğuna dur demek için açlık grevini girdim. Tecridin ancak tamamen kaldırılmasıyla açlık grevini bitiririm.”

 
 

Bu kez ateşi söndüremeyecekler

   

Silivri 5 Nolu L Tipi Cezaevi’nde 26 Aralık’tan beri açlık grevinde olan Zafer Sağlam, daha önce bedenini ateş vermişti. Sağlam, “Bu kez söndürmeye kimsenin gücü yetmeyecek” dedi.

Öcalan üzerindeki tecridin son verilmesi talebiyle 26 Aralık’tan itibaren süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan tutsaklardan biri de Silivri 5 No'lu L Tipi Cezaevi'nde tutulan Zafer Sağlam. Sağlam (28) üç yıldır yıldır tutuklu. Öcalan üzerindeki tecridi protesto için 2017’de 14 günlük açlık grevine giren ve açlık grevinin ardından bedenini ateşe veren Sağlam’ın bir yanı komple yanmıştı. Bedenini ateşe verdiği için 21 gün tek kişilik hücre cezası verilmiş, görüş yasağı konulmuştu.

Çocukları için Van’dan İstanbul’a taşınan anne Halime Sağlam, Ocak’ın ilk haftasındaki görüşmenin ardından JinNews’ten Melike Ceyhan’a şunları aktarmıştı: “Oğlum çok dirençli ve inançlı. Morali çok yüksekti. Bana, ‘İrademe sahip çıkıyorum. Biz meşalemizi yaktık. Taleplerimiz karşılanana kadar bu meşale sönmeyecek. Bunu herkes bilsin’ dedi. Tecrit uygulamaları kalkana kadar açlık grevleri sürecektir. Bu kez dönüşü yok. Sonu ne olursa olsun devam edecek. Bu tecrit ya kırılmalı ya da kırılmalı."

Bedenini ateşe verdiği için önümüzdeki ay duruşması olan Zafer Sağlam, geçen hafta ailesi aracılığıyla şunu iletti: “Ben bu ateşi yaktım, bu kez söndürmeye kimsenin gücü yetmeyecek, tecrit kırılacak.”

 
 

Kararlılığımızı engelleyemezler

   

Elazığ 1 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde 68 gündür açlık grevinde olan Metin Serhat, “Tecridi kırmaya kararlıyız” dedi.

 Metin Serhat ile Harun Alkan ve Musa Candemir, 16 Aralık’ta süresiz-dönüşümsüz açlık grevine katıldılar. Aynı cezaevinde bulunan İsa Eşsiz, Murat Ergen, Ergül Tuncay da 5 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde.

Ailesiyle yaptığı telefon görüşmesinde moral ve motivasyonlarının yüksek olduğunu belirten Metin Serhat, “Biz burada 6 kişi süresiz-dönüşümsüz açlık grevindeyiz. İki grubuz. Bizim grubumuz 67 gün oldu. Diğer arkadaşlar da 47 gündür açlık grevinde. Son 2 haftadır eylem nedeniyle üzerimizdeki baskıları arttırdılar. Özellikle; psikolojik baskı uyguluyorlar. Bunun yanı sıra 4-5 kez odalarımızı bastılar. Odalarımızı alt üst edip arkalarını dönüp gittiler. Biz de kirlettikleri kıyafetlerimizi saatlerce temizlemeye çalıştık. Bu nedenle enerjimiz kalmıyor. Bunu bilerek yaptıklarını biliyoruz. Bizi yormak ve bıktırmak istiyorlar” dedi.

Şimdiye kadar limon ve şeker dışında hiçbir şeyin verilmediğini kaydeden Serhat, şunun altını çizdi: “Biz bu tecridi kırmaya kararlıyız. Kalkıncaya kadar da açlık grevini sonlandırmayacağız.”

 
 

Tüm gücümüzle direniyoruz

   

67 gündür açlık grevinde olan Zerdeşt Oduncu, ailesi aracılığıyla gönderdiği mesajında, “Tüm gücümüzle direniyoruz” dedi.

Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan Zerdeşt Oduncu (27), 67 gündür açlık grevinde. 17 Aralık’ta eyleme başlayan Oduncu, 2011’de henüz 19 yaşındayken Mardin’in Derik ilçesinde gözaltına alınıp, tutuklanmış bir isim. Yapılan yargılama sonucunda 178 yıl hapis cezası verilen Oduncu’nun dosyası halen Yargıtay’da temyiz aşamasında.

Açlık grevindeki Oduncu, kendisine verilen 178 yıllık hapis cezasının yanı sıra 12 Şubat 2014’te, tutulduğu Tekirdağ F Tipi Kapalı Cezaevi’nde bedenini ateşe vermesiyle de hatırlanıyor.

Cezaevi idaresi tarafından verilen bir disiplin cezası nedeniyle 2 aydır ailesi ile görüşemeyen Oduncu, tek kişilik hücrede tutuluyor. Oduncu, geçtiğimiz günlerde telefonla görüş hakkı kapsamında aradığı ailesi aracılığıyla açlık grevleri konusunda kamuoyuna mesaj iletti. Oduncu, mesajında şunları belirtti: “Önder Apo kesintisiz bir tecrit altındadır. İmralı’da hukuksuz bir işkence altında tutulmaktadır. Bu süreçte eylemde olan herkesin tek amacı; bu tecridin kırılması, Önderliğin özgürlüğüne kavuşmasıdır. Tüm gücümüzle direniyoruz. Biz bu süreçteki tüm direnişçiler elimizden ne gelirse yapmaya devam edeceğiz. Halkımızın ve Önderliğimizin uğrunda direnişimizi üst seviyede sürdüreceğiz.”

Anne Selma Oduncu, verilen disiplin cezası dolayısıyla görüşüne gidemediği açlık grevindeki oğlunun sağlık durumunun giderek kötüleştiğini avukatlarından öğrenebildiğini dile getirdi. Oğlu Zerdeşt ve diğer tutsakların aldığı karara saygı duyup, onların yanında olduklarını söyleyen anne Oduncu, “Zerdeşt ile gurur duyuyorum” dedi.