
Demokratik Suriye Kongresi, “Özgür ve demokratik Suriye’nin inşasına doğru” şiarıyla dün Dêrik’te başladı.
Kongre, Azar Gençlik Salonu’nda Suriyeli siyasi, askeri ve toplumsal muhalif örgütlerden gelen 103 delegenin katılımıyla başladı. Kongreye Demokratik Özerklik Yönetimi, TEV-DEM, Rojava Siyasi Danışma Kurulu Siyasi Parti Grubu, Suriye Demokratik Topluluğu, Onur ve Haklar Antlaşması Topluluğu, Buğday Dalgası Hareketi (Teyar El-Qemih ), Suriye Ulusal Demokratik Uzlaşı Hareketi, Kahire Kongresi Diyalog Komitesi, Arap Ulusal Konseyi, Yekîtiya Star, Suriyeli Kadın İnisiyatifi, Süryani Kadın Birliği, Suriye Kürtleri İlerici Demokratik Partisi, Demokratik Modernite Partisi, Kürdistan Özgürlük Partisi, Demokratik Asuri Partisi, Til Ebyed Türkmen Topluluğu ile çok sayıda bağımsız şahsiyet, Kürt ve Arap aşiretlerinden ileri gelenler, yazar ve gazeteciler katıldı.
Siyasi çatı ihtiyacı
Kongrenin açılış konuşmasını Rojava Kantonları Genel Koordinasyonu adına Cizîr Kantonu Yürütme Meclisi Başkanı Ekrem Hiso yaptı. Hiso, birleşik, çağdaş ve federal bir Suriye için ortak çalışma zemini yaratmak istediklerini söyledi.
Hiso şöyle konuştu: “Rojava halkı Demokratik Suriye Devrimi’ne barışçıl temelde önclük edecek gücü göstermiştir. Başarı kazanan Rojava birleşik Suriye’nin bir parçasıdır. Tüm Suriye halkarının ve demokrasiye inanan güçlerinin ortak iradesini temsil edecek bir güce ihtiyaç var. Bunun zemini Hesekê’nin güneyinini ve Hol kasabasının DAIŞ çetesinden temizlenmesi ile askeri alanda oluşmuştur. Kongremizin tüm Suriye halklarını içine alacak, haklarını savunacak ve siyasi iradesini bölgesel ve uluslararası alanda temsil edecek, hiçbir bölge gücünün etkisi altında olmayacak bir siyasi çatı örgütlenmesine güdeceğini umut ediyoruz.”
Ekrem Hiso, kongrenin toplanması için kanlarıyla zemin oluşturan şehitleri minnetle anarak QSD, YPG/YPJ, Asayîş, Natora, El-Senadîd, Sutoro güçlerini de selamladı.
Ya ortak yaşam ya da büyük yıkım
Cizîr Kantonu Yürütme Meclisi Başkanı Ekrem Hiso’dan sonra Kongre Hazırlık Komitesi ve TEV-DEM Yürütme Kurulu Üyesi Aldar Xelîl söz aldı. Suriye krizine çözüm bulmak için geniş bir demokratik siyasi cephe kurmaya dönük ilk adımı attıklarını söyleyerek sözlerine başlayan Aldar Xelîl, bu tarihi buluşmanın kolektif emeğin ürünü olduğunu kaydetti.
Aldar Xelîl konuşmasına şöyle devam etti: “Ortadoğu çok derin bir kriz yaşamaktadır. Suriye’de bu kriz çok daha tahripkar biçimde derinleşerek sürmektedir. Bu kriz çok tehlikeli bir yola doğru ilerlemektedir. Ya Suriye’de yaşayan halklar arasında özgür birlikteliğe dayalı ortak yaşamı koruyup geliştireceğiz, ya da daha büyük bir yıkım olacak.”
Kanlarımız cephelerde karıştı
Arap, Kürt, Süryani, Asuri, Türkmen, Ermeni ve diğer tüm halklar, inançlar, dinler ve mezheplerin tarih boyunca ülkelerini savunmak ve birliklerini güvenceye almak için büyük bedeller ödediğini kaydeden Xelîl, “Acılarını ve sevinçlerini ortak yaşadılar; iyi günde kötü günde birlikte oldular. Bugün de halklarımız her türden yeni işgalcilik biçim ve yöntemlerine karşı el ele verip mücadele etmektedir. Katı merkeziyetçi BAAS rejimine karşı mücadeleden DAİŞ, El Nusra gibi çetelere karşı yürütülen savaşa kadar her alanda bu duruşunu sergilemiş ve büyük direniş göstermiştir. Bütün direniş cephelerinde savaşçılarımızın kanları birbirine karşımış ve adeta tüm dünya için yürütülen bir onur mücadelesine dönüşmüştür” diye konuştu.
