
PYD Eşbaşkanı Salih Muslim, Kürtlerin Rojava’da din, mezhep, klan, kültür ayrımı yapmayan ve en önemlisi de halkçı olan demokratik bir ada oluşturmaya başladını belirterek, Türk devleti ve ortaklarının bunu tehdit olarak gördüğünü söyledi. Muslim, saldırıların demokrasinin Ortadoğu’daki kalesi Kürtlereve sistemlerine olduğunu vurguladı.
İsviçre Federal Parlamentosu Kürt Dostluk Grubu ve Kürt İnsan Hakları Derneği, parlamento bünyesinde “Ortadoğu’da siyasi kriz ve Kürtler” konulu konferans düzenledi. Cuma günü yapılan konferansa, Kürt Dostluk Grubu Eşbaşkanları Yvonne Gulli ve Carlo Sommuruga ile pralamenter Rezan Zehre, PYD Eşbaşkanı Salih Muslim, Prof. Dr. Markus Reinkowsi, Prof. Dr. Mithat Sancar, HDP Eşbaşkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, Prof. Hans Lukas Kieser, KNK üyesi Songül Karabulut, Basel Kanton Parlamentosu Milletvekili Mustafa Atıcı, İsmet Şerif Vanlı Kürt Kültür Mirası Derneği (AFKICV) Başkanı İhsan Kurt, konuşmacı olarak katıldı. Aralarında KCK Yürütme Konseyi Üyesi Zübeyir Aydar ve PJAK Başkanı Haci Ahmedi’nin de bulunduğu çok sayıda siyasetçi ise konferansı takip edenler arasındaydı.
Konferansın açılış konuşmasını Kürt Dostluk Grubu Eşbaşkanları yaptı. Eşbaşkanlar, konferansın ilk olması nedeniyle çok önemli olduğunu ve bu tür etkinliklerin artarak devam edeceğini söyledi.
Radikal demokrasi mümkün
Konferansın üç bölümden oluşan birinci etabının moderatörlüğünü, prlamanter Haşim Sancar yaptı. Panelin ilk konuşmacısı Basel Üniversitesi’nden İslam ve Ortadoğu uzmanı Prof. Dr. Maurus Reinkowski, “Türkiye ve Neo-Osmanlı politikaları” başlıklı sunumunu yaptı. Türkiye’nin Arap baharından faydalanmaya çalıştığını, ancak kısa sürede bu politikanın realiteyle uyumlu olmadığının ortaya çıktığını kaydeden Prof. Reinkowski, Kürtlerin Ortadoğu’da demokrasiye inanan tek halk olduğunu savundu. Prof. Reinkowski, “Ortadoğu coğrafyası için radikal demokrasi bir yöntem midir diye düşünüyor, çok merak ediyordum. Rojava’yla birlikte, ‘Evet’ diyebildim” dedi.
Kürtler demokrasi kalesi
Panelde konuşan PYD Eşbaşkanı Salih Muslim ise Ortadoğu’daki ulus devletlerin İslam’ı iktidarları için kullandığına dikkat çekti. Muslim, şunları söyledi: “Kürtler ise tüm bu iktidarcı yaklaşım ve politikalara karşı Rojava’da demokratik bir ada oluşturmaya başladı. Kürtler, din, mezhep, klan, kültür ayrımı yapmayan ve en önemlisi de halkçı olan bir yönetim anlayışıyla bir model oluşturuyorlar. Türk devleti gibi güçler, Rojava modelini stratejileri için tehdit olarak görüyor. Şu anda demokrasinin Ortadoğu’daki kalesi Kürtlerdir, Rojava sistemidir. Saldırıların temel nedeni de burada gizlidir.”
