"Kadına darağacına çıkma hakkı tanınıyor; öyleyse kürsüye çıkma hakkı da olmalıdır." Olympe
1 Kasım'da bize dayatılan zoraki bir seçime gidiyoruz. Bu bizim ‘seçimimiz’ değil. 7 Haziran seçimleri sonuçları itibarı ile Türkiye'de statükonun bozulduğunu gösterdi. 90 yıllık T.C. devlet geleneği Türk-İslamcı ve erkek egemenlikçi yaklaşım, HDP'nin yeni yaşam projesine yenik düştü.
Sandıktan çıkan halkların demokrasi isteğinin iradesi oldu.
Sandıktan çıkan farklı kimlik, kültür ve inançların iradesi oldu.
Farklılıklarla özgür ve eşit koşullarda yaşama isteğinin iradesi oldu.
Ve herşeyden önemlisi bütün kimliklerin, inançların, kültürlerin kendi renklerini yansıtan KADINLARIN yeni yaşam iradesi oldu.
Bu irade yok sayıldı. Bu irade, yıllardır Kürdistan coğrafyasında süren asimilasyoncu ve soykırımcı politikaların devamını isteyen Erdoğan diktası ve AKP hükümeti tarafından yeni bir savaş konsepti ile silahların gölgesinde zoraki bir seçime dönüştürülmek isteniyor.
Uzun siyasi çözümlemelere ihtiyaç duyulmadan söylenebileceklerin özeti şu: Devletin tekçi, Türkçü, ırkçı ve en önemlisi de erkek yüzü son 12 yıllık AKP iktidarında hiç olmadığı kadar kendini gösterdi ve bu durum kalıcılaştırılmak isteniyor.
Bu yazımızın konusu da kadınlar ve seçimler olduğu için; AKP iktidarının kadına yaklaşımını daha net görmek zorundayız. Kadını eve hapseden, yok sayan, şiddeti, dayağı hak gören, aşağılayan, kaç çocuk doğuracağından, sokakta nasıl yürüyeceğine kadar yaşamımıza müdahale eden, gülmesini yasaklayan, 'iffet' ve 'namus’u her fırsatta dillendiren KOCA ve BABA rolünü eksiksiz yerine getiren bir Erdoğan diktası ve AKP Hükümeti'nin baskıları ile karşı karşıya kaldı kadınlar.
Kadınlarla ilgili okuduğunuz her yazıda karşınıza çıkan AKP iktidarının medar-ı iftiharı olan istatistik verileri bir kez daha vermekte sakınca görmüyorum. Kadın cinayetlerinin yüzde bindörtyüz arttığı, neredeyse her gün dört kadının öldürüldüğü, tecavüzcülerin, tacizcilerin, katillerin devlet hukuku tarafından iyi halden korunduğu bir ülke.
'YA benimsin ya da toprağın' arabesk zihniyetini, bizatihi AKP klasik maço erkek anlayışıyla, atalarından devraldığı bir gelenekle katmerleştirerek kalıcılaştırdı. AKP devletinin mahkemeleri de 'kocadır babadır, döver de sever de' hukuku ile kadınları cellatlarına teslim ederek hiçleştiriyor.
Yazımızın konusu seçimler ve kadınlar demiştik. Başta Kürt halkı olmak üzere, diğer kimlik ve inançlara her türlü zulmü ve zorbalığı reva gören tekçi, Türkçü devlet; bu halkların, inançların ve kültürlerin bireyi olan kadınlara ise, zorbalığını ve zulmünü katlayarak sunmayı AKP iktidarı süresince, adeta bu sizin 'makus talihinizdir' diyerek katmerli olarak sürdürmüştür. Bunun karşısında Kürt kadınlarının destansı direnişi ise, sadece Türkiyeli kadınlara değil dünyadaki bütün kadın hareketlerine ilham kaynağı olmuştur. Kürt özgürlük hareketinin aynı zamanda bir kadın hareketi olduğu, Kürdistan Devrimi'nin bir kadın devrimi olacağı felsefesi, en son olarak Rojava Devrimi ve Kobanê Direnişi'nde bir kez daha ete kemiğe bürünmüştür. Kürt kadın hareketinin hem dağda, hem siyaset alanında ayrı öz örgütlülüğünü yaratması, kadın bilincini yaşamın her alanında savunması ve siyaset alanına taşıması 1 Kasım seçim sonuçları itibarı ile de önemlidir. Bu önem özellikle siyasetteki eşit temsiliyet ilişkisi olan Eşbaşkanlık sisteminin uygulamaya geçmesidir. Yer yer sancılı da olsa, kadınlar erkek Eşbaşkanlar tarafından kendilerine yardımcı olarak da görülse, bu sistem kadının özgürleşmesine giden yoldaki önemli bir kazanımdır. Kadınların eşit temsiliyet hakkı ve HDP'nin yeni yaşam projesi sistemden mağdur olmuş bütün kesimleri umutlandırdığı gibi, en fazla kadınlarda etki gücü yaratmıştır.
