Almanya Kürt Dernekler Federasyonu (YEK-KOM) öncülüğünde ve değişik uluslardan yaklaşık 30 sivil toplum kuruluşunun desteğiyle 1 Eylül 2011 tarihinde başlatılan ‘Almanya’da Kürt Kimliği Resmi Olarak Tanınsın Kampanyası‘, Federal Parlamentosu’nun gündemine girdi.
1-15 Eylül 2011 tarihleri arasında Almanya’da yaşayan Kürdistanlıların topladıkları 60 binin üzerinde imzayı değerlendiren Federal Alman Parlamentosu Dilekçe Komisyonu, Kürdistanlıların başvurusunu kabul etti ve Parlamento’nun gündemine aldı. 15 Ekim 2012 Pazartesi günü başkent Berlin’deki Federal Parlamento’nun ‘Kürt Kimliğinin Almanya’da Resmi Olarak Tanınması‘ konulu oturumunda, Kürtlerin kimlik, dil, kültür, anadilde eğitim gibi konulu 12 maddelik talep görüşülecek.
Açılışını YEK-KOM temsilcisinin yapacağı parlamento oturumunda bütün Alman partilerinin temsilcilerinin yanı sıra, Kimlik Kampanyası’nda aktif yer alan sivil toplum kuruluş temsilcileri, kampanya taleplerinde konularında uzman aydın ve şahsiyetlerde hazır bulunacak. Almanya’da yaşayan 1 milyonun üzerinde Kürdistanlı açısından çok önemli olan ‘Kürt Kimliğinin Tanınması Kampanyası’nda yaşanan bu önemli gelişme ve kampanyanın gidişatını, Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu (YEK-KOM) Başkanı Yüksel Koç ile konuştuk.

Sayın Koç, ‘Kürt Kimliğinin Tanınması Kampanyası’nda önemli bir aşamaya gelindi. Kampanya’nın geldiği noktayı kısaca değerlendirir misiniz?
Federasyonumuz öncülüğünde başlatılan ‘Kürt Kimliğinin Tanınması Kampanyası’nı biz bugüne kadar 3 aşamalı olarak yürüttük. 1. Aşama, Ön tanımlaması, tarifi ve bunu için çalışmalardı. Bunun için Almanya’nın 6 büyük şehrinde başta Kürt kurumları olmak üzere Türkiyeli ve diğer uluslardan çeşitli kurum temsilcileri ile aydın ve şahsiyetlerin katıldığı toplantılar yaptık.
2. Aşamada içinde milletvekilleri, hukukçular ve konuların uzmanlarından oluşan 23 kişilik bir komite oluşturduk. Bu komite bileşenleri ile birlikte Almanya’nın 22 şehrinde çeşitli paneller yaptık. Bu panellere katılan Kimlik Kampanyası Komitesi’nden hukukçu ve aydınlar, kimlik kampanyasının niçin gerekli olduğunu, önemini ve ne yapılması gerektiğini tartıştı.
2. Aşamanın son ayağında ise imzaları topladık. 1 ve 15 Eylül tarihleri arasında topladığımız 60 binin üzerinde imzayı Federal Parlamento’ya ilettik. Federal Parlamento’ya ilettiğimiz imzalarımızın ardından, Parlamento’da grubu bulunan siyasi parti temsilcileri ile görüşmeler yaparak, kimlik kampanyası gündeme geldiği zaman bizim taleplerimizi desteklemelerini istedik. O dönem Kimlik Kampanyası adına bir grup arkadaş, Hıristiyan Demokratlar’dan Sol Parti’ye kadar siyasi partilerle görüşmeler yaptılar, dosya ilettiler. Arkadaşlarımız siyasi partilerin yetkililerine bu Kimlik Kampanyasını niçin yürütüldüğünü anlatarak Parlamento gündemine geldiğinde desteklerini istedi.
Arkasından 3. Aşama başladı. 3. Aşama eyaletler bölümüydü. Bizim Federal Meclis’e verdiğimiz 60 bin imzayla talep ettiğimiz 12 maddenin çoğu aynı zamanda eyaletleri ilgilendiriyor.

3 aşamalı kampanya neticesinde alınan sonuçları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kimlik Kampanya’mızda baştan beri söyledğimiz bir şey vardı. Bunu ikinci bir kez tekrar etmek istiyorum, Kürt Kimlik Kampanyası bir kaç günde ya da ayda sonuç alabileceğimiz bir kampanya değildir. Bu kampanya uzun erimli bir stratejik çalışmamızdır. Burada kısa, orta ve uzun vadeli çalışmalarımız var.