Üçüncü çizginin haklılığı
Hiçbir zaman zalimlere boyun eğmediklerini; Demokratik Modernite Cephesi adına terör canavarlarına karşı direndiklerini hatırlatan Xelîl, “Tüm bunlar, özgür ve demokratik bir yaşam inşasını amaç edinen devrimimizin dayandığı üçüncü çizgi temelinde gerçekleşti” dedi.
Kaderini tayin hakkı
Suriye’nin coğrafi, etnik ve kültürel çoğulculuğunun ortaya çıkardığı gerçeklik temelinde tek çözüm seçeneğinin öz yönetim olduğunu kaydeden Xelîl, şunu vurguladı: “Bizler demokratik, çağdaş ve federal bir Suriye’nin ancak demokratik ve şeffaf diyalog ve görüşme yöntemiyle gerçkeleşeceğine inanıyoruz. Bu inancımız sivil topluma ve uluslararası yasalarla belirlenen meşru insan hakları ile halkların kendi kaderlerini tayin hakkına dayanmaktadır.”
‘Rojava modeli yarattık’
TEV DEM Yürütme Konseyi Üyesi Aldar Xelîl, Rojava’ya ilişkin şunları söyledi: “Halkların ortak yaşam modelini geliştirdik. Demokratik Özerk Yönetim içerisinde iç barışımızı koruduk. Rojava’ya ve özerk yönetime yönelik tüm şiddetli saldarılara karşı kısıtlı imkanlar ve tecrübesizliğe rağmen özgürlükteki ısrarımızı sürdürdük. Kültür, sanat, siyaset ve sosyal alanda demokratik ve özgürlüçü düşüncenin önünü açtık. Birlikte özgürlüğe yürüyeceğiz.”
Demokratik Suriye Meclisi
QSD’nin kurulduktan sonra Suriye halkları için büyük başarılar elde ettiğini, Demokratik Suriye Meclisi’nin inşasıyla bu iradenin siyasi olarak temsil edileceğine inandıklarını kaydeden Xelîl, Demokatik Suriye Meclisi’nin üzerinde inşa olduğu ilkeleri şu şekilde sıraladı:
* Demokratik Suriye Meclisi; barış, demokrasi, kardeşlik, insan hakları, evrensel yasalar ve teröre karşı mücadele gibi bir kimliğe sahip olacaktır.
* Demokratik Suriye Meclisi bütün mezhepsel, dinsel, kültürel ve ulusal tüm kimlikleri uluslararası yasalara göre güvence altına alır ve bunu halkların birlikteliğinin gücü olarak görür.
* Meclis, kadın özgürlüğünü esas alacaktır. Kadının özgür olmadığı özgür bir toplumdan söz edemeyiz. Kadın ne kadar özgürse toplum da o kadar özgür olacaktır. Özellikle Rojava’daki kadın direnişi bunu gözler önüne sermiştir.
* Meclis, toplumsal adalet, emekçilerin hakkı, savaş ortamını fırsata çevirmeye çalışan savaş tüccarlarına karşı mücadele sözünü de vermelidir.
DÊRİK
analiz: Son düzlükte çifte toplantı
Suriye’yi kana bulayan güçler, dün Riyad’da El Kaide bağlantılı çetelere ÖSO makyajı yapıp Suriye ve Rojava halklarının üzerine hazırlanırken; Rojava ve Suriye halkları da Dêrik’te Demokratik Suriye Kongresi’nde bir araya gelip üçüncü çizgi doğrultusunda yol haritasını belirliyor. Vekalet savaşlarının bittiği ve fiili savaşların başladığı Rojava ve Suriye’de tüm güçler safını belirliyor. KDP’nin ENKS’si de son bir hafta içerisinde yaptığı manevralarla binlerce Kürt’ün kanına giren güçlerle aynı safta yer aldı.
Rojava ve Suriye halkları 5 yıldır devam eden Suriye iç savaşına demokratik bir çözüm bulmak için dün Dêrik’te geniş katılımlı Demokratik Suriye Kongresi’nin düzenlerken; Suriye’yi kan gölüne çeviren Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar ise Riyad’da organize ettikleri toplantıyla El Kaide bağlantılı çetelere uluslararası “meşruiyet” kazandırma peşinde. Geçtiğimiz günlerde ABD ve Rusya öncülüğünde 18 ülkenin katılımıyla Viyana’da yapılan toplantıda alınan kararlardan hoşnut olmayan Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar, Riyad toplantısına Ehrar El Şam ve Ceyş-ul İslam (İslam Ordusu) çetelerini de davet ettirerek, Özgür Suriye Ordusu’nun ismiyle yeniden sahaya sürmek istiyor.
