Dünya ülkelerini tedirgin eden nükleer silahlanma konusundaki ikazlara ve karşılıklı restleşmelere rağmen kimse “güç”ten vazgeçme niyetinde değil gibi görünüyor. Kuzey Kore, Kuzey Pasifik Okyanusu’na orta menzilli Hwasong-12 adlı balistik füzesini fırlattıktan sonra da denemelerine devam ettiği için Amerika ile Kuzey Kore arasındaki gerginlik büyüyor. Oysa ABD’nin kendisi de geçtiğimiz ay Nevada’daki Tonupah Test Üssü’nde iki adet B61-12 güdümsüz nükleer bomba denemesi yapmıştı.
2004 yılında Kuzey Almanya’da çocuklarda diğer yıllara göre çok yüksek bir oranda lösemi vakasına rastlanmasıyla dikkatler nükleer silah denemelerine yönelmiş ve ülkede gizli denemeler yapıldığı açığa çıkmıştı. Alman halkının çoğunluğu bırakın nükleer silahlanmayı, nükleer santrallere de karşı. Almanya’da şu an18 aktif nükleer santral reaktörü bulunuyor. Ülkede bunun için sık sık karşıt eylemler yapılıyor. Alman devleti tarafından 2021 yılında nükleer enerji kullanımına tamamen son verilerek, yenilenebilir enerji kaynaklarına dönülmesi planlansa da, Almanya yine de yüksek risk altında bulunuyor.
Örneğin; Almanya’nın güneyindeki Freiburg kenti, üç devletin kesiştiği stratejik bir yerde; İsviçre’nin Basel şehrine 60 km, Fransa’ya ise sadece 25 km uzaklıkta bulunuyor. Şehri Fransa ile Ren (Rhein) Nehri ayırıyor ve nehrin hemen karşı kıyısında Fransız devleti nükleer silah denemeleri yapıyor.
Nükleer denemeler yeraltı, sualtı ve atmosferde yapılabiliniyor. Atmosferde ve sualtında yapılan denemeler, sonrasında açığa çıkan nükleer atıkların tehlikeli oluşu nedeniyle 1963 yılında, nükleer silah denemelerinin yüzde 75’ini oluşturan yeraltı denemeleri de atıkların insan hayatını tehdit edecek düzeyde yerin üstüne ulaşabileceği sebebiyle 1996 yılında yasaklandı. Ancak bu denemelerin hangi ülke tarafından, hangi maksatla ve nerede yapıldığına bakılmaksızın yasaklayan “Nükleer Denemelerin Yasaklanması Anlaşması” nükleer teknolojiye sahip bütün ülkelerin tamamı tarafından imzalanmadığı için bir türlü yürürlüğe giremiyor.
Bir yerde Nükleer santral denemesi yapılıp yapılmadığı Uluslararası Görüntüleme Sistemi (IMS) tarafından izleniyor. Yeraltındaki denemeler sismik dalgaların, sualtında yapılan denemeler suda yayılan ses dalgalarının ve atmosferde yapılan denemeler de insanların algılayabileceğinden çok daha düşük frekanstaki ses dalgalarının ölçülmesiyle anlaşılabiliyor.
Tarihte nükleer silah denemeleri hiç bir zaman bilim adına yapılmadı. Nükleer silahların üretilmesinin tek bir sebebi var; GÜÇ SAVAŞLARI...
Nisan 1986’da o zamanki SSCB bünyesinde olan Ukrayna’da bulunan Çernobil nükleer santralinde çıkan yangın sonrası radyoaktif sızıntı meydana gelmiş ve bu olay birçok devleti ciddi anlamda etkilemişti.
Olası bir nükleer santral kazası ihtimaline karşı ne yapmak gerekiyor?
Bir nükleer sızıntısı veya patlaması esnasında ilk etkilenecek organımız tiroid bezlerimiz. Yeterince iyotla (Jod) dolu olmayan tiroid bezleri, patlamada oluşan radyoaktif iyotu hiç kaçırmadan hemen depolamaya koyuluyor. Bunun önüne geçebilmek için sızıntı veya patlamadan en az üç saat önce yüksek dozda iyot haplarının alınması gerekiyor. Ancak hapların daha erkenden alınması da insan hayatı açısından risk oluşturacağı için, bu haplar Almanya’da merkezi bir yerde depolanıyor ve önceden dağıtımına sadece istisnai durumlarda ve yalnızca çok sınırlı bir alan için izin veriliyor. Bu durumda insanların iyot hapına ulaşma ve ulaşsa bile zamanlamayı tutturma riski var. Ayrıca Alman Radyasyondan Korunma Komisyonu 45 yaş üstü kişilerin iyot hapını almamasını öneriyor, çünkü ilacın yan etkileri ileriki dönemlerde tiroid bezi kanserine yakalanma riskinden daha fazla.
Almanya’nın Nord Rhein Westfalen Eyaleti’nde ve tıpkı Freiburg gibi üç ülkenin sınırında (Almanya, Belçika, Hollanda) bulunan Aachen şehri de Belçika’nın ikide bir radyoaktif sızıntı yapan tartışmalı Tihange 2 nükleer santraline 70 kilometreden daha az uzaklıkta bulunuyor. Sızıntılar nedeniyle zaman zaman geçici olarak kapatılan nükleer santral, çalışmalarını hâlâ sürdürüyor.
Olası nükleer sızıntı, kaza veya silah patlamasında ne yapmalısınız?
Öncelikle haber kanalları ve radyoları takip etmelisiniz. Nükleer bombalar kritik ve jeopolitik önemi olan bölgelere atılsa dahi, atıldığı yerin kilometrelerce uzağında bile büyük bir etki oluşturuyor.
Olası nükleer tehlike durumunda mutlaka sirenler çalacaktır. Yanıcı, patlayıcı ve kesici maddelerden, pencerelerden kesinlikle uzak durun.
Patlamaya çıplak gözle bakmayın. Başınızı ve gözlerinizi koruyarak sizi koruyacak bir yere yüz üstü yatın.Vücudunuzun çıplak bölgelerini giysilerinizle örtün. (Yat, kapan, Örtün!)
Isı, ışık ve yıkılma tehlikesi geçtikten sonra, en yakın sığınağa gidin. Evdeyseniz, önceden edindiğiniz FFP3 maskesi ve dalgıç gözlüğünü takın. Pencere camlarını sızıntıya karşı silikon veya macun çekerek güvene alın.
İtfaiye veya başka kurumlardan yardım beklemeyin, o anda herkesin kendi çoluk çocuğunun derdine düşeceğini unutmayın. (Bknz: Fukushima Nükleer Faciası 2011)
Herşeyden önce yapılması gereken ise şu: Nükleer silahlanmaya karşı durun, alanlara çıkın, sesinizi yükseltin.