Kampanyanın 3. Aşaması olan eyaletlere sunulan taleplere ilişkin yanıtlar geldi mi?

Evet biz şubat ayında Almanya’nın 16 eyaletinde ilgili kurumlarına dilekçeler verdik. ‘İşte biz bu Kimlik Kampanyası’nı başlattık. 60 bini aşkın imza toplayarak Federal Parlamentoya verdik’ dedik. Bu 12 talebimizi siyasetçi ve hukukçuların içinde olduğu Kimlik Kampanya Komitesi sadeleştirerek bunu eyaletler bazına uyguladı. Taleplerimizi eyaletlere de sunduk. Bütün eyaletlerden bu taleplerimize yazılı cevap geldi. Taleplerimizi gündemlerine aldıklarını söylediler.

Eyaletlerden ne tür cevaplar geldi?
Bu eyaletlerden 6 tanesi bize tek tek maddelere ilişkin cevaplar verdi. Bunlar, Rheinland-Pfalz, Schleswig-Holstein, Berlin, Bremen, Thüringen, Sachsen-Anhalt eyaletleridir. Genel anlamda biz bu eyaletlerden gelen cevapları değerlendirdiğimizde Kimlik Kampanyamızdaki 12 talebimizin yine 3 kategoride ele alındığını görüyoruz.
Birincisi, özellikle 4-5 madde konusunda bütün eyaletlerden gelen cevaplar Berlin Eyaleti hariç, hemen hemen aynıdır. Berlin dışında ki 5 eyaletin ortak görüşü şudur; Anadil eğitimi, anadilde danışmanlık hizmeti, anadilde materyal basımı ve Kürtlerin uyum zirvelerine kendi kimlikleri ile katılmaları konusunda hiçbir sıkıntının olmadığını, bazı eyaletlerde anadilde yayın hakkı konusunda eyaletlerin buna kapalı olmadığı ve Kürtlerin bugüne kadar bu belirtilen konularda bir taleplerinin olmadığını belirtmişlerdir.
Örneğin Sachsen-Anhalt Eyaleti, taleplerimizden 3 ve 4. maddeyi değerlendirerek bize şöyle cevap şöyle: “Siz, Kürtler ‘uyum zirvesine alınmıyoruz’ diyorsunuz. Oysa biz Sachsen-Anhalt Eyaleti olarak daha önce eyaletimizde bulunan tüm göçmen grupları ile bir toplantı yaptık. O göçmen gruplarının içinde yer aldıkları ‘LAMSA’ adında bir uyum kurulu oluşturduk.  Bu kurul tüm göçmen gruplarının temsilinden oluşuyor. Biz o dönem Kürtleri bulamadığımız ve Kürtlerin de bu konuda bir müracaatları olmadığı için, bu eyaletteki LAMSA uyum zirvesine Kürtlerin alınmamasının nedeni bizden kaynaklı değil, siz müracaat etmediğiniz içindir. Eğer müracaat ederseniz biz bunu gözönüne alırız” diyorlar. 

‘Var olan haklarımız için başvurmamışız’