Bu projenin mimarı olan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Demokratik Ulus felsefesinde toplumun içindeki bütün farklılıkları gözeten ve özellikle kadın ideolojisinin temel dinamik olması gerektiğini bilmeyenimiz yoktur.
Kadınlar IŞİD'ı yendi AKP'yi de yenecek
Rojava Devrimi de işte bu felsefe üzerinden kendini var edip direnişini ve destanını bütün dünyaya duyurmuştur. Ortadoğu'da yeni bir yaşamın mümkün olabileceğini ve bu yeni yaşamın bir kadın devrimi olacağını kanıtlamıştır. Arin Mirkan şahsında Rojava'da kadın devrimi ve direnişi bütün dünyada yankısını bulmuştur. Ortadoğu'daki IŞİD barbar zihniyeti katliam ve kıyımlarını kadınlar üzerinden halklara korku salma için planlamıştır.
Tam da bu noktada Rojava'da destan yaratan direnen kadınlar IŞİD barbarlarını ve tecavüz ordusunu yerle bir etmiştir. IŞİD'i Rojava'da yendik, sıra AKP'yi sandığa gömmekte. IŞİD'in baş destekçisi ve yaratıcısı olan AKP, en çok kadına düşman.
7 Haziran seçimlerinde kadınlar, hem Kürdistan ve Türkiye'de hem de Avrupa'da yoğun bir seçim çalışması yürüttü. Ev ev, sokak sokak, alan alan, seçimin kadınlar için ne anlama geldiğini anlattılar. İnsanların seçimde yeni yaşam projesi için kendilerine oy vermeleri gerektiğini, kadın renginin hem sandığa yansıması, hemde mecliste kadın temsiliyetinin güçlü olması için canla başla çalıştılar. Bu yönüyle 7 Haziran seçimlerine kadınlar damgasını vurdu. Toplumda kadının görünmeyen emeğini, yeni yaşam projesinde 'biz de varız' diyerek kanıtladı. 80 milletvekilinin yarısı olamadık ama 32 milletvekili ile kadınlar iradesini meclise taşıdı.
Seçim çalışmaları boyunca HDP kadın deklarasyonu her kesim tarafından ilgi ile izlendi. Bütün örgütlenme alanlarındaki Eşbaşkanlık sistemi, siyasette eşit temsiliyetin sağlanması ve zorunlu hale getirilmesi, kadına yönelik şiddetin bütün biçimlerine karşı mücadele etmesi, kadın cinayetlerine karşı kararlı tavır alması, kadına yönelik cinsel şiddetin tanınması ve soruşturulmasında "kadının beyanı esastır" ilkesini kabul etmesi, kadınların sosyal hakları için mücadele etmesi belli başlı önemli ilkelerini oluşturdu. Cinsiyetçi politikalara karşı durduğu için kadınlar kendi rengini HDP buluyor. Kürt özgürlük hareketinin kadın ideolojisi ve özgünlüğü sadece Kürt kadınlarında karşılığını bulmuyor. Türkiyeli diğer kadınları da etkiliyor ve bundan dolayıdır ki kadınlar yeni yaşama sarılıyor.
1 Kasım saray saltanatının kendini tek diktatör olarak yeniden seçtirme hayallerine, Kürdistanlı ve Türkiyeli kadınlar el ele vererek, bu kısa süre içerisinde de yoğun bir seçim çalışması yürüterek izin vermeyecektir. Silahların gölgesinde ve savaş ortamında zoraki yaptırılan 1 Kasım seçimlerinde de kadınlar AKP ve IŞİD zihniyetine gereken cevabı verecektir.
1 Kasım Dünya Kobanê Günü'dür. Kobanê Kürt kadınlarının direnişi ve destanıdır. Arin Mirkan şahsında yeni yaşam yaratan kadınların günüdür.
*NAV-DEM Eşbaşkanı