Lozan sınırları anlamsız
Konferansın ikinci bölümünde söz alan tarihçi Prof. Hans Lukas Kieser, Türkiye’nin Ortadoğu’da sürdürdüğü mezhepçi politikanın iflas ettiğini söyledi. Kieser, “Lozan Anlaşması’yla çizilen sınırların anlamsızlığı bugün somut biçimde görülebiliyor. Ortadoğu’da yaşanan siyasi kriz, Kürtlerin bölgedeki varlığıyla çözümlenebilir. Demokratik sisteme çok önem veren Kürtler olmadan Ortadoğu’da demokratikleşme olmaz. Dört ülkenin sınırlarının silikleşerek Kürtlerin bir nevi birlik oluşturulması Ortadoğu’yu rahatlatabilir ve mevcut krizin aşılmasına yardımcı olabilir” şeklinde konuştu.
Kobanê AKP’yi deşifre etti
Prof. Kieser’in ardından sözü Prof. Mithat Sancar aldı. Rojava’da yaşananlar ve Kobanê direnişinin AKP Hükümeti’nin gerçek niyetini açığa çıkardığını belirten Prof. Sancar, şöyle konuştu: “Türkiye, statü sahibi bir Kürt halkını halen kaldıramıyor ve bu nedenle bütün politikalarını Rojava’nın statüsü üzerine kurmaya, kurgulamaya başladı. Hükümetin kendi sınırında bir Kürt varlığına tahammülsüzlüğü, sürecin aksamasına neden oldu. Artık sürecin yürümesi de tek başına bir çözüm garantisi değildir. Özerkliği de içeren bir anayasanın tarafların mutakabatıyla yapılması gerekiyor.”
Barış süreci ve İsviçre’deki Kürtler
Konferansın “Barış süreci ve İsviçre’de yaşayan Kürtler” başlıklı üçüncü oturumunda, Mustafa Atıcı’nın moderatörlüğünü yaptığı panelde, KNK Üyesi Songül Karabulut, AFKICV Başkanı Gazeteci İhsan Kurt ve Parlamenter Carlo Sommuruga sunumlar yaptı.
İlk konuşmayı yapan Songül Karabulut, Kürtlerin diplomasi gayretini ve oluşturulan blokajı özetleyerek, “PKK bir an önce ‘terör listesi’nden çıkarılmalı, İsviçre ve AB Kürtlerle daha sıkı ilişkiler geliştirmelidir” dedi. Kürt Dostluk Grubu Eşbaşkanı Carlo Sommuruga ise konuşmasında Karabulut’un beklentisine atıfta bulunarak şunları belirtti: “Şüphesiz ki PKK, bir özgürlük hareketir ve bu liste anlamsızdır. İsviçre, Kürtleri daha fazla dikkate almalıdır, işbirliği içinde olmalıdır. Bu beklentilere yönelik bir çalışma yürütülmelidir. Özellikle kurumsal çalışmalar daha hissedilir hale gelmelidir.”
Diplomasideki eksiklikler giderilmeli
Panelin son konuşmacısı İhsan Kurt ise saha araştırmaları ve gözlemleri ışığında bir sunum yaptı. Devletlerin anti Kürt diplomasisi ve Avrupa’da oluşturulan blokajın verili bir durum olduğunu teslim eden Kurt, ancak mücadelenin diğer boyutlarına denk diplomatik faaliyetin de sözkonusu olmadığını söyledi. Kürtlerin İsviçre’de de önemli bir örgütlülüğe sahip olduğunun altını çizen Kurt, ancak halen yetersizlikler yaşandığını unutmamak gerektiğini belirtti. Kürdistan’ın dört parçasındaki mücadelenin ve Rojava direnişinin olumlu yansımalarına dikkat çeken Kurt, şöyle devam etti: “Önümüzdeki süreç, ciddi anlamda diplomasiye gebe bir süreçtir. Kobanê ile bunu yaşadık. Süreç bu yöne doğru evriliyor. O halde Kürtler, gecikmiş de olsalar bir an önce ülke gerçeklerinden kopmayan bir diplomasiye yönelmeliler. Avrupa’daki geleceğimiz kurtarmanın yolu da önemli oranda buradan geçiyor.”
ALİ ONGAN/BERN