Yine bu eyalet 4. talebimiz olan anadilde eğitim hakkı için “Anadil eğitim hakkından eyaletimizde birçok göçmen grup faydalanıyor. Eyaletimizin yasalarının 6. Maddesi ile 10. Maddesinin 1. Paragrafı ile 2011 yılında Federal Almanya’da alınan bir karar gereği buradaki göçmen kökenli insanlar kendi anadillerinde eğitim hakkını talep ettikleri zaman eyaletimizin içişleri ile spor bakanlığına bağlı olarak hak tanınıyor. Ama Kürtler bugüne kadar böyle bir müracaatta bulunmadılar. Bulunurlarsa biz buna kapalı değil açığız” ifadesi kullanılıyor.
Yine 6. talebimiz olan anadilde yayın hakkı için, “Eyalet radyo ve televizyonlarda anadilde yayın hakkı için yetkili olan Norddeutscher Rundfunk (NDR) ile eyaletimizde bulunan göçmen grupları ile 2001 yılında bir toplantı yaptık ve anadilde yayın hakkı talep eden göçmen gruplarına bu hakkı tanıdık” diyorlar. Yani bizim 12 maddelik taleplerimizden 5-6 tanesine eyaletler müracaat olduğu taktirde çok kapalı değildirler. Newroz Bayramı konusunda aynı eyalet cevabın da “BM tarafından da resmi olarak kabul edilen Newroz Bayramı’nda Kürtler, Farslar, Afganlar gibi halklar, eğer müracaat ederlerse o gün çocukları okullardan muaf olabilir. Bu yanıtlardan çıkan sonuç, biz bugüne kadar birçok eyalette müracaat etmemişiz. Var olan haklarımızdan faydalanmamışız. Zaten Alman Anayasası‘nda bunu engelleyici bir karar yok. Sadece siyasi bir karar gerektiriyor. Bu konuda da müracaat edilmesi gerekiyor. Yine Sachsen-Anhalt Eyaleti’nin cevabında da bir madde, biz Kürtlere yönelik bir eleştiridir. 3. maddede “Biz anadilde danışmanlık hizmetleri, için Kürtçe anadilde enformasyon materyalleri çıkarılsın” demişiz. Onlarsa cevaplarında “Biz eyaletimizde yaşayan Kürtlerin anadillerinden çok Türkçe ve Arapça konuştularını tespit ettik” ifadesini kullanıyorlar. Tabii bu yanlış bir değerlendirmedir, ama dışarıya yansıması böyle olduğu için bu eleştiriyi kabul etmemekle birlikte bu yansımayı anadilimize sahip çıkarak aşmamız gerekiyor.

Pekii bu sorunları nasıl aşacaksınız?

Bize gelen yanıtlardan yola çıkarak, Almanya’da yaşayan Kürtler olarak kendimize yönelmemiz gerekir. Önce var olan haklarımızı sahiplenmeliyiz. Bunlar, anadil hakkı, anadilde danışmanlık hakkı, Radyo ve televizyonlarda yayın hakkı, anadilde bilgilendirme materyallerinin çıkarılması bütün bunları bizim talep etmemiz gerekir. Bunları aşma doğrultusunda biz Kimlik Kampanyası bileşenleri olarak (aralarında YMK; Kürt Enstitüsü, Hukukçular vb. bulunan) bir toplantı yaptık. O toplantıda bir kararlaşmaya gittik. Öncelikle bize yazılı cevap veren 6 eyalette toplantılar yaparak eyalet komiteleri oluşturacağız. Bu komitede o eyaletlerde ki tüm Kürt kurumları, şahsiyetleri ve farklı düşünen kesimleri, Türkiyeli demokratlar, ve diğer halklardan temsilciler yer alacak. Yine kimi eyaletlerde YEK-MAL örneği ya da bir inisiyatif olabilir, Bu inisiyatif anadil eğitimi hakkı talebinde bulunmak için hazırlanan formları ailelere imzalatarak o eyalette ki ilgili bakanlığa verecekler. Ayrıca Almanya’da ki Kürt öğretmenler, Kürt öğrenciler ve pedagoglarla bir toplantı yapacağız. Yine YXK’nin öncülüğünde Almanya’da Kürtler üzerine bitirme tezi hazırlayan yaklaşık 10 kişi tespit edildi. Biz bu arkadaşların tezlerini de bir araya getirerek, onlarla bir toplantı yapacağız. Yine hukukçularla birlikte de bunların hukuki boyutu konusunda biraraya gelerek çalışmalar yürüteceğiz.

Bu taleplere sahip çıkma konusunda Almanya’da yaşayan Kürt halkından beklentileriniz neler?

