AKP’li İçişleri Bakanı İdris Naim Şener’in cahilliği, Tayyip Erdoğan’ın pervasızlığı, Bülent Arınç’ın Kürtleri aşağılayan küstahlığı, Egemen Bağış’ın yeni yetme cahilliği yeni Türkiye’nin siyasal tiplerini karakterize ediyor. Bu siyasal tiplerin izdüşümü olarak medyada da önemli oranda karşılığı oluştu. Polislikten devşirme yazarlar gazetelerde, 3. kalitede profesör doktorlar akademik alanda AKP’nin yeni Türkiye tiplerine karşılık gelirler. Ancak dönemin siyasal ortamını şekillendiren iki tipi daha eklemek gerekiyor. Bu tiplerden birincisi Fethullah Gülen, diğeri ise Kemal Burkay. Fethullah Gülen bir kişi değil. Medyası, şirketleri, okulları, devlet bürokrasisindeki savcısı, yargıcı, polisi ile tam bir şebeke oluşturmuş durumda. Fethullah Gülen denilince yalandan beslenen kirli gazeteleri, hergün kin ve nefret içeren yayınları ile düzinelerce televizyon kanalları aklımıza geliyor.
Dolayısıyla Fethullah Gülen, yalan haber yazan gazeteler, gaz bombası ve silah kullanan polisler, önüne geleni tutuklayan savcılar ve Roboskî’de sivilleri katledecek kadar ileri gidenlerin toplamından oluşan bir fenomendir. İslam ile çıkarı dışında bir alakası olmayan bu Fethullah Gülen; Özgür Gündem Gazetesi’nde yazdığım “AKP’nin sinsi Kürt planı” “Fethullah Gülen’in deprem yorumları”, “Bel’am Fetulla(!) Gülen’in istihbaraçıları kim?” “Fethullah Gülen savaş sahasına indi” başlıklı yazılarla ilgili avukatı Orhan Erdemli aracılığı ile Beyoğlu noterliğine başvurmuş.
Fethullah Gülen avukatı aracılığı ile kendisine “hakaret” ettiğimiz iddiasında bulunuyor. Ve gönderdiği yazıda da diyor ki, “Sayın Gülen’in Kürt halkına yönelik; hakaret, ırkçılık, düşmanlık, ölüm, katliam… içeren bir tek sözü dahi bulunmamaktadır. Aksi durum veya düşünce Sayın Gülen’in inanç dünyasına aykırıdır.”
Şimdi biz nasıl inanacağız Fethullah Gülen’e!.. Kendi orijinal ses kayıtlarından “500, 5 bin hatta 50 bin de olsa kökü kurutulmalı. Altları üstlerine getirilmeli. Ocaklarına ateş düşürülmeli” sözlerini dinledik. Bu sözler Fethullah Gülen şebekesinin resmi internet sitesi Herkül’de yer aldı. Bütün dünya alem bunu biliyor. Peki niye hemen böyle kendini savunmaya geçti ki!..
Zaten 5 yıldızlı otellerde “Yaşatma İdeali” isimli kitabının tanıtımını yapan Fethullah Gülen, Kürdistan’da ve Türkiye kamuoyunda çizilen karizmasını yeniden inşaa etmek istiyor. Oysa çizilen karizma, kırılan vazo gibidir. Kıralan vazoyu eskisi gibi yapmak zordur. O vazo kırıklarından yeni bir vazo yapabilirsiniz ama yaptığınız vazo eskisi olmaz. Doğası gereği öyledir. Fethullah Gülen için de bu geçerlidir. Fethullah Gülen, artık eksi Fethullah Gülen değildir. Gerçek yüzü ve niyeti ortaya çıkmış, Kürt karşıtı, dini tüccar olarak kullanan, gazeteleri, polisleri ve sacıları ile Kürt avını koordine eden şebekinin başındadır. Tehlikeli ve faşist özellikleri Türkiye’de yürütülen devlet politikasına şekil vermektedir. Bu artık çırılçıplak bir gerçektir. Kürtler bunun fazlasıyla farkındadır.
Gelelim AKP’nin inşaa ettiği yeni Türkiye’nin tipi olarak öne çıkan Kemal Burkay’a. Burkay da Fethullah Gülen’in ayarında olmasa da o zihniyete ortak olan biridir. Burkay’ın oluşturduğu dil, boy gösterdiği medya kuruluşları ve kendisini savunma biçimi aynı Fethullah Gülen’le aynıdır. Fethullah Gülen’in din tüccarlığı, Kemal Burkay’ın Kürt tüccarlığı ile aynıdır. Kemal Burkay’ın Genel Sekreteri olduğu Türkiye Kürdistanı Sosyalist Partisi Kuruluş Kongresinde MK ve Politbüro üyeliğine seçilen  ve askeri komite sorumsulu olan Rojan Hazım ANF’ye yazdığı yazısında, Burkay’ın PKK ve örgütlü Kürt mücadelesine karşıtlığının geçmişten beri devam ettiğine dikkat çekti. Ve şu tanımlamayı yaptı;
“Burkay, 60’lı yıllardan beri gerek teorik gerekse pratik düzeyde, Kürt ve Kürdistan davasının içten ve dıştan likide edilmesi için çalışan politik meczuptur.”
Bu tanımlama son dönemdeki Kemal Burkay’ın özelliklerini tamamen ortaya koyuyor. Dolayısıyla Fethullah Gülen ve Kemal Burkay ikilisi Yeşil Türk faşizminin değirmenine su taşımaktadır. Fethullah Gülen polis-medya-hukuk ve sermaye tarafından oluşturulan şebekenin başındadır. Burkay da devlet-medya-para üçgeninde oluşturulan şebekenin kontrKürt politikası masasındadır. Ama ikisinin de karizması fena halde çizilmiştir. Ve ikisi de savunmaya geçmiştir.