- KDP ve YNK'nin iktidar mücadelesi, uzun süredir fiilen varlığını sürdüren bölünmeyi, resmi ve anayasal bir toprak ayrılığına dönüştürme tehdidi taşıyor.
TNC/Çeviri: Yeni Özgür Politika
Federe Kürdistan'ın güneydoğu yarısını kontrol eden YNK, Federe Kürdistan Hükümeti'nden çekilme ve Silêmanî merkezli ayrı bir federe bölge kurma kararının eşiğinde. Söz konusu karar, Federe Kürdistan'ın birleşik bir bölge olarak yönetmeye yönelik 20 yıllık siyasi deneyimde tarihi bir dönüm noktası olacak.
Karar, 2018’den bu yana ilk kez gerçekleştirilen Ekim 2024 seçimlerinin ardından iki yılı aşkın süredir devam eden siyasi tıkanıklığın sonrasında geldi. Son gelişmelerin doğrudan tetikleyicisi ise KDP'nin, 2 Aralık 2024’teki açılış oturumundan bu yana toplanmayan Federe Kürdistan Parlamentosu'nu önceki gün tek taraflı olarak yeniden toplantıya çağırması oldu. KDP, rakip siyasi grupların oturumu resmen boykot etmesine rağmen bu gruplara mensup bazı milletvekillerini kendi saflarına çekerek 100 sandalyeli parlamentoda gerekli olan 51 milletvekillik toplantı yeter sayısına ulaştı. Parti, şimdi YNK olmaksızın yeni bir hükümet kurma sürecini sürdürme kararı aldı. Bu adım, 2006’dan bu yana KDP ile birlikte Federe Kürdistan'ın yürütme organında yer alan YNK’nin yönetimden dışlanması anlamına geliyor.
Resmi bir bölünme ihtimali aslında yıllardır giderek güçleniyor. Krizin merkezinde, KDP’li Federe Kürdistan Başbakanı Mesrur Barzanî’nin yönetim anlayışı bulunuyor. Barzanî, bölgenin köklü güç paylaşımı düzenlemelerini zayıflatma pahasına yetkileri giderek kendi elinde toplamaya çalışıyor, ancak Federe Kürdistan, yapısal olarak iki ayrı nüfuz alanına bölünmüş durumda. Bu nedenle YNK’nin onayı olmaksızın böylesi bir merkezileşmenin hayata geçirilmesi son derece güç.
İki rakibin mutabakatıydı
YNK, 1990’lı yıllarda yaşanan ve iki ayrı yönetimin ortaya çıkmasına neden olan Kürt iç savaşından bu yana Silêmanî ve çevresindeki bölgeler üzerinde fiilî kontrolünü sürdürüyor. Yönetimlerin 2006'da resmen yeniden birleştirilmesinin ardından bile bölge, büyük ölçüde yalnızca kâğıt üzerinde birleşik kaldı. Uygulamada KDP ve YNK, kendi kontrol alanlarında ayrı güvenlik güçlerini, istihbarat teşkilatlarını ve idari yapılanmalarını korudu. Birleşik hükümet, kurumları hiçbir zaman gerçek anlamda bütünleştirilememiş iki rakip güç merkezi arasındaki mutabakata dayanıyordu.
Parlamentoyu işlevsizleştirme
Federe Kürdistan Parlamentosu da önceki gün gerçekleştirilen oturumun sembolik önemine rağmen uzun süredir zayıf bir kurum niteliği taşıyor. Rakip siyasi partilerin, özellikle de 2009'da YNK’den ayrılan ve merkezi Silêmanî olan Goran Hareketi’nin, 2015'te dönemin Federe Kürdistan Başkanı Mesûd Barzanî’nin görev süresinin uzatılmasına karşı çıktığında KDP güvenlik güçleri, Goranlı Meclis Başkanı Yusuf Muhammed’in Hewlêr'e girişini engellemişti. Bunun sonucunda parlamento yaklaşık iki yıl boyunca fiilen kapalı kaldı.