Öncelikle halkımızın bu taleplere sahip çıkması için, bütün eyaletlerden bize gelen cevaplarda diyorlar ki, çocuklarınıza Kürtçe isim verme konusunda bir yasak yok. Ama biz biliyoruz ki bazı yerlerde memurun keyfiyetine bağlı olarak bu yasak uygulanmaya çalışılıyor. Örneğin Hannover’de 24 Mayıs’ta bize gelen bir belge var. Bu belgede Bir Kürdistanlı yeni doğan çocuğuna isim vermek istemiş. Nüfus dairesindeki memur, ‘Türk konsolosluğunun bize verdiği isim listesinde böyle bir isim yok, bu ismi kabul edemeyiz’ demiş. Aile Köln’deki Almanya Kürt Enstitüsü’ne müracaat etti ve bu ismin bir Kürt ismi olduğuna dair bir belge aldı ve nüfus müdürlüğü bu ismi kabul etti. İşte Kimlik Kampanyamızın bir güzel yanı da, diğer Kürt kurumlarımızın da işlevsel hale gelmesine hizmet etmesidir.
Burada halka çağrımız:
- Şu andan itibaren doğacak çocuklarına özellikle içinde ‘Q, W, X’ harfleri olan Kürtçe isimler koysunlar. Bu konuda sıkıntı yaşayacak olan aileler Federasyonumuza ve Kürt Enstitüsü’ne başvursunlar,
- Çocuklarınızla özellikle Kürtçe konuşun,
- Anadilde eğitim talep edin ve çocuklarınızı bu okullara gönderin,
- Halkımız yine anadilde yayın ve danışmanlık hizmeti için talepte bulunsun ve Kürtçe dışında başka dil bilmediklerini belirterek kendi dillerinde hizmet talep etsin.

Peki eyaletlerin cevaplarına göre 3. kategoride ele alınan konular nelerdir?

3. kategoride, bütün eyaletler, “Bu taleplerinizi kabul edebiliriz, müracaat edin yapabiliriz” diyor. Ama Kürtleri ayrı bir halk grubu olarak tanıma konusunda yanlış bir yorumlama yapıyorlar. Azınlık hakkını kabul etmediklerini belirtiyorlar. Biz azınlık hakkı talep etmiyoruz. Bu yanlış bir yorumlamadır. Biz biliyoruz ki, Almanya’da şu anda 2 tane azınlık grubu var. Bunlardan biri Schleswig-Holstein eyaletinde yaşayan Danimarkalılar, ikincisi ise Sachsen-Anhalt eyaletinde yaşayan Zorbin diye bir gruptur. Bu halklar azınlık haklarına sahipler. Eyaletler bizim bu talebimizi azınlık hakkı talep ediyormuşuz gibi anlıyorlar. Tamam, Almanya Hitler sonrası anayasında faşizme karşı tedbir olarak insanları etnisitelerine göre eğil de geldikleri ülkenin vatandaşlığına göre tanımlıyor.
Biz burada diyoruz ki, Kürtler ayrı bir halk grubudur. Onun için bizim belgelerimize etnisitemiz Kürt olarak yazılsın. İşte Türk devlet yetkilileri Almanya’ya geldikleri zaman ‘Almanya’da 2,5-3 milyon Türk yaşıyor’ diyerek Kürtleri de Türk sayıp, Kürtlerin nüfusu üzerinden Almanya’da siyaset ve lobi yapıyorlar. Ayrıca biz ayrı bir halk grubu olarak sayılmadığımız için yukarıda saydığım tüm bu haklardan faydalanamıyoruz. Şu anda Almanya’nın birçok yerinde etnisite kısmına zaten ‘Kürt’ diye yazılıyor. Buna bir engel yok. Sadece memurun keyfiyetine kalmış. Biz eyaletlerde oluşturacağımız komitelerde bu konuyu özellikle işleyeceğiz.

Talepler Alman Parlamentosu’nda görüşülecek

Kimlik Kampanyası’nda çok önemli bir aşama olan Alman Federal Parlamentosu’nda gündeme alınarak görüşülmesinin tarihi belli oldu. Bu konuda ne söyleyeceksiniz?
Evet, Federal Parlamentoya verdiğimiz imzalar neticesinde 15 Ekim 2012 tarihinde Federal Parlemento’da ‘Kürt Kimliğinin Tanınması Konulu’ bir tartışma olacak. Bizim de hazır bulunacağımız tartışmada açılış konuşmasını, Federasyonumuz YEK-KOM yapacak. Tüm siyasi partiler ile ilgili bakanlıkların temsilcileri orada hazır bulunacak. Tabii bu işin müracaatçısı YEK-KOM olduğu için bu şekilde olacak. Ancak biz bu kampanyayı tek başımıza değil, 30 kurumla birlikte yaptık. Biz ne yaptıysak aynı çalışmayı bizimle birlikte bu 30 kurumda yaptı. Onun için 15 Ekim tarihinde bütün o kurumların temsilcilerinin parlamentoda olması gerekir. Yine önemli Kürt şahsiyetleri, aydınları ve uzman kişiler orada olmalılar. Fakat bu işin bir prosedürü de var. Oda; Bu işin resmi müracaatcısı YEK-KOM olduğu için bu arkadaşların isimlerini bize bildirmeleri gerekiyor. Tartışma basına ve kamuoyuna açık olacak ve Meclis televizyonundan canlı yayınlanacak.

