Bütün insanlık tarihi boyunca, insan denen canlı türü çok büyük felaketler yahut modern adlandırmayla söylersek büyük krizler yaşamışlardır. Bu kiriz yahut felaketlerin önemli bir bölümünü doğal sebeplerden ötürü gerçekleşmiştir. Yanardağ patlaması, deprem, sel, kuraklık ve buna bağlı kıtlık vb felaketler en ilkel insan toplulukları döneminden bugüne insan topluluklarının yaşamlarını, sosyolojisini, davranış, alışkanlık ve yaşam biçimlerini alt üst etmiştir. Bütün bu felaketlerden korunabilmek için insan toplulukları, klanlar, kabileler, aşiretler yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalmış, çok büyük göçler yaşanmıştır.

Bir yanardağın verebileceği zararı ancak yanardağ patladıktan sonra anlayabilmişler yahut yerleştikleri yerlerde deprem gerçekleştiği, sel baskınına müsait olduğunu, çığ düştüğünü gözlemlediklerinde yaşam alanlarını değiştirmek zorunda kalmışlardır. Bazen de uzun süren kuraklık dönemleri yine insan topluluklarının yer değiştirmesi üzerinde önemli bir etki yaratmıştır. Bütün bunlar doğanın kendi iç dengesi içerisinde var olan davranışlardır ve insan toplulukları bu konuda doğa ile inatlaşarak değil, doğa ile bir denge tutturarak, kendilerini ve yaşam alışkanlıklarını doğal dengenin bir parçası kılarak bir varlık inşası gerçekleştirmişlerdir. ve süreç içerisinde bu konuda edinilen muazzam deneyim insanın başarılı bir şekilde varlığını korumasını ve geliştirmesini sağlamıştır.

Ancak edindiği bilgileri ve deneyimleri aktararak ve büyüterek yarattığı muazzam gelişim insan türü ile doğadaki diğer varlıklar arasında büyük dengesizlikler ortaya çıkarmış ve insanın tüm doğa üzerinde büyük bir tahakküm oluşturması sonucunu ortaya çıkarmıştır. Bu gelişme ve tahakküm ne insan türünün ne de doğadaki diğer türlerin ve varlıkların yararına olmuştur. Egemenlikli dönemin başlamasından itibaren insan türünün sahip olduğu teknolojik gelişmeler, bilgi, birikim ve deneyimler, elde edilen değerler, üretimler asla insan topluluklarının yararına ve doğanın dengesinin korunmasına hizmet edecek şekilde kullanılmamıştır. Bütün bu birikimler sadece ve sadece tüm yeryüzünde bir küçük egemen grubun yararını gözetecek şekilde örgütlendirilmiş ve kullanılmıştır. Durum böyle olunca da hem insan türü hem de doğadaki tüm varlıklar için sayısız felaket insan eliyle yaratılmıştır.

Ne milyonca insanın öldüğü salgınlardan sonra, ne milyonlarca insanın öldüğü savaşlardan sonra bu küçük grup egemenliğine dair dünya düzenini bir bütün olarak yeryüzünden silmek mümkün olmamıştır. Şüphesiz insan eliyle yaratılan bu büyük felaketler sonrası büyük sorgulamalar gelişmiş, eşitlikçi ortakçı bir yaşamın kurulmasına dair hem fikir düzeyinde hem de pratikte önemli gelişmeler yaşanmıştır. Din ve devlet gibi en güçlü tahakküm araçları büyük itibar ve prestij kaybı yaşamıştır. Ancak mutlak kurtuluşu yeryüzünde hakim kılacak bir gelişme yaşanmamıştır. Bilakis iktidarlar bu felaketleri maniple etmeyi ve insana unutturmayı başarabilmişlerdir.

İnsanı insan kılan en önemli özelliği olan hafıza, iktidarların tasarrufuna geçmiş ve bugünden yarına bile, aynı nesil içerisinde bile bir felaketin bilgi ve deneyimi yarına aktarılamaz olmuştur. Diyelim ki İstanbul gibi bir yerleşim alanı tüm uzmanlar hatta devletin kendisi tarafından bile mutlak bir deprem bölgesi olarak tanımlandığı ve olası bir depremde milyonlarca insanın öleceği söylendiği halde bu şehrin nüfusunun her yıl bir milyon kişi artması neyle izah edilebilir. Ya da yaşan hiçbir savaştan insanların yararına bir sonuç çıkmadığı görüldüğü halde neden hiçbir halk bu silahlanma yarışına bir itirazda bulunmaz.

Mesela şu anda yaşanan salgın felaketi karşısında devletlerin imkansızlıktan değil imkanların savaş sanayine harcanması, bir grup sermayedarın sermaye varlığını korunmasına harcandığı için çare olmadığı neden görülmez. Her devlet sadece elindeki askeri sanayiyi ve askeri varlığını sağlık sektörünün hizmetine soksa bu salgının yeryüzünden silinmesi belki de birkaç haftalık bir iştir. Bu salgın bütün yaşam alışkanlıklarımızı değiştirmekteyken iktidarların sorgulanmasında da güçlü bir fırtına yaratma potansiyeline sahiptir.