Barzani ile Hoca’nın ‘ulusal ordusu’
“Suriye muhalefetini tek çatı altında toplama” iddiasıyla yapılan toplantıya İstanbul merkezli muhalefet olarak bilinen Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) da katılıyor. İstanbul’da yaşayan SMDK Başkanı Halid Hoca toplantıya gitmeden önce yoğun bir diplomasi trafiği yürüttü. Türkiye’de birçok görüşme yapan Hoca, 4 gün önce de Hewlêr’de Federe Kürdistan Başkanlığı süresi dolan KDP Genel Başkanı Mesud Barzani ile görüştü. Görüşme sonrası açıklama yapan Hoca, “Kantonların şimdiki halini çok sağlıklı görmüyorum. PYD burada iyi bir siyaset yürütemiyor. Pêşmergeyi de kapsayan ulusal bir ordu kuracağız” diyerek, Rojava karşıtlığını bir kez daha dile getirmişti.
ENKS’liler Lozan’daki Kürtlerin yolunda
Riyad’da dün yapılan toplantıya KDP’nin Rojava’daki temsilcisi olan Suriye Kürtleri Ulusal Meclisi (ENKS) de Kürtleri inkar etmeye devam eden SMDK çatısı altında katılıyor. Edinilen bilgilere göre ENKS’den Fuad Eliko, Mustafa Oso ve Abdulhekim Beşar toplantıya katılmak için Riyad’a gitti. ENKS daha önce de Cenevre görüşmeleri sırasında SMDK çatısı altında toplantılara katılmış ancak kendilerine söz hakkı tanınmamıştı. ENKS’nin bu hali Kürt kamuoyunda Birinci Dünya Savaşı sonrası Lozan Anlaşması’na giden Kürtlerin haline benzetilmişti.
Barzani’nin 3 önemli gündemi
ENKS’yi bu politikayı yürütmesi için teşvik eden Barzani ise 6 gün önce Suudi Arabistan’a yaptığı ziyaretin ardından bugün de Türkiye’ye geliyor. Barzani’nin Ankara ziyaretlerinin üç önemli gündem maddesinin Riyad toplantısı, Türkiye’nin KDP onayıyla Musul’a gönderdiği askerler ve Türkiye’nin Cerablus-Ezaz hattında hayata geçirmeyi planladığı “tampon bölge” planı olması bekleniyor.
Amaç tampon bölge
Ezaz-Cerablus hattında kurulmak istenen “tampon bölge” için Riyad toplantısından meşruiyet kazandırılan Ehrar El Şam ve İslam Ordusu gibi çeteler ile Türkiye’nin Musul’un Başika ilçesinde eğittiği ENKS’ye bağlı silahlı elemanlar sahaya sürülmek isteniyor. Plana göre bu gruplar, SMDK Başkanı Hoca’nın sözünü ettiği “ulusal ordu”yu oluşturacak. Ancak Ehrar El Şam ile İslam Ordusu denilen çetelerin El Nusra ve DAİŞ ile olan organik bağının nasıl maskeleneceği de merak konusu. DAİŞ çetesi, Riyad’da Ehrar El Şam’ın elinin güçlendirmek için önceki gün de Ezaz’da birçok köyü çatışma yaşanmaksızın Ehrar El Şam’a teslim etmişti.
Riyad’ın ön hazırlığı: Kürtlere saldırı
Suriye’deki El Kaide bağlantılı çeteler her ne kadar farklı isimlerle hareket etseler ve aralarında kimi çelişkiler olsa da Kürtler sözkonusu olunca aralarındaki çelişkileri bir yana bırakıp ortak hareket edebiliyorlar. El Nusra, Ehrar El Şam, Cind-ûl Aksa, Ehrar El Suriye ve onlara bağlı birçok irili ufaklı grup ile DAIŞ çetesi günlerdir, organize bir şekilde Efrîn, Ezaz, Til Eran ve Helep’te yoğunlukla Kürtlerin yaşadığı Şêx Meqsûd Mahallesi’ne saldırıyor. Demokratik Suriye Güçleri’nin esir aldığı 4 çeteden Türkiye uyruklu olan 3’ü Efrîn, Ezaz ve Şêx Meqsûd’a yapılan saldırıları Türk subaylarının koordine ettiğini itiraf etmişti. Bu saldırıların Riyad toplantısının ön hazırlığı olduğu ve Riyad’da varılacak bir mutabakatla saldırıların daha da artacağı belirtiliyor.
Üçüncü çizginin kongresi
KDP, ENKS’yi Kürtleri inkar etmeye devam eden ve binlerce Kürt’ün kanına giren El Kaide bağlantılı çetelerin siyasi şemsiyesi olan SMDK ile aynı toplantıya gönderirken; Rojava’nın gerçek temsilcileri Riyad toplantısına gitmedikleri gibi Rojava’da Suriye’nin demokratik kesimleriyle Demokratik Suriye Kongresi’ni düzenliyor. Riyad toplantısının kararlarının kendileri için hiçbir bağlayıcılığının olmayacağını dile getiren Rojava temsilcileri, Demokratik Suriye Kongresi’nde ne BAAS ne de dış güçlerin ajandasını hayata geçirmeye çalışan muhalefetin çizgisini esas alacaklarını belirterek, üçüncü çizgiyi esas alacaklarını dile getiriyor.