Bu konuda hazırlıklarınız ne aşamada?
Biz bu önemli görüşmeyle ilgili olarak talepleri içeren konularda uzman olan kişilerden oluşan bir ismi listesi tespit ettik. Tespitlere halen devam ediyoruz. Önümüzde ki bir iki hafta içerisinde bu ismlerle bir toplantı yapacağız. Bu toplantıda hem hukuki boyutu, hem pedagojik boyutu, hem psikolojik boyutunu uzman arkadaşlarla tartışacağız. Bu konuda nasıl bir strateji izlememiz gerektiğini belirleyeceğiz. Çünkü Federal Parlamento’da yapacağımız konuşma kampanyamızın daha da somut sürecini belirleyecek.
15 Ekim’de birçok konuda hemen somut bir karar çıkmaz. Ancak 15 Ekim bir başlangıçtır. 15 Ekim’de Kürt Kimlik Kampanyası’nın ve bundan sonra bu eyaletlerde yaptığımız çalışmalarda önemli bir aşamayı kaydettik.

O nedir?
Kürt Kimliği Kampanyası’nı ve Kürtlerin haklarını Almanya’nın parlamentolarının gündemine aldık. Ama yeterli değildir. Asıl çalışma bundan sonra başlıyor. Bu çalışma uzun erimli bir çalışma olacak.
Son birşey daha söyleyeyim; Biz Kimlik Kampanyasına başlarken de söylemiştik; Kürt kimliği, Kürtlerle ilgili her şey hukuklarında yasalarında kararlarında olmasına rağmen, Kürtleri inkar edilen, asimile edilen bir halk olduğu için bütün bunlar Avrupa ülkeleri ile Kürtleri egemenliği altında tutan ülkelerin ekonomik siyasi ilişkilerinden dolayı kendi kararlarını tanımamazlıktan gelmektedirler. İşte bu mücadeleyi, bu hak arama mücadelesini de başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkeleri kendi yasalarında olmasına rağmen birdenbire bize vermeyeceklerdir. Aşama aşama biz bunların mücadelesini vererek hakkımız olan, yasalarda var olan haklarımızı alacağız. Herşey birden bire halolacak beklentisi ve sağlığı içine girmememiz gerekir, biz bu bilinçle, bu olgunlukla ve bu sabırla hareket etmemiz gerekir. Bütün Kürtler, Kürt kurumları, Kürt şahsiyetleri mutlaka bu kimlik etrafında birleşmelidir. Bu talep herkesin, bütün Kürtlerin talebidir. Almanya’da alınacak bir hak bütün parçalardaki Kürtleri olumlu etkileceyecek bir haktır.

PKK yasağı Kürtleri kriminalize ediyor

Sayın Koç, Kimlik Kampanyasının en önemli taleplerinden birisi de PKK yasağının kaldırılması talebiydi. Bu talebinize nasıl bir cevap aldınız?
Evet taleplerimizden birisi de PKK yasağının kalkmasıydı. (Bu aynı zamanda kampanyamızın eyletlerdeki 2. kategorisini oluşturmaktadır) Çünkü Kürtleri burada kriminalize eden, Kürtlerin kendi haklarından faydalanmasını engelleyen, ve Kürtlerin uyum ve entegrasyonunu engellediği gibi, Türkiye’deki Kürt sorununun çözümü önünde de engel. Bunun için PKK yasağının kalkmasını talep etmiştik. Tekrar altını çizerek söylüyorum, PKK yasağı, burada yaşayan Kürtlerin yaşamını, sosyal, kültürel, uyum ve entegrasyonu, ekonomik ve eşit haklardan faydalanması önünde büyük bir engeldir.
PKK yasağı Kürtleri bir bütün olarak kriminalize ediyor, dıştalıyor. Bir de Kürt sorununun çözümü konusunda Almanya’nın katkı sunması talebimize bütün eyaletlerden gelen cevaplarda bu işin muhatabının kendileri değil Federal Parlamento olduğunu söylüyor. Yine cevaplarda “Federal Parlamento’ya müracaat ettiğinizi biliyoruz. Federal Parlamento’daki tartışmalarda alınacak kararlar bizi bağlar” diyorlar.


MURAT ALPAVUT / DÜSSELDORF