Bu olay, bölgenin yasama organının başkenti kontrol eden siyasi parti tarafından güç kullanılarak işlevsiz hâle getirilebileceğini ortaya koyan tehlikeli bir emsal oluşturdu. Söz konusu gelişme, parlamentonun bağımsızlığını, otoritesini ve güvenilirliğini ciddi ölçüde zedeledi. KDP’nin önceki günkü oturumu önemli bir kurumsal başarı olarak sunması, aynı partinin 10 yıl önce parlamentoyu zor kullanarak kapalı tuttuğu gerçeğiyle bağdaşmıyor.
Irak Anayasası cevaz veriyor mu?
Son kriz, yeni kabinenin yapısının çok ötesine geçebilir. KYB yönetimi, yeni 'federe bölge'yi Irak Anayasası’nda öngörülen mekanizmalar çerçevesinde kurmayı hedefliyor. Irak Anayasası’nın 119. maddesi, bir veya daha fazla vilayetin referandum yoluyla 'federe bölge' oluşturabilmesine imkân tanıyor. Bu sürecin başlatılabilmesi için ilgili vilayet meclisi üyelerinin en az üçte birinin veya kayıtlı seçmenlerin yüzde 10’unun desteği gerekiyor. Irak’ın 2008 tarihli 'Bölgelerin Kurulmasına İlişkin İdari Uygulama Usulleri Kanunu' uyarınca, seçmenlerin girişimiyle başlatılan süreç, ilk aşamada seçmenlerin yüzde 2’sinin desteğini içeren bir başvuru dilekçesiyle başlıyor. Ardından yüzde 10’luk eşiğe ulaşmak üzere bir imza toplama ve kayıt süreci yürütülüyor. İmzaların doğrulanmasının ardından Irak Bağımsız Yüksek Seçim Komisyonu, talebi Federal Bakanlar Kurulu'na iletiyor. Referandum tarihini belirleme yetkisi ise Bakanlar Kuruluna ait, ancak bu noktada önemli bir anayasal sorun bulunuyor. Anayasa’nın 119. maddesi yeni federe bölgelerin kurulmasına ilişkin bir mekanizma öngörürken, 117. madde 'Kürdistan Bölgesi’ni mevcut bir federe bölge olarak açıkça tanıyor. İki madde de bir vilayetin hâlihazırda tanınmış bir federe bölgeden ayrılmasına ilişkin açık bir usul belirlemiyor. Dolayısıyla YNK’nin önerdiği ayrılma girişimi, ciddi anayasal itirazlarla karşılaşabilir. Sürecin ilerleyebilmesi için Federal Yüksek Mahkemesi’nin bir karar vermesi veya yeni bir yasal düzenleme yapılması gerekebilir. Zaten herhangi bir hukuki itiraz söz konusu olmasa bile referandum prosedürlerinin tamamlanması aylar sürecek. Olası bir anayasal uyuşmazlık ise süreci önemli ölçüde uzatabilir.
Resmi ayrılığa dönüştürme tehdidi
Siyasi açıdan asıl önemli olan, YNK yönetiminin mevcut siyasi çerçeve içerisindeki müzakerelerden vazgeçerek ayrılma yolunu izlemeye karar verdiğinin bildirilmesi. Anayasal prosedürün resmi olarak tamamlanması uzun ve belirsiz bir süreç olabilir, ancak kararın hayata geçirilmesi, bölgenin siyasi düzeninde köklü bir kopuş anlamına gelecektir.
Federe Kürdistan, son 30 yılın büyük bölümünde birbiriyle rekabet eden iki güç merkezi tarafından yönetildi. İç savaşla kurumsallaşan ve 2006’daki yeniden birleşmeyle büyük ölçüde değişmeden kalan bu ikili yapı, bölgenin siyasi gerçekliğini belirlemeye devam etti. Son gelişmeler ise uzun süredir fiilen varlığını sürdüren bu bölünmeyi, resmi ve anayasal bir toprak ayrılığına dönüştürme tehdidi taşıyor. YNK’nin bu yönde ilerlemesi hâlinde, Federe Kürdistan'ın birleşik bir bölgesel yönetim altında yürütülen 20 yıllık siyasi deneyimi sona erebilir.
* The National Context'in analizi çevrilerek düzenlendi.